İDDİA şu; Tıp Fakültesi’nde bazı öğretim üyeleri resmen ve alenen terör estiriyor; asistanların namaz kılmalarına izin verilmiyor, kendilerine bağlı olarak çalışanlara tekme, yumruk sallıyorlar, asansörü kendilerinden başkasının kullanmasına izin vermiyorlar, asistanlara köle muamelesi çekiyorlar… Velhasıl, dudak uçuklatan iddialar…

Kocaeli Barış gazetesi o iddiaları sayfalarına taşıdı.

O öğretim üyelerinin isimlerini vermek istemiyorum. Ama sosyal medyadaki bazı iddiaları sizlerle paylaşmadan da edemeyeceğim;

* Ben öğrenciyim. Bu senenin başında ortopedi stajı aldım. Adı anılan iki öğretim üyesi bizlere kötü davranmadılar, bu konuda onlara iftira atamam ancak asistanlara çok kötü davrandıkları bir sır değil!

* Bunlar iddia değil gerçek. Hasta olarak giden bir yakınım anlatmıştı...

* Hepsi çok doğru. Bu hocalardan Ş. asistanlara çok kötü davranıyor. Asistanlar hocaya muhtaç olduğundan seslerini çıkartamıyorlar. Küfür ediyor, aşağılıyor, rencide ediyorlar. Her zaman her yerde yapıyorlar bunları. Ameliyatta tekme atmayı çok severler!

* Bir doktor arkadaşım “bu hocanın sakın asistanı olma” diye uyarmıştı. İyi ki yazmamışım KOÜ Ortopedi’yi.

* Bunlara inanmak mümkün değil, bunları yapanlar değil profesör insan bile olamaz.

* Ş.’nin yıllar önce ameliyat ettiği ve hayata döndürdüğü bir hastasıyım. A. Hoca sert mizaçlı bir adamdır ama onun kadar iyi niyetli bir insan yoktur. Asistanlara eğitim vermek için disiplinli davranıyor olabilir. Bu gayet normal bir durum bence. Parası olmayan hastaya bakmayan ve insanlıktan uzak olan asıl K’dir…

* Tıpta TUS diye bir sınav var. Üniversite sınavı gibi değil yarıştığın herkes doktor. Bunu kazanmak için bir yıl çalış sonra gel böyle bir yere hocayı şikâyet et. Asistanlığını yaksın, vaka vermesin, öğretmesin, hatta paspas yaptırsın. Sonra odun gibi çık. Bazısı çıkıp istifa eder ona da saygım var ama bu sınavı bir kere kazandı diye hep kazanacağının garantisi yok. Onun için insanlar dişini sıkıp “küfürde yesem, dayak ta yesem stajı bitireceğim” diyor.

* Beni kapının önünde bekleyen hastaların şaşkın bakışları arasında kolumdan tutarak poliklinikten dışarıya attı. Meslektaşlarına saygısı olmayanın bu meslekten ekmek yemeye hakkı yok, kendisi de derhal kolundan tutularak hastane bahçesine atılmalı!

* Tamamıyla doğrudur, hatta az bile denilmiştir... O iki öğretim üyesi kendini hastanenin sahibi sanıp, kendi dışında kalan herkesi kölesi olarak görüyor… Öğrenciye eğitim vermek yerine serviste sabahtan aşağıya ayakta tutup, oturmalarını yasaklayıp, kendine çay getirtip götürtüyordu. Asansöre kendisi ile başkasının binmesini yasaklamıştı.

* Kocaeli Tıp’ta hâlâ okumaktayım ve aldığım en kötü stajlardan biriydi.  Olayda bahsi geçen hocalardan biri tüm hastanede yaptıkları ve gaddarlığı ile nam salmıştır.

* C.’nin mesai dışı ameliyatları nedeniyle akşam ve yatsı namazlarına gidemiyorduk.

* Ben hastane çalışanıyım. Bir gün bayan bir röntgen teknisyenine tekme attığına şahit oldum.

* Kocaeli Üniversitesi’nde Ortopedi dışındaki bir anabilim dalında asistanım. Ortopedi asistanlarının kötü davranış ve muameleye maruz kaldıklarını tüm hastane bilmektedir fakat herkes Ş.’den korkmakta ve ondan zarar göreceğini düşünerek konuşmamaktadır. T. isimli hoca da A.’dan destek alarak aynı kötü muameleyi asistanlara yapmayı kendine haklı görmektedir.

* Ortopedideki asistan arkadaşların bu davranışları görmeleri kabul edilemez ve arkadaşlarımızın sonuna kadar arkasındayız.

***

İddialar sadece bunlarla sınırlı değil…

Bana kalırsa üniversite yönetiminin hatta YÖK’ün konuya bir el atmasında ve soruşturma açmasında yarar var!

(Bu konuya devam edeceğiz…)

BAHÇELİ’Yİ DEVİREMEZLER, ÇÜNKÜ...

* Devlet Bahçeli’yi kolay kolay deviremezler. Çünkü Türkiye şartlarında bir siyasi partinin Genel Başkanı kendi istemediği takdirde genel başkanlık koltuğundan öyle kolay kolay gitmez... Zira Genel Başkan,  o koltukta oturduğu süre içinde teşkilatları ona göre dizayn etmiştir, delege yapısı da buna uygun belirlenmiştir. Benim hatırladığım Genel Başkan iken kongre kaybeden bir tek eski ANAP Genel Başkanı Yıldırım Akbulut var. Mesut Yılmaz’a karşı kaybetti. Onu da nasıl kaybettiğini daha önce ayrıntıları ile bu sütunlarda yazdım…

* Devlet Bahçeli’yi kolay kolay deviremezler. Çünkü bu atak sanki MHP’yi gündemde tutmak için bir atak gibi geliyor, bana! Meral (Akşener) hanımefendi, Sinan (Ogan) bey, Koray (Aydın) bey, Ümit (Özdağ) bey, Suat (Başaran) bey sakın bana kızmasınlar ama içimden bir ses, “Bu atak anlaşmalı!” diyor. İçimdeki bu garip sese rağmen tüm bu isimlere başarılar diliyorum…

* Devlet Bahçeli’yi kolay kolay deviremezler. Çünkü Devlet Bahçeli’nin gitmesini “devlet” de istemez...

* Devlet Bahçeli’yi kolay kolay deviremezler. Çünkü şöyle kulis cümleleri bana kadar geliyor; “Kongre çabaları, iktidar partisinin bir ‘şahane’ çalışması! Ne de olmasa Meral Akşener AKP’den gelme. Eeee, Bahçeli de neticede politikaları ile iktidarın işine geliyor. Yani konu, içiçe geçmiş tuhaf birleşik kaplar misali... Devlet bey neden gitsin ki!...”

Sabancı Holdİng’den açıklama

Sabancı Holding’den aradılar.

Grubun bir ilanının 3-5 bin satan gazetelerde bile yayınlanmasına rağmen niçin Milli Gazete’ye ayrımcılık yapıldığını sormuştum, Güler Sabancı hanımefendiye. Şunu söylediler: “Böyle bir uyarıyı yaptığınız ve bu eksiğimizi hatırlattığınız için öncelikle size çok teşekkür ediyoruz. Zaman zaman gazete ilanlarının yayını noktasında karışıklıklar oluyor. Bu alanda yeni bir yapılanma içindeyiz. Bundan böyle ilgililerin daha dikkatli olmaları noktasında gereken hassasiyet gösterilecektir…”

NOT

Bugün, 2 Mayıs 2016, Pazartesi 1)Emekliler hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Dubakalinolacak!