‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…
çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…
Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam…
***
“Fe bease Allahu guraben/ Allah bir gurabı (kargayı) ba’setti (gönderdi)” (Maide 31)
Bu ayette gurabın (karganın) Allah tarafından vazifelendirildiği ifade edilmekte. Burası önemlidir. Demek ki Allah insanlara bir şeyi bildirmek istediği zaman bir hayvana ilham etmekte, hayvan da bazı hareketleriyle tebliğ yapmaktadır. Rüyaların tabiri yanında hadiselerin de tevili vardır. Kıyas yoluyla insan da bir hayvan olduğuna göre, Allah onu bize göndertebilir. Hissi kable’l-vuku dedikleri olaylar olur. İçinizde bir şey yapmak doğar. Mesela, ‘ben kardeşimi ziyaret edeyim’ dersiniz. Gidersiniz, bakarsınız ki gitmeniz gereken bir iş veya durum vardır. Öyleyse hepimizin, diğer insanların yaptıklarını, bize ders olsun diye Allah yaptırıyor ve bize gösteriyor. Hadiseleri yorumlamak budur.
Biz yıllar öncesinden beri iddia ediyoruz: Türkler III. bin yıl medeniyetini kurmakla görevlidirler. Biz bunu hamasetimizden değil, Kur’an’ın bir ayetiyle istidlâl ettik. Hz. Musa Medyen’den çıkıp yolda Allah’tan hitap alınca, Allah ona, “Vestana’tüke linefsî / Ben seni kendim için oluşturdum” (Taha 20/41) diyor. Demek ki Allah görev vereceği kimseleri önceden hazırlar, uygarlıkları seçtiği kavimlere yaptırır, onları yetiştirir.
Türkiye, üç asırdır Batı uygarlığı ile İslâm uygarlığını birleştirmeye çalışmaktadır. “Adil Düzen” bunun sentezini yapmıştır. Mustafa Kemal, ‘muasır medeniyetin fevkine çıkacağız’ diyor. Adnan Menderes, ‘Türkiye Müslümandır ve Müslüman kalacaktır’ diyor. Prof. Dr. Necmettin Erbakan “Büyük Türkiye” ideali ile ömrünü bitirdi.
Bir Amerikalı 2009’da kitap yazmış ve Türkiye’nin gelecekte süper güç olacağını anlatmış. İşte bütün bunlar bizim için bir tebliğdir, bir işarettir. Ne olursa olsun, kim olursa olsun, biri gelip de size bir şey söylediği zaman onu değerlendirmeniz gerekir. Söylenen sözlere karşı dilsiz, sağır ve kör olmamamız gerekir. Her söylenene inanacaksınız demiyoruz, her söyleneni değerlendirmeniz gerekir diyoruz.
Birkaç gün sonra (yani o dönemde) seçim var. Biraz önce Devlet Bahçeli konuşuyor: AK Parti yüzde kırkın üzerinde oy alacak diyorlar. Halka sorduğunuz zaman şikâyetçi olmadığı alan yok ama yine de AK Parti’ye oy veriyorlar. Soruyor: Bu nasıl mantık? On senedir düzeltemeyen AK Parti şimdi mi düzeltecek? Bu söze AK Parti kulak vermelidir. Allah AK Parti’den bir şey istiyor, düzelt artık diyor. Siyasiler AK Parti’ye saldıracaklarına, geleceğin büyük Türkiye’sine nasıl katkıda bulunacaklarını ortaya koymaları gerekir.
“Yebhasü fî’l-erdi / Arzda bahsediyordu” (Maide 31)
“Bahsetmek” eşmek demektir. Kuşlar böcekleri bulmak için bahsederler, eşerler.
“Bahs” kökü Kur’an’da bir defa geçmektedir. “Ba's” kelimesi ile akrabalığı vardır.
Allah, Cebrail’i göndereceğine kargayı göndermiştir. Karga, yırtıcı hayvandır. Canlıları diri diri yakalar, onları parçalar ve yer. Katil kardeş de canavarlık yapmıştır. Allah ona meleği değil, yırtıcı hayvanı öğretmek üzere göndermiştir. O hayvan toprağı kazmıştır.
İlk defa bir insan ölüyordu. İlk insan katillikle ölmüştür. Diğer hayvanların etleri başka hayvanların yemidir. Dolayısıyla ölünce üşüşüp onun cesedini ortadan kaldırırlar. Oysa insan hiçbir hayvanın yiyeceği olmadığı için insanı dışarıda bırakırsanız çürür, kokar, hastalık merkezi olur. Bu sebepledir ki Allah ölen insanların gömülmesini emretmiştir.
Hz. Âdem peygamberdir ama vahiy ona gelmemiş, karga ona öğretmiştir.
Bugün teknolojide insanlar çok ileri gitmişlerdir. Birçok konularda hayvanları geçmişler, bitkileri de geçmişlerdir. Mesela, hayvanlar kuzey kutbundan güney kutbuna uçarak gidiyorlar. Bu hususta insanların hayvanları geçtiği iddia edilemez. Ama insanlar uzay dışına çıktılar demek onları geçtiler demektir. Buradan Amerika’daki biri ile konuşmayı hayvanlar yapamamaktadır. Bilgisayarımız vardır. Ama onların daha gelişmişi vardır. (Devamı var)