Kitap Fuarı ibaresini bilerek tırnak içine aldım.

Fransızca foire isminin okunuş şekli olan fuar ın Türkçeye aynıyla

geçmesinden meydana gelen bir kelimedir. Kelime anlamı panayır ya da pazar

demektir. İngilizcede fair kelimesi de panayır , pazar , fuar , sergi

anlamındadır. Ancak exhibition kelimesi de sergi , teşhir , sunma ,

ibraz , gösterme gibi anlamlara sahip olarak, fair ile eş anlamda

gösterilmekteyse de, herhalde fuar ın içerdiği panayır , pazar anlamını tam

karşılamamalıdır.

Fuar (foire) ın ilk akla gelen ve belirgin anlamı,

ticaret mallarının ya da ürünlerinin tanıtım ve pazarlanması amacıyla belli

zamanlarda ve belli yerlerde kurulan büyük pazardır denebilir. Nitekim

ülkemizde olduğu gibi diğer ülkelerde de çeşitli adlar altında fuarlar

düzenlenmektedir. Sanayi Fuarı, Turizm Fuarı vb. Bu tür fuarlarda temelde belirleyici

güdü ticaret olduğu için, zihni çağrışımında bir uygunsuzluk görülmemektedir.

Fakat kitap , daha özelde sanat , edebiyat söz konusu olduğunda, açıkça

dile getirilmese bile bir tereddüt sezilmekte, gizli bir acaba sorusu

zihinlerde belirmektedir. Oysa öteden beri yapılan imza günleri, söyleşi

etkinlikleri, doğrudan panayır veya pazar çağrışımını hatırlatmamakta

şeklinde değerlendirilmektedir. Daha çok bir  sunma , haberdar etme olarak anlaşılmaktadır. Ancak bu tür

etkinliklerin bütünüyle ticari boyuttan uzak olduğunu düşünmek yanıltıcıdır.

Çünkü yayınevi denilen birim de sonuçta bir ticari etkinliktir, bu etkinliği

yapan kimsenin ticaretin gereğine göre davranması, kurallarını gözetmesi

doğaldır. Ne var ki, kitap, daha açık ifadesiyle sanat, bilim ve düşünce ürünü

eserler, ticaret açısından mal olarak görülse bile, bu mal ın kendine özgü

özellikler taşıdığı unutulmamalıdır. Onun için hukuk alanında bu tür ürünler

fikri ya da manevi haklar başlığı altında ayrı bir kategoride tanımlanmaktadırlar.

Telif hakları, İhtira Beratı kavramları bu durumu kapsamaktadır.

MEDAR (İstanbul Uluslararası Medeniyet Araştırmaları

Derneği) ile Kocaeli Büyükşehir Belediyesi nin düzenlediği 8. Kitap Fuarı,

konunun ticari yönünü göz önünde tutarak, ana düşünceyi vurgulamak suretiyle

uyumlu bir denge kurmuş sayılabilir. 8. Kitap Fuarı başlığı altında Kağıttan

dünyaların keşfi ibaresindeki kağıttan kelimesi yerine, mesela kelimelerin

veya kavramların denilmesi sanki daha anlamlı olabilirdi, diye düşünüyorum.

Her neyse! Fuarın ana tema sı olarak Medeniyet Mirası/ ortak geçmiş, ortak

gelecek şeklinde seçilmiş. Bir süredir, daha doğrusu son kırk-elli yıl içinde,

öncelikle Diriliş, Edebiyat, Mavera gibi sanat-edebiyat dergileri başta olmak

üzere, bazı dergilerde ve yapılan yayınlarda medeniyet ya da uygarlık

olgusuna ısrarla dikkat çekilmeye çalışılmış, bir duyarlık oluşturmak için çaba

gösterilmiştir. Beklenilen ve gereği düzeyinde olmasa bile, belirli bir

duygu nun uyanır gibi olduğu söylenebilir belki. Elbette belirli bir duygunun

uyanması önemli bir şeydir, ama sadece duygu olarak kalmasıyla yetinilir ve

rastgele tedavüle sürülürse, duyarlık düzeyine geçme de zorlaşabilir, giderek

sıradanlaşabilir. Sanıyorum Prof. Dr. Bekir Karlığa nın, daha önce Bahçeşehir

Üniversitesi nde MEDAM ın kuruluşunda ve bir süre yönetiminde görev alması,

arkasında Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi nde Medeniyetler İttifakı

Enstitüsü nün gerçekleştirilmesinde gayret göstermesi, medeniyet kavramının

ve olgusunun bilimsel temelde ele alınması gereğine bir çağrı sayılmalıdır.

MEDAR ın kuruluşu ve bir takım etkinlikler bağlamında kamuya mal edilmeye

çalışılması sorunu geniş boyutlarıyla kavrama gereğinin uyandırılmasıdır.

Bir defa medeniyet olgusunun bilgi ve bilim, teknik ve

teknoloji, sanat ve edebiyat ile hayatı kuşatan ve yönlendiren değerlerin bir

muhassalası olarak evrensel düzeyde bir oluşumu ve süreci ifade ettiği, etmesi

gerektiği vurgulanmalıdır. Burada gerekliliği karşılayacak bir eğitim

sisteminin, insanın doğasını, yeteneğini, gücünü ve kendini tanıması

belirleyici bir süreci içermelidir. Bu tür fuarlar bu yönde bir duyarlılık

doğurabilecek şekilde ele alınabilirse, emekler verime dönüşebilir, diye

düşünüyorum. Bunun yolunun eleştirel düşünebilmeyi öncelikle şart koşmaktadır.