Bismillîhirrahminirrahim

ESKİDEN Umur-u Hariciye denilen dış politika, keskin bir

zekâ, yüksek bir basiret ve feraset gerektirir. Dost ve düşmanlarımızı net bir

şekilde bilmeden, dünya gidişatını tanımadan sağlıklı bir dış politika

yürütebilmek mümkün değildir.

Tarihten ders almıyoruz. Daha 1 asır önce bir cihan

devleti olan Osmanlı, Batılı işgalcilerimiz tarafından yıkıldı. Görünürde

Batılılar vardı ama perde gerisinde Büyük İsrail i kurma idealiyle yanıp

tutuşan Siyonistler bulunuyordu. 1897 de Basel de yapılan Siyonist Kongre de

alınan kararlar bunu ortaya koymaktadır.

Buna rağmen, Ben ülkenin çıkarlarını AB de görüyorum

diyerek işgalcilerimiz yanında yer almak siyasi kıblenin yanlışlığını gösterir.

Enver Paşa, Osmanlı nın yıkılmasından sonra Biz Sultan

Abdülhamit i anlayamadık, Siyonistlere alet olduk diyordu. Erbakan Hoca, 40

yıl, AB Hıristiyan kulübüdür diyerek uyarmıştı. Ülkeyi tehlikenin eşiğine

getirenlerin yarın Biz Erbakan ı anlayamadık diye yakınacaklarından şüphem

yok.

Yöneticilerimiz PKK, PYD, IŞİD gibi terör örgütlerinin

tehlikesini görüyorlar ama, onlara güç ve destek vererek varlıklarını

sürdürmelerini sağlayan Batılı ülkeleri dost ve müttefik kabul ediyorlar. Ateşi

tehlike olarak gördüğü halde yakmayacağını sanmak ne büyük gaflet!

Tarih, Abdullah Gül ve R. T. Erdoğan ın Papa heykeli

önünde AB Anayasası imzalamasını affetmeyecektir.

SÖZ VE NİYETLERİ

AÇIK

Rabbimiz, Yahudi ve Hıristiyanların tutumları konusunda

Müslümanları uyarıyor: Gerçekte onların kin ve düşmanlıkları ağızlarından

dökülmüştür. Kalplerinde sakladıkları düşmanlıklarsa daha büyüktür. (Al-i

İmrân, 118)

İkiz Kulelerin vurulmasından sonra ABD eski Başkanı

George W. Bush un sözleri çoğumuzun hafızalarında: Tanrı beni ilahi misyonla

görevlendirdi. Bu bir din savaşıdır.

Daha geçtiğimiz hafta, NATO Genel Sekreteri Stontelberg

vatanlarını kan gölüne çevirdikleri mazlum ülkeler için şöyle demişti:

Müslümanlar bizim derdimiz değil.

İşin iç yüzünden habersiz nice insan düşünemese de savaş

ve çatışmaların temelinde dini sebepler vardır. Mesela IŞİD, kitleleri

İslam dan soğutmak için kurdurulmuştur. Terör örgütlerine silah desteği veren

ABD ve diğer Batılı ülkelerdir.

Bugün Kıbrıs ta yaşananları dünyadaki gelişmelerden

bağımsız düşünemezsiniz. Strateji uzmanlarının birleştikleri bir gerçek var:

Akdeniz i kontrolünde tutamayan dünyaya hâkim olamaz. Kıbrıs ın stratejik

önemi buradan gelmektedir.

Nisan 2015 te KKTC ne Cumhurbaşkanı seçilen Mustafa

Akıncı, AB ye şirin görünmek adına, Maraş ı asıl sahiplerine vereceğim demişti.

BM Genel Sekreterliği Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Bart

Eide ise, Kıbrıs ta kontrolün Rumlara geçmesi yönünde görüş bildirerek,

Kıbrıs ta çözüm için Türkiye nin bile anlaşmaya hazır olduğu bir fırsat

yakaladıklarını (31. 7. 2015) anlatmıştı.

KIBRIS TA SON

GELİŞMELER

2011 de KKTC ve Rum kesimi arasındaki müzakerelerde, Rum

lideri Hristofyas zamanın KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu na, Ada da Türk nüfus

4 te 1 i geçemez diyerek sesini yükseltmişti. Eroğlu ise, Bunu kabul etmemiz

mümkün değildir diyerek sert tepki göstermişti.

Fakat 7 Aralık taki 2 tarafın liderleri öncülüğündeki

görüşmelerde Rum lider Hristofyas ın dediği oldu. Rumların cumhurbaşkanı

Anastasiadis ile KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı nın arasındaki görüşmede Türk

nüfusunun Rum nüfus karşısında 4 te 1 le sabitlenmesi konusunda uzlaşıldı.

İlk belirlemede 220 bin Türk, 800 bin Rum nüfustan

oluşması karara bağlandı. Hristofyas ın teklifine onay veren Cumhurbaşkanı

Akıncı, Ada nın Rumlaştırılmasının önünü açtı.

Eski Başbakan Derviş Eroğlu, AB ye girmek için Birleşik

Kıbrıs Devleti kurma hilesiyle yapılan bu anlaşmayı Bizi asimile etmek istiyorlar

şeklinde açıkladı.

Dünyada bir ülkeye nüfus dayatması yapanların hiç de iyi

niyetli olmadığı görülmüştür. Filistin bölgesinde hesapları olan Batılılar,

başlangıçta İngiltere marifetiyle bölgeye Yahudi nüfus yerleştirdiler. Nüfus

arttıkça 2 ayrı toplum arasında anlaşmazlık ve çatışmalar çıktı. BM, 2 toplumu

anlaştırmak (!) adına konuya el attı. Yahudileri Filistin topraklarına

yerleştirmeyi kararlaştırdı. Kudüs ve Mescid-i Aksa nın bulunduğu kutsal

topraklar üzerinde İsrail kuruldu. Ateş ve barutun yan yana gelmesi misali, o

günden bu yana bölge hep kan, gözyaşı ve çatışmalarla anılır duruma geldi.

Bugün Kıbrıs kurtlar sofrasında. Aynı oyunu oynamaya

çalışıyorlar. Asıl hedef Türkiye ve İslam dünyasıdır.

Durum ciddidir. Düşmanlarımızın bize karşı birleştiği bir

dönemde Müslümanların el birlik hareket etmekten başka çareleri yoktur. Saadet

Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak teşhisi koydu: Ayrı hareket edilerek

birlik olunamaz. Parçalanmış Müslümanların ne kendi ülkelerinde sözleri

geçiyor; ne de dışarıda sözlerine kıymet veriliyor.