Merhum Yunus Emre; Söz ola kese savaşı / Söz ola kestire
başı / Söz ola ağulu aşı / Yağ ile bal ide bir söz demiş. Demiş ve ne güzel
söylemiş. Elbette, bu güzel sözlerden ders ve ibret almasını bilenlere
Her insan söylediği söze çok dikkat etmelidir. Sözü
söylemeden önce zihninde ölçüp tartmalı, lafın nereye gideceğini bilmeli, neye
mal olacağını hesap etmeli, ne getirip ne götüreceğini düşünmeli, ondan sonra
söylemelidir. Zira söz ok gibidir. Bir defa ağızdan çıktı mı onu geri çeviremezsiniz.
Söz vardır, bazen insanın imanının götürür. Onun için,
insanlar çok dikkatli olsunlar diye, Elfâz-ı Küfür le ilgili kitaplar
yazılmıştır.
Söz vardır, bazen muhatabına kurşundan fazla tesir eder.
Onun için; Ok, mızrak yarası iyileşir / Dil yarası iyileşmez denilmiştir.
Herkes konuşmasına çok dikkat etmelidir. Bilhassa,
toplumda ön planda gözüken, hele hele ülke idaresine talip olan kimselerin
konuştuklarına daha çok dikkat etmeleri gerekir.
Geçenlerde CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçtaroğlu bir
söz söyledi. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ı tarafsızlık konusunda kimsenin
eleştirmeye cesaret edemediğini söyleyerek, Allah tan korkmayan biz cesaret
edeceğiz dedi. Bu söz bir sürç-i lisan olabilir diye bir tarafa not ettik ve
bekledik. Ancak bir açıklama gelmedi. Bu da yetmezmiş gibi, CHP İstanbul
Milletvekili Selina Doğan da benzer söz söyledi ve Biz Allah tan değil,
hukuktan korkuyoruz dedi. Yine bir müddet bekledik. Belki özür dilerler,
Sürç-i lisan ettik, affola! derler diye Ancak bu konuda çıt çıkmadı. Demek
ki söylediklerinin arkasındalar. Biz de bunu böyle kabul ederek söyleyeceğimizi
söyleyeceğiz:
İşte CHP 75 yıldır bu yüzden kaybediyor. Halkın temel
değerlerine cephe aldığı, zıtlaştığı için CHP nin Tek Parti-Tek Şef devri
icraatlarını sahiplendiği için Ülkemizde o devrin dosyaları henüz dört başı
mamur açılmadı. Şayet açılacak olsa bu parti bırakınız barajı geçmeyi, yüzde 2
bile rey alamaz.
Gelelim işin temeline: Allah tan korkmak , bu Kâinatın
Sahibi olan Rabbü l Âleminin emri. Kur ân-ı Kerim de bu hususta o kadar çok
emir var ki, CHP de İslâmiyet i lâyıkıyla bilen bir tek adam bırakılmış
olsaydı, bunu kendilerine söylerdi. Bakınız Rabbimiz Al-i İmran Suresi nin 102.
ayetinde -mealen- ne buyuruyor:
Ey iman edenler! Allah tan, O na yaraşır şekilde korkun
ve ancak Müslümanlar olarak can verin.
Allah tan en çok korkanlar, peygamberler ve hususen
Peygamberimiz (A.S.M.) idi. Daha sonra Peygamber yolunu takip eden, evliya,
asfiyâ ve ulema gelir. Allah tan korkmak demek, yasaklarından sakınmak, o
yasaklar hududuna girmekten çekinmek demektir. Hz. Ömer (R.A.) bu ve benzeri
ayet-i kerimelerde beyan buyrulan takva nın ne olduğunu Ebû Zer Hazretlerine
sorduğunda şu cevabı almıştı: Sen hiç dikenli bir yerde yürümedin mi Cevap: Yürüdüm!
Soru, Peki ne yaptın Hz. Ömer in cevabı: Paçamı yukarı çektim, adımlarımı
çok dikkatli attım. Ebu Zer (R.A.) sözünü şöyle noktalamış: İşte takva budur.
Allahu Teâlâ nın haram kıldığı sınıra yaklaşmamak için çok dikkatli olmaktır.
İşte çocukluğundan itibaren bu dersi alan bütün
Müslümanlar takvayı esas almaya çalışır. Yani, Allah ın yasakladıklarına
yaklaşmaz. Çünkü Allah tan korkar. Zira bilir ki öldükten sonra ebedî bir hayat
gelecektir. Bütün yapılanların hesabı verilecek, Din Gününün Sahibinin
huzurunda muhakeme olunacaktır. Yaptıkları yanlışlar, kabirde, haşir meydanında
karşısına çıkacaktır. Bunun düşünen Müslüman, o hesap gününden korkar.
Madem iş bir sözle başladı. Biz de sözü atalarımızın şu
sözü ile noktalayalım:
Kork, Allah tan korkmayandan