Kürt veya Arap veya Ermeni bir Türkiye vatandaşı; bir
taraftan Ermenilerle yakın ilişkide olacak ve örnek olarak Ermenilerin
Türkiye’ye olan ilişkilerini sağlıklı kılmaya çalışacak, diğer taraftan
Türkiye’nin de sağlıklı bir devlet sahibi olması için çalışacaktır.
Ben Müslümanım, dolayısıyla dünya Müslümanlarıyla daha fazla
ilgilenirim. Ben Gürcüyüm, dünya Gürcüleriyle daha çok ilgilenirim; ben
Arnavutum veya Boşnakım, dünya Arnavutlarıyla veya Boşnaklarıyla daha çok
ilgilenirim. Müslümanlarla Türkiye Müslümanlarının çıkarlarını
paralelleştirmeye çalışırım, Arnavut ve Boşnaklarla Türklerin çıkarlarını
beraberleştiririm. Bende “din” anlayışı “ırk”tan daha ağır bastığı için dünyadaki
herhangi bir dindar ırkı kendi ırkımdan kendime daha yakın bulurum. Bir başka
insanda “din” yerine “ırkçılık” daha önemli olur, o da kendi ırkıyla
ilgilenebilir. Türkiye’nin çıkarları ile birleştirmek şartıyla bu yakınlığı
duyma zararlı değil yararlıdır. Böylece hem Türkiye her bakımdan zengin bir
ülke olur hem de dünya yani insanlık bundan yararlanır.
Yahudiler değişik ülkelerde dağınık olarak yaşamakta,
böylece insanlığın ekonomik birliğini sağlamaktadırlar. Bu kendileri için
yararlı olduğu gibi bu sayede insanlığın uygarlaşmasını da sağlamışlardır. Ne
var ki sömürü sermayesi sahibi Yahudiler çıkar paralelliğini çıkar çatışmasına
dönüştürdüler. Devletleri sömürmekte, bu sömürülerini sürdürmek
istemektedirler. Yani vücudun organları yaşayamaz hâle gelmiştir. (Dün yazdık.)
***
Öcalan ya idam edilmeli, böylece onun fitnesinden
kurtulmalıydık yahut şimdi serbest bırakılmalı ve dünya Kürtlerini organize
etme görevi ona verilmelidir. Böylece ülkede yaşayan Kürtler ile dünyada
yaşayan Kürtler insanlığa karşı kendilerine düşen görevleri yerine
getirmelidirler. Görevlerinin neler olduğunu tarihî gelişmeler belirleyecektir…
Fitne ve fesadın başı olan sömürü sermayesine de bir
hatırlatma yapalım:
Sömürü sermayesi de artık bugüne kadarki siyasetini
değiştirmeli, Yahudileri organize ederek insanlığın çıkarları için hizmetlerine
devam etmeli, özellikle FAİZ sömürüsünden ve SAVAŞ fitnesinden vazgeçmelidir.
Aksi halde akıbetinin ne olacağını en iyi kendisi bilir.
***
Tekrar Kürt sorununa dönelim. Kürtler henüz devlet yönetecek
durumda değildir. Kürtlerin de devleti olacaktır ama bu ancak 100 veya 200 sene
sonranın projesi olabilir.
“Adil Düzen”de devletler yüze yakın illere ayrılır.
Bir ilin nüfusu 300 binden az, bir milyondan fazla olamaz.
İç güvenliklerini iller kendileri sağlarlar, savunma
bakımından devlete tâbi olurlar.
PKK, değişik sorunları olan insanların sermaye tarafından
organizesi ve finansesidir. Bu sorun ancak “bucak ile il sistemi” ve “hicret
demokrasisi” ile çözülür.
Kürt sorunu Kürtlerin veya PKK’lıların sorunu değildir; Türk
devletinin sömürü sermayesinin emrinde olması sorunudur; daha doğrusu “Adil
Düzen”e geçmemesi sorunudur.
- Kürt halkı dindardır.
- Kürt halkı aşiret hayatı yaşamaktadır.
- Aşiret sisteminde beyler ile din adamları birlikte toplulukları
yönetir.
- Medreseleri kapatır, halka zulmeder, aşiret başkanlarını
tehcir ederseniz PKK doğar.
***
Biz Türkiye’nin veya Türklerin, Kürtlerin, Gürcülerin,
Arnavutların, Boşnakların ve diğerlerinin sorunları ile değil, insanların yani
bütün beşeriyetin sorunları ile uğraşıyoruz.
DEVLET güçlü olacak ve ülkeyi savunacak…
İLLER güçlü olacak ve iç güvenliği sağlayacaklar...
BUCAKLAR bağımsız olacak ve halk istediği gibi yaşayacak...
Yazdıklarımız “ADİL DÜZEN”in çare ve çözümleridir; bu
çözümlerden yararlanmak için ise önce “zalim düzen”den vazgeçip bu çözümlere
inanmak ve “Adil Düzen çözümlerini görmedik-duymadık-konuşmuyoruz” anlayışından
kurtulmak gerekmektedir. (Devamı var.)