Sabahtan akşama kadar, ağzınızdan çıkan kelimeleri kaydeden
bir alet taksanız ve yatacağınızda bir düğmeye basarak bütün kelimeleri en
çoktan en aza kadar, kaç defa geçtiğini size gösteriverse, birinciliği hangi
kelime kazanır
O kelimenin sahibinin sizin üzerinizde ne kadar etkisi var
Neden o kelimeyi en çok tekrarlarsınız
Hani bir ara arabaların görünen yerlerine, evin en dikkat
çeken yerine Bugün Allah için ne yaptın yazılarını yazmıştınız.
Hiç hesap ettik mi akşama kadar ağzımızdan en çok kimin adı
çıktı
Tekasür süresinin son ayetinde Rabbimizin bize verdiği her
nimetten hesaba çekileceğimizi haber verir.
Adaletsizlik yapılmayacağını:
47- Kıyamete ait adalet terazilerini koyarız. Hiç bir
kimseye hiç bir şeyle zulme dilmez. Eğer (yap tığı) hardal tanesi ağırlığında
bile olsa, biz onu geti ririz. Hesaba çekici olarak biz yeteriz. ayetiyle
haber verir. (Enbiya süresi ayet 47)
Sevgili Peygamberimiz de:
Akıllı/yiğit kişi, kendini hesaba çeken, ölümden sonrası
için amel yapandır. Aciz kişi ise, nefsinin isteklerine uyan ve Allah tan da
olmayacak şeyleri umandır buyurmuş (Tirmizi, Sünen, K. Zühd, bab 90)
Tirmizi bu hadisin devamında Hazreti Ömer in, Hesaba
çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin, büyük günde Allaha arz olunacaksınız o
gün için süsleniniz, dünyada kendini hesaba çekenlerin ahirette hesabı kolay
olacaktır sözünü de rivayet edivermiş. (Tirmizi, Sünen, K. Zühd, bab 90)
Hiç ağzımızdan çıkanların hesabını yaptık mı
Rakamsal olarak hesabını yaptığımız gibi kelimelerde de
seçici olmamız gerekir.
Kirli, kırıcı, yaralayıcı, yakıcı kelimelerden uzak durmamız
gerekir.
Sevgili Peygamberimizin mübarek ağzından Ebucehilin şahsını,
ailesini hedef alan tek kelime çıkmamıştır.
Ashab-ı kiram da kendi aralarında oturup Ebucehil şöyle
demiş filan böyle böyle yapmış diye sohbetleri olmamıştır.
Onlar, kendilerine öğretileni aralarında müzakere ediyorlar,
bilmeye öğretiyorlar, bilenden soruyorlar.
Yani gülün gölgesine oturmuşlar, gül koklarlarken gül
üzerine gül kasidesi okuyorlar.
Dikenin sertliği, uzunluğu, zararı, zarar verdiği şeylerin
ne durumda olduğu konusuyla dillerini ve gönüllerini yaralamıyorlardı.
Günümüzde biz, cehaletimizden bir söyleyecek durumda
olmadığımızdan, başkasının iki bin basan dergisinde İslam a saldırdığı sözün
üzerine abanıyoruz ve iki bin satan, yüzü okunan o derginin ulaşamadığı
yüreklere o çirkefi ulaştırma görevini de biz üslenmiş oluyoruz.
Belli olmaz belki o dergide o makaleyi yazan adam telefonla
Ağabey filan dergide İslam a saldırı yazısını okudum, çok üzüldüm diyerek
kendi adının daha fazla kişilere duyulmasını da kendisi sağlamaktadır.
Biz, ömür sermayesini bize bu sermayeyi verenin yolunda
tüketelim.
Yolumuzun tam ortasına oturup, put gibi duranların leh ve
aleyhinde ömür sermayemizi tüketmeyelim.
İster az sayıda olsun ister çok olsun, doğru, güzel ve iyi
olanlar yazılmalıdır.
Kirli havaya küfretmek yerine, ağaçlar ekerek, çiçekler
dikerek, temiz hava salmak daha iyidir.