Biz, Rabbimiz tarafından, ana rahminden bu dünya gemisine indirilmişiz.

Dört mevsim limanlarında her mevsimin nimetleriyle bizi doyuranın isteğine uygun söz söyleriz.

Araba sahiplerine uygun türkü söylemeyiz.

Arabaları yapanları da, arabaları kullananları da yaratanın nağmesini dillendiririz.

Baki olanın kelamı var oldukça, faninin kulu kölesi olmayız.

Denize, yıldıza, çiçeğe, çocuğa, taşa, kuşa, güle, bülbüle bakan bu gözler, Rabbin kelamını söyleyen bu dillerden kötü, kirli, kırıcı, parçalayıcı, yaralayıcı laf çıkararak havayı, suyu ve gönülleri kirletmemelidir. Nur akması için yaratılan ağzımızdan, kir akıtmamalıyız

Yüzler ve sözler, içimizi dışa vuran aletlerimizdir. Överken de söverken de kendimizi ele veririz.

Aslında bindiği arabanın türküsünü söyleyenler, karşı tarafı karalarken kişi, kendi kara boyası ile kara fırçasının markasını açığa çıkarırlar. İçimizde ne varsa dışarıya onu dökeriz de sahip çıkmamaya ve başkasına yamamaya çalışırız.

Kapalı alanda karnı ağrıyan adamın yelledikten sonra, “Kim kokuttu” diye bağırması gibidir. Kan tahlili yaptırdığımızda, sonuç yalnız bizim sonucumuzdur.

O tahlili yanlışlıkla bir başkasına verseler, sonunda yine sahibine döner ve sahibini bulur.

Sevgili peygamberimiz:

“Bir adam, (Müslüman) kardeşine, ‘Kâfir’ derse o söz ikisinden birine döner” buyurmuş. (Buhari, Sahih, K. Edeb, bab 73, Müslim, Sahih, K. İman, bab 28).

Yani o söz gider o adam kâfir ise onda kalır, eğer o adam kâfir değilse ona “Kâfir” deme günahı söyleyene döner. Bir yoruma göre de bu türden günahlar çoğaldıkça bu sözü söyleyen bir gün gelir kâfir olur.

Rabbimiz de:

“De ki: ‘Size göklerden ve yerden rızk veren kimdir?’ De ki: ‘Allah’tır. Biz veya siz hidayet üzereyiz veya apaçık bir sapıklık içindeyiz.” (Sebe süresi ayet 34/24).

Müslümanların doğru yolda olduklarına delil: “Gökte ve yerde bize rızk veren Allah’tır” demeleridir.

Kötü sözleri tenkit için bile olsa çokça tekrarlamak, onun piyasada revaç bulmasına, itibar kazanmasına sebep olur.

En edepsiz kelimeler, meşhur güldürü sanatçıları tarafından söylendiğinde, dillerden düşmez oluveriyor ve zaman içinde edepsiz kelime, edep elbisesi içinde ortalıkta dolaşmaya başlıyor. Bazı görevlilerin boyunlarına astıkları görev kartı gibidir sözlerimiz. Atalarımız, “Üslup-u beyan, aynıyla insandır” demişler.

Yani, kişinin, kullandığı kelimeler, cümle kurma şekli, konuşma tarzı, o kişinin ta kendisidir.