Öyle mi?
Kimileri yeni Kral’ı öyle sevimli, öyle şirin gösteriyor ki, insan şaşırmadan edemiyor!
Sömürünün, emperyalizmin, mazlumların sırtında; zulmederek, işkence yaparak, öldürerek, katlederek, sömürerek, sinsi/hain/karanlık oyun ve planlarla oluşturulan, ‘üzerinde güneş batmayan bir imparatorluk!’
* “İslam düşmanlığı, zulüm, istibdat, hile ve hıyanet üzerine kurulan bir İngiliz İmparatorluğu!”
* “Kanada, Güney Afrika, Yeni Zelanda, Fiji, Pasifik adaları, Papua, Tonga, Avustralya, İngiliz Belucistanı, Birmanya, Aden, Somali, Borneo, Brunei, Sarawak, Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Hong-Kong, Çin’in bir kısmı, Kıbrıs, Malta, 1882’de Mısır, Sudan, Nijer, Nijerya, Kenya, Uganda, Zimbabve, Zambiya, Malavi, Bahama, Grenada, Guyana, Botsvana, Gambiya, Gana, Sierra Leone, Tanzanya, Singapur gibi devletler İngilizlerin hegemonyasındaydı, bir zamanlar. Bu devletler, dinlerini, dillerini, örf ve âdetlerini kaybetti. Yeraltı ve yerüstü zenginlikleri İngilizler tarafından sömürüldü.”
* “İngilizler, 19. yüzyıldaki istilaları sonunda, dünya topraklarının yaklaşık 4’te 1’ine, dünya nüfusunun da 4’te 1’inden ziyadesine sahipti. İngiliz müstemlekelerinin en mühimi Hindistan idi. İngilizlere cihan hakimiyetini temin eden, onun, 300 milyondan ziyade nüfusu ve nihayetsiz tabiî servetleriydi.”
* “Hindistan’ın diğer müstemlekelere nazaran çok önemli olmasının 2 sebebi vardı; birincisi, dünyayı sömürmelerine en büyük mâni olarak gördükleri İslamiyet’in Hindistan’da yayılması ve burada Müslümanların hâkim olmasıydı. İkincisi, Hindistan’ın tabiî zenginlikleriydi.”
* “İngilizler, Hindistan’ı muhafaza edebilmek için, Hindistan yolu üzerinde bulunan bütün İslam ülkelerine saldırmış, fitne ve fesad tohumları ekerek, kardeşi kardeşe kırdırmış ve bu ülkelere hâkim olarak, bütün tabiî zenginliklerini ve milli servetlerini hep kendi memleketine taşımıştır.”
* “Osmanlı İmparatorluğu’ndaki hareketleri titizlikle takip etmek ve çeşitli siyasi oyunlarla Osmanlıları Ruslarla harbe sokarak, Hindistan’a yardım elini uzatamayacak hâle getirip parçalamak ve yok edip işgal etmek, hain İngiliz siyasetinin esası idi!”
Daha neler, neler… Bizi de içine alan, sayfalara sığmayan zulüm, sömürü ve katliam listesi…
***
Son sözler; 1) Zulümle âbad olunmaz. 2) Alma mazlumun âhını, çıkar âheste âheste. 3) Zulüm kesinlikle kalıcı olamaz!
YÜZ YIL SONRA BİZİ TEKRAR KUŞATMAK İSTİYORLAR! ÇIKIŞ RABBİMİZİN YOLUNDA!
Bahaddin Elçi…
Hukukçu… Bayburt eski milletvekili. Millî Gazete yazarı. Saadet Partisi Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi…
Bahaddin Bey, Millî Gazete’mizde kendi köşesinde duygu ve düşüncelerini paylaşıyor. Zaman zaman da bana farklı notlar yolluyor. Ben de bu notları sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. İşte o notlardan bazıları:
*“Bayraktar bizim yüz akımız, Elhamdülillah!”
*“Ne yazık ki, İttihat - Terakki zihniyeti/Batılılaşma, İslam medeniyetinden uzaklaşma sorunumuz devam ediyor…”
*“Olumlu ne olacaksa, Batı ile değil, Batı’ya rağmen, biiznillah olacak. Rabbimizin kapısına, AB yolunu terkle yöneldiğimizde izzete kavuşabiliriz. Rabbimizin yoluna dönmedikçe kurtuluş olmaz. AB hukukuyla, siyasetiyle, velayetiyle köleliğimiz sürüp gider.”
