Amerikalı bir kadın, Kelly adlı köpeğinin içindeki
annelik duygularını tatmin ettiğini söylüyor ve adeta köpeğe annelik yapıyor.
Köpeğini oğlu kadar sevdiğini hatta çoğu zaman oğuldan fazla sevdiğini
belirtiyor. Bu düşüncesini açıklarken de, oğlunun bağımsız hareket ettiğini
köpeğin ise kendisine her durumda bağlı kaldığını söylüyor. Bu durum, sevme,
sevilme, güvenme ve bağlanma gereksinimini karşılayamayan modern insanın içine
düştüğü çıkmazları özetler mahiyettedir.
Zira her kadın fıtri olarak analık özelliğine sahiptir.
Bu bir çocuğun sadece fiziki ihtiyaçlarının karşılanması ile sınırlı değildir.
Anne çocuğun duygusal ihtiyaçlarını karşılamak üzere,
sevgi ve şefkatle donatılmıştır. Çocuk
ne kadar almaya ihtiyaçlı ise anne de bir o kadar vermeye ihtiyaçlıdır. Bu alış veriş anne ile çocuk arasında gelişen
bağlılık neticesinde gerçekleşir. Günümüz kadınları, çocuğun sadece fiziki ihtiyaçlarını karşılayarak
sorumluluklarını yerine getirdiklerini düşünüyorlar. Bunun sonucunda iki sorun
ortaya çıkıyor.
1- Kadının fıtratında mevcut olan, şefkat, sevgi ve
sahiplenme duygusu hedefine ulaşamadığından, farklı mecralara kayıyor. Anneliği
yaşayamayan kadın, evine bir kedi ya da köpek alıyor, sosyal faaliyetlere
katılıyor, hobiler ediniyor ve bu gereksinimi farklı şekillerde gidermeye
çalışıyor.
2- Annenin sevgisine en az ekmek ve su kadar ihtiyaçlı
olan çocuklar, bu boşluğu kurdukları oyunlar, edindikleri arkadaşlar ve
internet vasıtasıyla gidermeye çalışıyorlar. Maddi ihtiyaçları karşılanan çocuk
kendisini sevgiden mahrum bırakan anne ile bir bağ kuramıyor.
Rabbimiz evreni olağanüstü bir intizam içinde
yaratmıştır. Burada her varlığın kendi içinde bir görevi ve doldurduğu bir
boşluk var. Bu bir dengedir ve bu denge
korunmalıdır. Yani, doğaya ve hayvanlara biçilen görev bellidir ve bizler bu
varlıklara bunun dışında bir rol yükleyemeyiz. Aksi takdirde yaşadığımız
dünyanın düzenini bozmuş olabiliriz.