Sağ partiler; ülkemizdeki “hak-batıl” mücadelesini “sağ-sol” mücadelesi şekline indirgemek suretiyle hem dini sömürmeyi, hem de dindarları şaşırtmayı/desteğini almayı başarabilmektedir. Kendisini “hak” konumunda, solu da batıl/düşman konumunda gösterebiliyor. Böylece İslam’daki “hak” ve “batıl” ölçütlerini/kavramlarını değiştirerek, oynayabiliyor; hem dinin cahillere yanlış tanıtılmasına, hem de din karşıtlığının yayılmasına neden olmaktadır. Bu söylem/duruş aynı zamanda var olan kutuplaşmayı da körükleyerek, iç barışı tehdit edecek duruma gelmiştir. Düşman varsa sol partiler... Böyle olunca muhalifleri/karşısındakileri/eleştirenleri de “düşman”, “hain” olarak yaftalayabilmektedir. Bu, çok tehlikeli bir siyasettir. Düşmanlıktan, tefrikadan, sömürüden beslenen bir siyasi parti ülkeye nasıl hizmet edebilir?
Yirmi yıldan beri ülkemizde yürütülen “ılımlı İslâm” projesi de, halkımızın “itikadı” ile oynamayı sürdürüyor.
İslâm’ın dost-düşman kriterlerini de değiştirmek, ne büyük vebal?!

Sağ partiler; Batıcı-sağcı, sol partiler; Batıcı-solcu partiler.

Sol partiler de, öteden beri İslâm karşıtlığı görüntüsünü bir türlü değiştiremiyor. Üstelik “sağ” konumdaki partileri de “İslâmî” görerek/göstererek eleştirmek alışkanlığından vazgeçemiyor.
Böylece; hem sol, hem de sağ partiler İslâm’a bilerek, bilmeyerek zarar veriyorlar. Sol partiler de sağa karşı laiklik ilkesini sömürüyor. Sonuçta ikisi de husumetten besleniyor. Yekdiğerini takviye ediyor. Böyle konumlandırılmışlar...

Sol partiler dine karşı söylemlerinin en çok sağ partilere yaradığını bilmiyorlar mı?!

Hem sağ partiler, hem de sol partiler; ikisi de aynı AB yolunda birlikte değiller mi? Sağ partiler liberalist konumda duruyorken, Hakk’a ait söylemleri kullanarak, haklı eleştirileri de değersizleştiriyor.

DSÖ, SB, sağlık uzmanları “korku terörü”nün insanın bağışıklık sistemini çökerteceğini bilmiyorlar mı? Pandemi nedeniyle ne büyük maddi ve manevi zararlar ortaya çıktı. Küresel emperyalist Karun’ların, Firavun’ların dünyayı yeniden düzenlemek iddiasıyla verdiği zararlar telafi edilemez boyutlarda.
- ABD, Batılı emperyalist devletler yıllarca bizi komünizm tehlikesiyle korkutup, sömürdüler.
“Benden korkun, düşmanlarınızdan korkmayın...” (Âl-i İmran/175). “Allah size yardım ederse kimse galip gelemez” (Bakara/100).

Korkularla da deneniyoruz (Bakara/155). “Nankörlük; korku ve açlık nedeni” (Nahl/112). “Rabbim Allah’tır deyip, dosdoğru olanlara korku yoktur...” (Fussilet/30). “Hikmetin başı Allah korkusudur” (S.A.V.). “İmanlarına zulüm/şirk bulaştırmayanlar korkudan güvende olacaklar” (En’am/82). “Allah’tan korkan, bir şeyden korkmaz” (S.A.V.). “Allah’tan en çok âlimler korkar...” (Fatır/28). “Peygamberler hem korkutucu, hem de müjdeleyicilerdir.” Siyaset, halka hizmet yarışı mı, yoksa husumet yarışı mı?

Allah Teâlâ el-Hafız, el-Mümin (güvenilen, güven veren), her şeyi yaratandır da.
Allah tüm evrende her an tam tasarruftadır. O (C.C.) dilemeden hiçbir şey olamaz. Yarar da zarar da. Fail-i Mutlak’tır. Zarar O’nun (C.C.) izniyle, yaratmasıyladır. Yarar da öyle... O halde tüm şerlerden, korkulardan O’na (C.C.) sığınmak zorundayız. O’nun (C.C.) koruduğuna kimse zarar veremez. Korumadığını da kimse koruyamaz. Tüm yarattıklarının şerlerinden O’na sığınıyoruz (Felak, Nas).
“Lâ faile illallah”, ”La kuvvete illa billâh”... Yardımı da ancak O’ndan isteriz (Fatiha). Hz. Yunus’u (A.S.) balığın karnında, Hz. Yusuf’u (A.S.) kuyudan, zindandan, Hz. Musa’yı (A.S.) Nil’de, Firavun’un sarayında, Hz. İbrahim’i (A.S.) Nemrut ‘un ateşinden, Resulullah’ı (S.A.V.) mağarada örümcekle, Ashab-ı Kehf’i mağarada, Hz. İsa’yı (A.S.) Yahudilerden koruyandır. Resulullah (S.A.V.) İbni Abbas’a: “Tüm insanlar sana zarar vermek isteseler, Allah dilemedikçe veremezler. Keza tüm insanlar bir yarar vermek isteseler, O dilemedikçe veremezler...”

-Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Muhammed (S.A.V.) Allah’a tevekkül ederek meydan okudular, korkulara...
Hastalandığımızda tedavi olmakla birlikte Şafi olana, yoksulluğumuzda rızk arayarak Rezzak’a, düşman korkusunda Mümin ve Hafız’a sığınmalıyız. “Allah Kâfi’dir.”
“Yaratıklarının, insan ve cin şeytanlarının şerlerinden Allah’a sığınırız” (Felak, Nas). Vesselam.