*“Yüz yıl sonra tekrar bizi kuşatıyor, iç savaş ve dış işgal tehlikesini yaşatıyorlar… Bu kuşatmayı yarmak zorundayız... Bu, ancak Allah’ın yardımıyla mümkündür. ‘Allah (C.C.) kendi dinine yardım edenlere yardım eder.’ Öyleyse, haydi, AB yolundan/kapısından, Sırat-i Müstakim’e/O’nun kapısına... Başka çıkış yok, vesselam!”
*“Tevhid, Fatiha, bilgi ve bilincimiz, bize bu gerçeği açıkça gösteriyor. Yol da, kulluk/itaat da, sadece O’na. Yardım da ancak O’ndan. Öteki yollar batıl/yanlıştır.”
*“Batıl yollarda iken Allah’tan yardım alamayız. Mutluluk ve izzete de kavuşamayız.”
***
Nasıl? Sizce de önemli notlar değil mi?
MUSTAFA ŞENTOP’TAN ÖNEMLİ İFADELER!
Parlamenter sistemde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), cumhurbaşkanına vekalet eden isimdi. Cumhurbaşkanları yurt dışına çıktığında koltuğunu TBMM başkanına emanet ederdi.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde bu değişti; cumhurbaşkanı yurt dışına çıktığı zaman kendisine vekalet eden isim artık yardımcısı.
Ama ne olursa olsun TBMM başkanlığı çok önemli bir makam. Milli iradenin tecelli ettiği yer, Meclis. TBMM başkanı da, milli iradenin tecelli ettiği yerin başındaki isim.
Türkiye Cumhuriyeti devlet protokol listesinde, cumhurbaşkanı listede yer almıyor. Devletin başı olduğu için doğal olarak listenin başında olduğu varsayılıyor. Listede TBMM başkanı 1. sırada. İkinci sırada cumhurbaşkanı yardımcısı, 3. sırada Anayasa Mahkemesi başkanı yer alıyor. Liste, bu şekilde uzayıp gidiyor…
Bunları neden anlattım?
TBMM Başkanı Mustafa Şentop, ÖNDER İmam Hatipliler Derneği’nin Sivas’ta “Ahde Vefa” şiarıyla yapılan 19. Kurultayı’nda bir uzun bir konuşma yaptı. İlgiyle karşılandı Mustafa Bey’in bu konuşması. Şimdi bu konuşmadan bazı pasajları paylaşmak istiyorum:
* “İmam hatip liselerinin tarihi aslında bizim siyasi tarihimizin bir özetidir.”
* “İmam hatip liselerinden rahatsız olan çevreler var. Bunların asıl rahatsızlığı imam hatip liseleri değildir. İmam hatip liselerinin muhtevası ile ilgili bir rahatsızlık var. Dine karşı, dindarlığa karşı Türkiye’deki milletin temel değerlerine karşı olan husumetlerini, düşmanlıklarını açıkça ifade edemeyenler imam hatip liselerine, imam hatip lisesinden mezun olan öğrencilere karşı bunu ifade ediyorlar. Bunu iyi tahlil etmemiz, çözmemiz lazım.”
* “Husumet imam hatip lisesine değil. Bunun bir kısmı bilinçlidir, neyin ne olduğunu bilerek kasten yapıyorlar. Ama büyük bir kısmı da cehaletledir. Yüzünü Batı’ya çevirenler, giyim, kuşamını Batılı insanlar gibi yapanlar kendilerini modern, bilgili, zeki, kültürlü olarak addediyorlar.”
* “Bunlar önemli ölçüde sadece kendi aralarında bir araya geldikleri için kendileri dışındaki dünyadan habersizler, farklı dünya görüşlerine ve yaşayış tarzına sahip insanların zekâ ve bilgi düzeyini ölçmekten acizler. Bunu cehalet olarak görüyorum.”
* “Dine karşı olmanın bir modernlik, çağdaşlık olduğunu zanneden insanlar var. Zaten Türkiye, 2000’li yılların başına kadar bu anlayışlar sayesinde 80 yıllık dönemi sıkıntılı geçirmiştir… Karşımızdaki cehalet topluluğunu aydınlatmak mecburiyetindeyiz…”
***
İmam hatiplilerin, tıpkı Prof. Dr. Mehmet Görmez’de olduğu gibi Prof. Dr. Mustafa Şentop’la da fotoğraf çektirmek için uzun kuyruklar oluşturduklarını bir not olarak ekleyeyim…
