‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…
çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…
Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam…
“Men katele nefsen / Kim bir nefsi katlederse” (Maide 32)
“Men”in içine akıl hastaları veya çocuklar dahil midir?
Evet, kaza ile de olsa, hata ile de olsa, biri diğerini katledince, kısas olmasa bile diyet olarak karşılığını ödemesi gerekmektedir. Buradaki “Men”in umumi olması diyetin her zaman ödenmesi gerektiğini ifade etmiş olur. Öldüren veya öldürülen söz konusu olmaksızın ölüm ve öldürme olayı sosyal bir olaydır, tüm topluluğun ilgilenmesi gerekir.
Nefs nerde başlar?
Doğmuş olan herkes nefstir. Doğmadan anne karnındaki çocuğu öldürmek de nefsi öldürmektir. O da nefs içine dahil midir? Kur’an’da hayat nefesle alakalandırılmıştır. Sağ doğmuş olma üzerinde çeşitli görüşler vardır. Bize göre en sağlam görüş nefesin alınmasıdır. Çocuk anne karnında annesinin ciğeri ile yaşar. Yani kirlenen kan annesinin akciğerinde temizlenir. Dolayısıyla akciğer henüz büyümüş değildir, hava alıp verme durumunda değildir. Doğduktan sonra hava ile temasa geçen ciğerler birden büyür ve nefes alıp verecek hal alır. Nefs yani kişilik işte burada başlar. O halde çocuğun sağ doğup doğmadığını belirlemenin yolu ciğerlere bakmaktır. Ciğerler büyümüşse sağ doğmuş olur.
Bu ayetin bize öğrettiği şey, insanın katledilmesi canlı doğması ile alakalıdır. Doğmadan çocuğun aldırılması bu ayetin şümulüne girmez. İnsanın kişiliği döllenme ile başlar. Erkek veya kadın olarak belirlendiği gibi, genetik kişiliği de oluşmuş olur. Sağ doğmayan çocuğun diyetini akilesi ödemediği gibi kısas yapılmaz. Diyet de onda bire kadar düşürülür.
Doğumu tarif ettiğimiz gibi ölümü de tarif etmemiz gerekir. Kalbin durması, kanın ciğerlerde temizlenmemesi durumu ölümdür. Ne var ki bazı hallerde kalp durmakta, sonra suni olarak çalıştırılabilmektedir. Kalp ne kadar zamanda durursa ölüm gerçekleşmiş sayılır?
Kalbin çalışması kişinin sağ olduğu anlamına gelmez.
Ölüm beyindeki elektrik aktivitenin tamamen durmasıdır. Bu EEG ile ölçülebilir veya vücuttaki tüm reflekslerin total olarak olmaması ile anlaşılır. Böyle bir durumdaki kimsenin organları alınıp başkasına nakledilebilir.
“Bi-gayri nefsin / Bi gayri nefsin” (Maide 32)
Başka bir nefis sebebiyle olmaksızın denmektedir.
Buradaki “Bi” bedeliyet bi’sidir. “Bi'nî beyteke bi hamsin” dersem, elli lira bedelle evi bana sat anlamına gelir. Nefsin gayrisi sebebiyle katleden, “bi-gayri katli nefsin” demektir.
Bir kimse birini öldürmüşse ona karşılık o da öldürülür. Buna kısas denmektedir. Kısasın istisnaları vardır. Âm/genel olan bir lafız başka yerlerde tahsis edilmiş olabilir. Kur’an inzal olduğu için yani bize cümleten vahideten geldiği için bütün hükümler orada mevcuttur. Dolayısıyla kitabın içinde âm/genel olan lafız her zaman tahsis edilmektedir.
Biz ne Kur’an’daki sıraya bakarak ne de nüzul tarihine göre mana veririz. Dolayısıyla hâslar âmları tahsis eder. Kur’an aynı zamanda tenzildir, yani peyderpey nazil olmaktadır. O da icma ve içtihatlarla ilgilidir. İçtihadımızın değişmesi ile şeriatın hükümleri değişmiş olur.
Kısasın uygulanmadığı yerler aşağıda belirlenmiştir.
- Öldürme kastı yoksa kısas uygulanmaz. Dövme kastı var ama öldürme kastı yoksa yine kısas uygulanmaz. Dövme kısası uygulanır.
- Bir nefis karşılığı kısas yapmak üzere öldüren de öldürülmez. Bu sebepledir ki başkan birisini kamu çıkarı için öldürmüşse kısas uygulanmaz, diyet ödenir.
- Affedilirse diyete dönüşür ve kısas uygulanmaz.
- Katil ilçesini terk ederse, kaçarsa, diyete dönüşür, kısas uygulanmaz. Diyeti ödememiş olsa bile Mekke şehrine giren oradan çıkıncıya kadar kısas uygulanmaz; oradaki öldürmelere kısas uygulanır. (Devamı var)