Bebeklerin düşe kalka yürümeyi öğrendiği gibi. İnsanlıkta, salgında yaşamayı öğrenecek. Ülkemizde kısıtlamalar, 1 Haziran’da gevşetilmekte. Fakat virüs tehlikesi geçmiş değil. Yeniden yaşama dalya derken, dikkati elden bırakmamak gerekmekte. Haberlerde izliyoruz insanlar bir tarak almak için çarşıya çıkmakta. Bayram alışverişleri izdiham içerisinde geçti.
Baklava sırasında uzun kuyruklar oluştu. Meşhur marka baklava, olmazsa olmazı, yemese ölecek. Sitelerdeki komşular maskesiz, mesafesiz ziyaretlerini aksatmadılar. Polise ekmek almaya gidiyorum diyen ahali, bayram ziyaretine koştu.
Hijyen hayatımızda hep olmalı, virüs olmasa da. 1 Haziran’dan sonra yeni sorunlar da start alacak. Trafik çilesi, insanları canından bezdirmek için pusu kurmuş beklemekte. İstanbul’un yollarının yetmediği, milyonlarca araç bir savaş meydanına çıkar gibi trafiği darmadağın etmeye yeminli. Toplu taşıma araçları da virüsün otağı ilan edildi, halk ne yapacak. Belediye behemehal deniz trafiğini ulaşıma açmalı. Doğayı daha az kirleten vapurlarla ulaşım sağlanmalı. Kamu personelinin işbaşı yapması da, işyerleri ve trafik için risk. Vardiya usulü, hiç olmazsa bir iki ay uygulanmalı. Ofislerdeki ve toplu taşımalardaki insan sayısı azaltılmalı. Zaten ofisler bilgisayarla çalışmakta, son iki ayda evden çalıştılar fazla da bir aksama olmadı; dönüşümlü gidecek elemanlarla, tedbirler oturabilir.
Kısıtlamanın kalkacağı en tehlikeli yer sanırım havuzlar. İnsanların üzerindeki virüsler ve hastalıklarla girdiği durgun suyun, sağlık için ne derece tehlikeli olacağı ortada. Dahası bir bilim adamı, göl kenarındaki plajların kaldırılmasını istedi. Eğridir ve Beyşehir Gölü kenarındaki plajların kaldırılmasını isteyen bilim insanı, tatlı su ihtiyacını karşılayan göllerin kıyısındaki plajlarda yüzen insanların gölü kirletip salgını daha fazla yaygınlaştıracağını vurguladı. Kıyısında oturup gölü seyredin, doğaya zarar vermeyin, gelecek kuşaklara temiz bir çevre bırakın. Rüya kadar güzel İsviçre’nin göllerinde; plaj, marina, kamping alanı, bungalovlar ve çadır kamplı tesisler görmedim. Beyşehir Gölü’nü, Kubadabad Sarayı ya da Eşrefoğlu Camii ile birlikte izlemek; masalları yaşamak kadar güzel.
İstanbul’un nüfusu da artık çok fazla. Seksen beş yaş kuşağının çocuklarına ihtiyacı olduğundan önerim onları kapsamamakta. Fakat emekli olmuş 65-75 yaş kuşağı, henüz genç bir yaştalar. Hani göçebe bir millettik, at sırtında idik, ne oldu bize adım atmaya üşenmekteyiz. Mutasyona uğramış genlerimizle, tabutluk gibi apartmanlarda oturan, kıpırdamayan, hareketsiz varlıklara dönüştük. O kuşak, huzurevi gibi tıkıldıkları apartmanlardan çıkıp, hiç olmazsa yazın altı ay köylerine gidip ekip biçseler, arkadaşları ağaçlarla, hoş manzaralarla asude zamanlar geçirseler. Ege’nin turistik kasabasına 100 bin nüfus eklenmesi değil anlatmak istediğim. İstanbul’daki apartmanından çıkıp bu kez tatil beldesindeki TV önünde bol oturmalı bir başka eve geçme değil muradım. Boşaltılmış köylere geri dönüş projesi olmalı.
Sonraları yanlış uygulamaları olsa da, Köy Enstitüleri nasıl eğitim ve öğretimi köylere değin yayalım düşüncesinden çıktı ise. Boş bırakılmış köylerde, hayata dönüş projeleri canlandırılmalı.
Oraların tarihlerini, kültürlerini, müzik, folklor, yemek gibi otantik ögeleri yaşatıp gençlere aktaracak bu kuşağın kaybolmadan önce yapacağı çok hayırlı bir hizmet; hem kendi sağlık, mutluluk, huzurları için hem de yeni nesle daha bakımlı bir çevre ve yaşayan kültür bırakmaları için.
Kolektif bellek, onların bırakacaklarını değerli bir hazine olarak kaydedecektir.
Köylere geri dönüş projesi
Mine Alpay Gün
Yorumlar (1)
En Çok Okunanlar
Süreçte tansiyon yükseldi: Bayık'tan Öcalan şartı
Polonya - İtalya voleybol maçı şifresiz mi, hangi gün, kaçta başlayacak, Türksat 4A frekansı kaç?
Sömürge haritaları çöpe atılıyor: 164 ülke 'evet' dedi, tek itiraz eden ABD oldu!
İŞKUR TYP kura sonuçları 2026 TAM LİSTE TÜM İLLER! Hangi iller yayımlandı, isim listeleri nereden bakılır, asil ve yedek liste nasıl öğrenilir?
Fenerbahçe Çağlar Söyüncü'nün sözleşmesini feshetti: Milli stoper Süper Lig ekibine transfer oluyor
Mazlum Abdi'den ''Türkiye'ye gelecek misiniz?'' sorusuna yanıt
Recep Çevik kimdir, nereli, kaç yaşında, hangi görevlerde bulundu, Sayıştay Başsavcısı olarak nereye atandı?
Şahin Turgut kimdir? Nereli? Kürt Ahmet’in nesi? Oğlu Yiğit Turgut evlendi mi?
Hacı Ömer Okuducu kimdir, ne iş yapıyor, Hedef Et sahibi mi, neden gözaltına alındı?
Nepal'deki sel felaketinde Çin tarafında can kaybı 31'e yükseldi