OLAYI bilirsiniz! Fabl türündeki Alice Harikalar Diyarında adlı eserde, bir köpek tenha bir yolda saatlerce koşar da koşar. Sonra karşısına iki yol çıkar. Hangi yoldan gitsem, diye düşünür. Şu yargıya varır: “Nereye gideceğini bilmedikten sonra hangi yoldan gitsen faydası yok.” Türkiye’deki ekonomik kriz biraz da bu olaya benziyor. Manzarayı birlikte yaşıyoruz: Doların ateşi yükseliyor. Zamlar günlük hale geldi. Soğukta, yağışlı havada ucuz ekmek kuyrukları… Zengin ile fakir arasındaki makas iyice açıldı. Tohum, gübre, akaryakıt gibi girdilerin maliyetleri, çiftçiyi arazisini ekemez duruma getirdi. Adil paylaşım yok. Ehliyet, liyakat hak getire. Büyük çoğunluğun yüzü gülmüyor. Kriz Kovid-19’u bile unutturdu.

Türkiye büyük ülke! Allah’ın izniyle bu krizi “birlikte” aşarız. Hükümete teklifim: Kriz 84 milyon Türkiye olarak “birlikte” çözülür. Hükümeti de bu millet seçti, muhalefet partilerini de. 600 milletvekili millî irade sonucu TBMM’ye geldi. Niçin el ele vermiyorsunuz? Niçin krizi TBMM’de “özel gündem”le görüşmüyorsunuz? Lütfen, görevinizi bilin! Nice sıkıntılar yaşadık. 17-25 Aralık operasyonu, 15 Temmuz kalkışması, Kanal İstanbul, Türkiye’nin bütününü saran orman yangınları, depremler, sel felâketleri, Kovid-19 belası, şimdi de ekonomik kriz… Bunlar yaşanırken siyasiler birbiriyle meydan ve ekranlardan konuştular. İtham ettiler, restleştiler, birbirlerine lâf yetiştirdiler. Sizin bir araya gelip Türkiye’nin tamamını ilgilendiren bu olayları “birlikte müzakere etme” mecaliniz yok mu?

AKIL AKILDAN ÜSTÜN

EY yöneticiler! Biden’la, Putin’le, Macron’la görüşmek için uzak ülkelere gidiyorsunuz! Ne olur, bir de aynı şehirde, Ankara’da oturduğunuz 84 milyon vatandaşın temsilcileri ile de görüşün! Hele AKP… “Ortak akıl” diye iktidara geldi. Şimdi, niçin söylediğinizi yerine getirmiyorsunuz? Almanya eski Başbakanı Merkel’in son Türkiye ziyaretinde, “Siz de başkanlık sistemine geçin!” denildiğinde, “Biz birbirimizle iyi anlaşıyoruz” demişti. Peki, Türkiye yöneticileri hep birbirine “yabancı” gibi mi duracak? Halk size bu görevi, “konuşun, anlaşın, uzlaşın, problemleri çözün” diye verdi. Bu, “Türkiye modeli”dir.

Bu yapılmayınca, aynı partinin yöneticileri şaşkınlıkla “model” arıyorlar. “Akıl” ithal malı değildir. Hükümet Çin modeli, Güney Kore modelini konuşuyor. O ülkeler kendi şartları içinde ekonomik başarıyı sağladılar. Çin’de Mao döneminin baskısı biliniyor. Burası Türkiye! Millî iradeyi tanıyan bir ülke! Hiçbir ülkenin başarısını Türkiye’ye monte edemezsiniz! Türkiye kendi gücünü, millî kaynaklarını seferber ederek kalkınır. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Arjantin modeline, yani iflasa gidiyoruz” uyarısı yapıp, iktidarın Çin, Güney Kore ve Türkiye tipi ekonomik modeli bilmediğini belirterek şunları anlattı: “Uygulanan, çökme noktasına gelen AK Parti modelidir. İktidar, bir bildiği varmış izlenimi oluşturmak istiyor. Devasa bir yangını bir bardak suyla söndürme gayretinde. Sadece ekonomik değil, çoklu bir krizle karşı karşıyayız. Türkiye bir yönetim krizi yaşıyor.” (15.12.2021)

ÇÖZÜM İÇİMİZDE

TÜRKİYE her alanda yetişmiş insan gücüne fazlası ile sahip. İktidar, diğer partilerle istişare sürecini başlatırsa, bunu açıkça görecektir. Gözünüzü “dış”a değil; “iç”e çevirin. Krizi çözmek istedikten sonra; bilimsel, reel, rasyonel çözümler bulmakta zorlanmazsınız. Kısa, orta ve uzun vadeli planlar yaparsınız. Ama bunların 84 milyonluk halkla “birlikte” yürümesi gerektiğini bilmelisiniz. Halktan fedakârlık bekliyorsunuz! İki kilo domates yerine iki domates; bir kilo kıyma yerine yarım kilo alın, diyorsunuz! Doğru! Türkiye’nin genelini etkileyen kriz, 84 milyonun hepsinin fedakârlığı ile çözülür. Bu “doğru”yu önce yöneticiler uygulamak zorunda. Kriz yönetimi böyle olur.

İsrafı önlemeli, tasarruf tedbirleri almalısınız. İcraatı, önce Saray’dan başlatmak şartıyla!. Saray’ın bir dakikalık masrafının 41 bin lira olduğu söylendi. Saray millete yük olmamalı. Şu anda Marmaris’te yazlık, Tatvan’da kışlık sarayların yapımı sürüyor. Bunların yapımını durdurduk, diyebilmelisiniz. İsraf, rüşvet, yolsuzlukla anılan; bazı bürokratlara 3-5 maaş verildiği konuşulan bir hükümetin tasarruf tedbirleri almaya gücü yetmez. Hükümet bunları yapacak veya gidecek! Yapmazsa, halkın gözü Saadet Partisi’nde! Genel Başkan Temel Karamollaoğlu, iktidara geldiklerinde halkın yarınlara korku değil; umutla bakacağını duyurdu: “Saadet iktidarında hiçbir suretle mahkemelere, hukuka müdahale edilmeyecek. Bakanlıklar, bürokratlar üzerindeki vesayet kalkacak. Her iş ehline verilecektir. İktidarımızda rüşvetin, yolsuzluğun kökünü kazıyacağız. İtibar kazanmak için israf yapılmayacak. Zayıflar kollanacak; partizanlık asla gündeme gelmeyecektir.”