Seçim kararı ilan edilmemiş olmasına rağmen ülke gündeminin ilk sırasını işgal ediyor. Elbette, her seçim ülke için önemlidir, ancak çözüm bekleyen bunca sorun seçim kampanyası uğruna gürültüye getiriliyor, toplumu oyalamak için suni gündemler oluşturuluyorsa o zaman seçim kampanasının uzatılması ülke sorunlarının giderek daha da çözümsüz hale geleceğini göstermez mi? Bunun da ötesinde önümüzdeki aylar boyunca ülke sorunları bir takım vaatlerle toplum ümitlendirilerek vakit kazanılmaya çalışılırken, sorunların daha da ağırlaşması kaçınılmaz olacak. Söz gelimi çiftçi üretim maliyetindeki artıştan şikayet ederken bir takım vaatlerle çiftçi oyalanarak, üretim maliyetlerinde çiftçiyi rahatlatacak bir adım atılmamış, piyasada olumlu bir gelişme olmamış ise, önümüzdeki sene tarım ürünleri bu seneye göre daha pahalı olacak anlamına gelmez mi? Özellikle şehirler hızlı bir şekilde çevrelerine doğru genişliyor, bunun sonucu olarak 10 yıl önce şehrin çevresinde ekilen araziler bugün ya konuta ya da işyerine açılmış ise büyük şehirlerin tarım ürünlerini yakın köylerden karşılamak mümkün olmuyor. Artık yüzlerce kilometre uzaklardan şehirlere taşımak zorunda kalındığı için tarım ürünlerinde fiyatların makul bir noktaya çekilmesini beklemek gerçekçi olur mu? Çünkü petrol ve enerji fiyatlarında geri dönüş mümkün görünmüyor. İşin suçlusu dünyada ortaya çıkan ekonomik bunalım. Elbette her krizin bir sebebi vardır. Önemli olan ülkeleri yönetme mevkiinde bulunanlar bazı sorunlar otaya çıkmadan tedbir almak durumundadırlar.

Uzun yıllar kırsal kesimde yaşayan insanlarımız büyük oranda şehirlere göç ettiler, etmek zorunda kaldılar. Çünkü kırsal kesimde genç nesil için var olan alanlar yetmez hale geldi. Böyle olunca da geldiğimiz noktada şehirlerle birleşik köylerde bile oturan birkaç yaşlıdan ibaret kaldı. Şimdilerde kırsal kesimden şehirlere göçü tersine çevirmenin gerektiği gerçeği ile yüzleştik. Özellikle de tarımın canlanması, yıllar öncesinde olduğu gibi kendi kendimize yeterli bir tarım ülkesi haline gelebilmek için bir takım teşvik tedbirleri gündeme geliyor. Ama boşalmış köylere artık gençleri geri döndürmek, tarım ile uğraşmalarını sağlamak söylendiği kadar kolay görünmüyor. Kısacası, köyden kente göç sebebiyle ortaya çıkan konut ihtiyacı sebebiyle tarım alanları konut yapım projelerine açılıyor. Hâlbuki yıllardan beri yapılması gereken kırsal kesimin hayat şartlarını geliştirmek, insanların evlerini yurtlarını bırakarak göç etmek zorunda kalmamaları gerekiyordu. Ama maalesef bu gerçek bilinmesine rağmen olmadı. İşin garip tarafı yöneticiler bu gerçeği hâlâ dillendiriyor olmalarına rağmen banliyöler oluşturup, banliyölerin şehir merkezi ile irtibatlarını her bakımdan kolaylaştırmak yerine adeta şehirlere göç teşvik edildi, ediliyor.
Kısacası bunun gibi ülkemizin çözüm bekleyen önemli sorunları var ve ülkemiz acil çözüm bekleyen sorunlarla boğuşurken aylardan beri ülke tam bir seçim havasına sokuldu. İktidar kanadından gelen açıklamalara göre seçimler 2023 Haziran’ında, yapılacak seçimlere daha 8 aydan fazla bir zaman var. Bu gidişle ülke sorunları artarak devam edecek. Bunun da ötesinde ayrıştırıcı ve kamplaştırıcı iktidarın tavrı sebebiyle toplum gerilecek, huzursuzluk artacak. Hâlbuki var olan sorunlar sebebiyle diken üzerinde olan insanımızın rahatlatılması gerekiyor. Bunun yolu ise seçimler erkene alınarak toplumu geren kampanyanın ömrünün kısaltılması ya da siyaset dilinin yumuşatılması gerekiyor. Toplumunun yükselen tansiyonun görülmesi gerekiyor. Bunu görmeye de her gün yaşanan olaylar yetiyor. Unutulmasın ki bu ülkede hepimiz birlikte yaşayacağız. Birlikte yaşamanın yolu da ayrıştırma değil, kucaklaşmadan geçiyor.