Türkiye-Suriye sınırında eksik olmayan tansiyon her geçen
gün daha da yükseliyor. PKK terör örgütünün Suriye kolu olan PYD ye bağlı YPG
güçlerinin Türkiye nin bölgedeki kırmızı çizgisi olan Fırat ın batısına geçme
hazırlıkları ve bu noktadaki destek arayışlarının hız kazandığı bir anda SU-34
tipi Rus avcı ve bombardıman savaş uçağının Türk hava sahasını ihlal ettiğinin
açıklanması bir anda akıllara Times gazetesinde bir kaç gün önce çıkan haberi
getirdi.
Türkiye ve Rusya nın Suriye topraklarında çatışmaya
girebileceğini iddia eden gazetede şu satırlar yer almaktaydı: Türkiye,
IŞİD in denetimindeki Cerablus a yakın bir bölgede, sınırın kendi tarafındaki
mayınları temizlemeye başladı. Bu, Türkiye nin bir kara harekâtı hazırlığında
olabileceğine işaret ediyor. Kremlin de Kürt güçlerle yakınlaşıyor. Bu hafta
ülkenin kuzeydoğusunda, Rus subaylar Türkiye nin burnunun dibindeki Cerablus a
bir operasyonu ele almak için Kürt yetkililerle bir araya geldi. Rusya askeri
havaalanı inşa ettiği Kürtlerin denetimindeki Kamışlı da 200 asker
konuşlandırdı.
Bu haberin yayınlanmasından bir gün önce de Reuters a
konuşan YPG kaynakları da terör örgütünün Arap müttefikleriyle birlikte Fırat ın
batısına geçerek Türkiye nin kırmızı çizgi olarak nitelediği Cerablus-Azez
hattına dev bir operasyon düzenleyeceğini aktarmaktaydı.
Peki, PYD-YPG bu cesareti nereden alıyor Yukarıdaki iki
haberi birleştirdiğimizde bunun cevabını da büyük ölçüde alıyoruz. Bu kapsamda,
Fırat ta ABD den beklediği desteği şimdilik bulamayan PYD nin yönünü Rusya ya
çevirdiğine yönelik haberlerin daha bir önem kazandığını ve ciddiye alınması
gerektiğini görüyoruz.
Rusya nın İlk Adımı Suriye Kürdistanı mı
PYD örgütünün son haftalarda Rus yetkililerle hava
desteği verilmesi konusunda yoğun temas içinde olduğu, kendilerine sözü verilen
sahada tam desteğin özellikle Fırat ın batısı konusunda hayata geçirilmesini
istedikleri artık bir sır değil. Sır olmayan bir diğer gelişme ise, Lazkiye den
gelen bir Rus komutanın 16 Ocak ta Haseke ye gerçekleştirdiği ziyaret ve burada
konuşulanlar sonrası yaşanan hızlı gelişmeler.
Nitekim Rus komutanın PYD terör örgütünden keşif ve
Kamışlı nın 30 kilometre güneyinde rejime ait bir askeri kıta oluşturulmasını
talep etmesinin ardından Rus istihbarat yetkililerinin de rejim-PYD
koordinasyonunu güçlendirmek ve Kamışlı Uluslararası Havaalanı ndaki
çalışmaları incelemek amacıyla Haseke ye gittiği belirtiliyor.
Geçen Ekim ayından bu yana Tel Abyad da bulunan ve içinde
özel timlerin de bulunduğu 200 kadar Rus askerinin Kamışlı daki askeri varlığı
ve PYD-YPG güçlerine verdiği eğitim desteği de artık ayyuka çıkmış durumda. Bu
kapsamda, PYD nin askeri güvenlik teşkilatı (REL) mensuplarına askeri ve istihbari
desteğin yanında, Rus Strela füzelerinin kullanımı amacıyla 15 örgüt mensubuna
eğitim verilecek olması da oldukça dikkat çekici.
