Kalpten kalbe yol vardır, sevgi gönülden gönle akar.

Ses vardır yürekten gelir, ses vardır dudaktan öylesine çıkar gider.

Çağlayan Meydanı tarihe bir tanıklık daha yaptı. Bu üçüncü büyük tanıklık. Her üç tanıklığın biri birinden güzel ve iyi. Olgunluğun, sevginin ve sevdanın doruğunu oluşturan bir güzellik. Tarih böylelerini pek yaşamaz. Tarih böylelerine her zaman tanıklık etmez.

Niyet halis ve iyi olunca Allah fazlasıyla veriyor. Çaba samimi ve içten olunca karşılık buluyor.

Kudüs : Medeniyetimizin merkezi. Kudüs tarihin tanıklığında en güzelini Müslümanlarla yaşadı. Kudüs zulmün karanlığını kendisinde olmayınca yaşadı. Ruhuyla buluşmayınca. Kudüs, İstanbul un gözlerinin içine bakıyor. Payitahta bakıyor, dünyanın başkentine, hilafet merkezine bakıyor. İstanbul Filistinlinin başkentidir, ve o onunla emindir.

İstanbul kendisine düşeni kendi ruhunun mensuplarıyla gerçekleştiriyor.

İyi ki bu yüz yılda Milli Görüş var. İyi ki Müslümanları, mazlumları, insanlığı temsil eden bir görüşü, düşüncesi ve duygusu var. İyi ki onları temsil eden bir partisi var: Saadet Partisi var. İyi ki Müslümanların haklarını savunan bir partisi var. Olmasaydı ne olacaktı bu Müslümanların hali. Kim savunacaktı onların haklarını ve acılarını, kim paylaşacaktı. Kim yardımına koşacaktı mazlumların, kim ses verecekti sağır dünyanın kulaklarına

Dünya bir uyku halinde, bir donmuşluk içinde, bir körlük ve sağırlık içinde. Kim umursar Filistinli çocukların ölümünü ve kanlı yüzlerini, kim umursar kadınların çığlıklarını ve canhıraşlarını.

İyi ki Saadet Partisi var da mazlumların sesini dünyaya haykırıyor. İyi ki onlar var da bir tarihi yeniden yaşatıyor ve yeniden insanlığın umudu oluyor.

Yenilmiş insanların üzerindeki tozları silkiyor, yenilgi diye bir şey yoktur onu anımsatıyor. Her sabah yeniden nasıl hayata başlanıyorsa öyle başlıyor hayata ve bunun bir bilinç olduğunu söylüyor, ihsas ettiriyor.

Tarih, karanlık yüzlü değildir tarihin yüzünü karartanlar vardır. Tarihin yüzüne perdeler çekenler vardır, ve karanlık perdelerin anları vardır.

Aydınlık yüzlü insanlar tarihe ışık tutarlar ve karanlığı dağıtırlar.

Çağlayan da Filistinli kardeşleri ve Kudüs şehri için yüz binleri bulan aydınlık yüzlü insanlar meydandaydı. Yüz binler, sefayı, keyfi; eğlenceyi bir yana bırakarak Filistinli kardeşlerinin acılarını paylaşmak üzere acılar içinde meydandaydı. Dua için meydandaydı, dünyaya bir haykırış olsun için meydandaydı. Tarihin yönünü değiştirsin diye meydandaydı.

Sesin gücü bazen kılıçtan keskindir.

Duanın gücü her şeyin üzerindedir. Nerede ne olacağı bilinmez.

Zalimin korkusu yüreğindedir. Zalimler korkuyla ölürler.

Zalimin tanıklığını tarih yapar, onları ibreti âlem için taşlaştırır. Ve insanlık onların taş yüzlerini lanetler.

Bizim köyde lânetlik mevkii var, üç küme taş yığını. Gelen geçen orayı tükürükleriyle lânetler geçer. Üzerine bir taş daha atar. Ağırlaşırır yükünü her geçen gün.

Bir lânetlik şeytan var "La netü l-aleyhilâne" denir ona.

Tarihin lânetlediği milletler abad olmazlar, onların yüzlerinde kara lekeler olur.

Dünyanın öfkeli bakışları lânetlilerin yüzünedir. Onlar istedikleri kadar havari kesilsinler.

Müslümanlar, tarihin ve dünyanın aydınlık yüzüdür. Yüzlerinin ışığı dünyayı aydınlatır. Tarihin tanıklığında insanlığın yüz akıdır.

Çağlayan daydık bir duru su gibi.

Çağlayandaydık, aydınlık yüzlüler ordusu gibi.

Çağlayandaydık onurlu duruşlu olmak için.

Karanlık örtüleri kalktı yeryüzünün. İnsanlığının onurunun görünüşü belirdi.

Kudüs ten İstanbul a, İstanbul dan Kudüs e bir gönül köprüsü kuruldu. Oradan aşk ve sevgi akar. Gönül ehli dil ile söyleşir, yabancı ruhlar o dilden anlamaz.

Ey gönül erleri ömrünüz bereketli, yolunuz aydınlık, geleceğiniz güzel olsun. Başka ne dilenir bilmem ki. Siz söyleyeceğinizi söylediniz.