Türküsü belki keyif verir ama tecrübesi yürekler yakar, aileleri yıkar, evlerine incir diker.

İnsan, basiretini köreltmek için ipek böceğinin kendi hapishanesini yine kendisi ördüğü gibi benlik, servet, şöhret ve şehvet liflerinden gözlerine perde örermiş.

Çalmak, çırpmak, her işten aslan payını almak, keseri kendine doğru yontmak, yanan yürekleri gördüğünde yüreği yanacağı yerde yürek yangınlarında sigarasını tutuşturmayı düşünmek "benlik" putuyla eşyayı kapatanların işidir.

Rabbimiz onları Kur an-ı Kerim inde  "Müstekbir", "istikbar" kelimeleriyle ifade etmiştir.

Onlar Kur an ı dinleseler bile anlamazlar. Çünkü mideleri harama,  dilleri yalana alışmış.

Pisliğe alışan sineğin gül kokusundan nefret ettiği gibi Kur an dan uzak dururlar. Yasin suresinin 46 ncı ayetinde kâfirlerin kendilerine gelen her ayetten yüz çevirdiklerini ifade eder.

 Yalnız yüz çevirmekle kalmazlar  "Bu Kur an ı dinlemeyin ve okunurken gürültü çıkarın ki belki galip gelirsiniz" derler. (Fussilet 26)

 Mekkeli müşrikler, Kur an ın okunmasını ve  dinlenmesini  engellemek için  ellerinden  geleni  geri koymamışlar. Sonuç:  Ülkeleri ellerinden gitmiş.  Tarih ve siret kitaplarında la netle anılan adları kalmış.

En am suresinin 26 ncı  ayetinde  Kur an dan   yan çizerek uzaklaşan  ve Kur an ı yasaklayan  insanların, farkına   varmadan kendilerini  helâk ettiklerini haber verir.

Tinerci çocuklardan, döner sermayeyle köşe dönen rektörlerden,  cumhurbaşkanlığını soyup soğana çeviren yöneticilerden, aklama, paklama işiyle uğraşan Başbakan ve Bakanlardan, işçilerden kesilen paraları hovardaca harcayan işçi patronlarından, hastanın böbreğini satan doktordan, öğrencisine tecavüz eden öğretmenden, toplumun vitrini olan yazarlarımızın birbirleri hakkında kullandıkları kelimelerden şikayet ederken bu pislik yuvasını kendimiz kendi ellerimizle yaptığımızın hâlâ farkına varamıyoruz.

Zaten Rabbimiz de  "Onlar kendilerini helâk ederler de farkına varamazlar"  buyurur. (En am 26)

Sağlam yapılı bir adam hastalanır, doktora gider, doktor: "Bilmem ne maddesinin eksikliğinden bu hastalık baş göstermiş" der ve o maddeyi içeren ilaçlar verir.

Araba yoldan ve kontrolden çıkınca nerede duracağını kimse kestiremez.

Tabiat kanunlarını koyan Rabbin, tabiat kanunlarına uyduğumuz oranda tenimizi koruduğumuz gibi, Rabbin Kur an ına göre hareket ettiğimiz oranda da dünyamızı ve ahiretimizi  güzel eyleriz.

Kur an dan ayrılmayalım. Kur an okumasını bilmiyorsak hemen bir bilene varalım ve öğrenmek için başlayalım. Biliyorsak bilmeyen birine öğretelim.

"Başınıza gelen her bela/müsıbet kendi ellerinizle yaptıklarınızdan dolayıdır." buyurmuş Rabbimiz. (Şura 30)