Medya, cemiyet ve iş dünyasını derinden sarsan, haftalardır kamuoyunun gündeminden düşmeyen dev soruşturmada yargı cephesinden ezber bozan bir hamle geldi. Tutuklu yargılanan ünlü gazeteci Mehmet Akif Ersoy'un davasında mahkemenin usul frenine basması, adaletin işleyişindeki titizliği gözler önüne sererken, davanın geleceğine dair yargı koridorlarındaki tüm hesapları altüst etti. Mağdurların ve şüphelilerin kilitlendiği hukuki süreçte şimdi yepyeni bir dönemece girildi.
Ağır Suçlamalar Savcılık Masasına Geri Döndü
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından tamamlanan dosyada, Ersoy’un suç örgütü kurma, 11 kez nitelikli cinsel saldırı ve uyuşturucu ticareti gibi çok ağır suçlardan cezalandırılması talep edilmişti. Ancak dosyayı inceleyen İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nin iddianameyi kabul etmeyerek iade ettiği kaydedildi. Soruşturmadaki gizlilik kararı nedeniyle resmi iade gerekçesinin henüz avukatlarla dahi paylaşılmadığı ifade edildi.
Gizli Tanık Beyanları ve Ayrılan Dosyalar
Söz konusu soruşturma, 2 Kasım'da jandarmaya yapılan bir ihbarla başladı.
Düzenlenen lüks ev partilerinde uyuşturucu verilerek mağdurların iradelerinin sakatlandığı iddia edildi. Çok sayıda gizli tanık beyanının ve Adli Tıp kurumundan alınan pozitif narkotik raporlarının yer aldığı dosyada, tanınmış diğer isimlere de operasyonlar yapıldı.
Aralarında Sadettin Saran, Ela Rumeysa Cebeci ve Yusuf Timur Savcı'nın da bulunduğu popüler figürlerin dosyaları ana davadan tefrik edilerek ayrı soruşturma başlıkları altında toplandı.
Mahkemenin usul eksikliği nedeniyle geri gönderdiği dosya üzerinde savcılığın yapacağı teknik rötuşlar ve davanın önümüzdeki günlerde alacağı yeni hukuki yön merakla bekleniyor.





