Orta yaşın üstündeki kimselerden şu ifadeleri sık sık işitirsiniz:

Eskiden yardımlaşma vardı, şimdi herkes kendini düşünüyor.

Eskiden çocuklarda saygı vardı şimdiki nesiller büyük küçük tanımıyorlar.

Eskiden insanlık vardı şimdi her şey parayla ölçülüyor.

Eskiden bayramlarda et dağıtılır, yoksullar ziyaret edilirdi şimdi kimse yoksulu düşünmüyor.

Eskiden paylaşım vardı şimdi kimse tarafına dahi bakmıyor.

Eskiden çocuklar ders çalışır, anne babalarına yardımcı olur ve sorumluluk alırlardı şimdiki çocuklar sorumluluktan kaçıyorlar.

Eskiden ailede huzur vardı şimdi ise kavga ve gürültü eksik olmuyor.

Eksiden sevgi saygı vardı şimdi insanlar saygının yanından dahi geçmiyorlar.

……………

Bu ifadeler hemen her gün dile getirilir ve eskiye olan özlem bitmeksizin devam eder. Teknolojinin gelişmesi ve küresel kültürün bütün dünyaya hâkim olması, toplumların sosyo kültürel dinamiklerini zayıflattı ve yeni sorunların ortaya çıkmasına neden oldu. Küresel kültürün etkin olmadığı dönemlerde elbette saygı, sevgi ve paylaşım daha kuvvetliydi. Çünkü insanı değerler, yerel zenginlikler henüz bu kadar zayıflatışmış değildi. Fakat kötülük ve kötüler o zamanlar da vardı. İnsanlığı katleden caniler o zamanlar da mevcuttu. Zayıfların üzerine basarak geçen ve onlar üzerinde tahakküm kurmaya çalışanlar o zamanlar da vardı. Haset, yalan, gıybet, şiddet ve bütün kötülüklerin tarihi insanın tarihiyle eşittir.

Kötülük geçmişte de vardı fakat günümüzde katlanarak büyüdü ve hepimizi etki altına almaya başladı. İnsani değerlerin yıpratılması ile birlikte kötüler toplumun bütün kesimlerinde kendilerine yer bulmaya başladılar. İnsanlar kötüye kötü demekten kaçınır oldular.

Peki, neler yapabiliriz

Sürekli geçmişe dönüp, keşke, ah nerede o günler demekle yetinmeli miyiz Hatıralarımızı yad edip, beklemeli miyiz Geçmişle avunup bugünü yaşamaktan mahrum mu kalmalıyız Öncelikle iyiyi kötünün içinden süzerek elde etmeliyiz.

Geçmişe dönüp keşke demek yerine geleceğe dönüp neler yapılabileceğini düşünmeliyiz.

İslami değerleri kuvvetlendirmeli, bu konuda ailemizi, mahallemizi ve çevremizi bilgilendirmeliyiz.

Çocuklarımızı maneviyat eksenine çekmeli ve Onlara Allah sevgisi aşılamayız

Çocuklarımızın örnek alabileceği kişileri kendi dinamiklerimizden seçmeli, onlara Hz. Peygamberin örnek hayatını anlatmalıyız.

Artık çok geç, üstesinden gelemeyiz diye düşünmemeli, kayalar arasından fışkıran bir çiçek gibi zorlukları alt etmeliyiz. Buna mecburuz…