Türkiye ye Nükleer Tehdit mi
Anlaşılan o ki, Rusya Suriye nin Afganistanlaştırılmasına
ve komşu ülkelerin de Pakistanlaştırılmasına çalışıyor. Bu bağlamda bölgedeki
etnik-mezhepsel ayrılıkçı unsurları harekete geçirmesi ve onlara sağladığı
destek önemli mesajlar veriyor. Strela tipi füzeler de bunun önemli
göstergelerinden birisi. Afganistan ile büyük bir üne kavuşan ABD yapımı
Stinger alçak irtifa uçaksavar füzesinin Rus yapımı muadili olarak kabul edilen
bu silahların Fırat ın batısına geçmeye çalışan PYD terör örgütüne verilmesinin
hiç kuşkusuz bir anlamı var.
Rusya nın Ankara ya verdiği mesaj bununla da sınırlı
değil. Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve bağlı üslerde alarm seviyesini
turuncu seviyeye çıkartan ve pilotlara olası ihlal ve diğer durumlarda emir
beklemeden vurma yetkisi veren son gelişmenin nedeni olan SU-34 tipi savaş
uçağının özellikleri de başlı başına bir mesaj içeriyor.
Gece ve gündüz, yer ve hava hedeflerini vurma
kabiliyetine sahip SU-34 ün nükleer silahlar dâhil yüksek hassasiyetli
saldırılarda kullanılabilme kapasitesi, Ankara ya örtülü bir nükleer tehdit
olarak da değerlendirilebilir. Bu olasılık, nükleer silahı ilk kullanan biz
olabiliriz açıklamasını yapan Putin in son açıklaması ile de örtüşüyor.
Dolayısıyla, Türkiye bir meydan okuma ile karşı karşıya.
Sınırlarının hemen başında inşa edilmek istenen Kürdistan noktasında eli kolu
bağlanmaya çalışılıyor ve bu nükleer tehdide nasıl bir karşılık verebileceği
ise büyük bir soru işareti.
NATO ve ABD bağlamında yaşanmış tecrübeler, bu noktada
Türkiye nin endişesini daha da arttırıyor. Dolayısıyla zor bir süreç söz
konusu. Bir taraftan çekilmiş kırmızı çizgiler; diğer taraftan da, bu çizgileri
çiğneme noktasında nükleer gücü arkasına almış bir terör örgütü.
Rusya, Kürt Devleti nin Hamisi mi Olmaya Çalışıyor
Gelişmeler, Ortadoğu da Kürt Devletçikleri nin oluşumu
sürecinde Rusya nın da kendisine bir devletçik edinmek istediğini gösteriyor.
Moskova nın hesabı; ABD nin Kuzey Irak ına karşı bir Rus Kuzey Suriye si
gibi... Ve bu noktada ABD ile Türkiye arasındaki görüş ayrılıklarını da bir
fırsata çevirerek, Suriye Kürtleri noktasında inisiyatif geliştirmeye
çalışıyor.
Bu arada Kuzey Irak ta Barzani üzerinde artan baskı ve
burada Rusya-İran ikilisi ile birlikte Bağdat yönetiminin oynadığı rolü de göz
ardı etmemek gerekiyor. Dolayısıyla, bu inisiyatifin sadece PYD ile sınırlı
kalmayacağı, Kuzey Irak ın yanında PKK noktasında da kendisini gösterdiği
bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ifade edildi.
Güney Amerika ziyareti öncesinde Atatürk Havaalanı nda
yaptığı açıklamalarda Cumhurbaşkanı Erdoğan aynen şu sözleri kullandı: ...Rusya nın
PKK terör örgütü ile görüşme yapmak suretiyle sicili bu noktada da kirli hale
gelmiştir. Ve bunun arkasından da çok açık net bir şekilde onlara gerekli
desteğin verileceğini haberi tarafımıza ulaşmıştır bunu da açıkça söyleyeyim.
Bunun anlamı şu: Savaş daha yeni başlıyor. Bu bağlamda
Times daki yazıyı bir kez daha okumakta fayda var.