Bir yazar (Sabah, Nazlı Ilıcak) meseleyi bir cümlede özetlemiş: "Salı günü gazetelerde (tam sayfa) yer alan reklamı çok beğendim. TİM, TİSK, Türk-İş, Hak-İş, MÜSİAD, TUSKON, TÜGİD, İSİDEF, TÜMER, TURSAB, "Yeter artık [faizleri] indirin... Üretim ve istihdam ölmesin" diye Merkez Bankası na yol gösteriyorlardı "
Diğer bir yazarın (Referans, Ertuğ Yaşar) yazısının başlığı daha da dikkat çekiciydi: "Kendi ayağına kurşun sıkmak". Başlık böyle olunca, yazının sonu aynen şöyle: "Genelkurmay Başkanımız Yaşar Büyükanıt ın ABD için yaptığı ve Financial Times gazetesinin birinci sayfasında manşete çektiği yorumu biz burada Merkez Bankası için yineleyelim: "Merkez Bankası (yüksek faiz ile) kendi ayağına kurşun sıkmaktadır"".
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı ise Merkez Bankası nın faiz indirimini yetersiz bulurken, "Merkez Bankası, yüksek faiz politikası ve sıcak para ile Türkiye yi sarhoş etmeye, afyonlamaya devam ediyor. Merkez Bankası akıl tutulması içinde" tepkisini göstermişti. Bugün işte bu akıl tutulması ya da faiz ve delilik üzerinde durmak istiyorum.
Tevafuk bu olacak ya; tam da bu hafta "Faiz yiyenler şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar " diye başlayan âyetin (2/275) tefsiri üzerinde çalışıyordum. Kelimelere dikkat; faiz ve akıl tutulması, delilik, cinnet
Bundan sonrasını o çalışma notlarımdan aktarıyorum.
*
Şimdi biz baştan beri anlatılan faiz meselemize dönelim ve burada anlatılanlarla irtibatını anlamaya çalışalım. Faizli işler yapanların yaptığı işler delilerin yaptığı işleri yapmadır.
Deli ne yapar Deli normal insanların kabul ettiği kuralları çiğner. Mesela, soyunup çıplak gezmeye başlar, sosyal kuralları tanımaz, yasağı bilmez, ayıbı bilmez, ne yaptığını bilmez. Bazen kendisine gelecek zararları da bilmez. Saldırgan olur. Hani delidir, ne yapsa yeridir deriz ya; işte öyle bir şey.
Bu âyeti tam tahlil etmek için bir psikiyatri, bir deli doktorunun delilik arazlarını ortaya koyduktan sonra, faizli ekonomide delilik alametlerinin nasıl ortaya çıktığını anlatması gerekir. Kur an bize bir temsili vermektedir. O temsilin inceliklerini ortaya koymak ise ilme aittir. İlim bunu ne kadar ortaya koyarsa Kur an ı o kadar daha iyi anlamış olacağız. Bu temsildeki incelikler bundan sonra devam ettirilecek bir çaba ile daha iyi anlaşılmalı, faizli işlemlerin delilik olduğu daha iyi anlaşılıp anlatılmalıdır.
Sömürü sermayesi insanları soymaktadır. Tüm insanlar akılsız olmasa soyulur mu, sömürü sermayesi onları soyabilir mi Eskiden diyelim ki sermayenin altını vardı, onu piyasaya sürüyor ve faizi istihkak ediyordu. Çünkü bizde altın yoktu, onda vardı. Şimdi ise sermayenin bir şeyi yok, matbaada karşılığı olmayan dolarını basıyor ve tüm insanları soyuyor! Merkez Bankaları da delicesine kendilerini oraya bağlamış, soyuluyor; sonra aynı Merkez Bankaları bu sefer kendi halkını soyuyor!
Oysa, insanlar "karşılıksız para" yerine "karşılığı olan senet sistemi"ni, "mal senedi sistemi"ni geliştirirlerse sömürü sermayesi karşılıksız para basamaz. Bassa bile işe yaramaz. Devletler kendi halkına "faizsiz kredi" verseler, onun doları işe yaramaz hâle gelir ve sömürü biter.
Bu kadar basit şeyi yapmayanlar cin çarpmışlardan daha beter durumda değil midirler
*
Faizsiz iş yapalım dediğimizde; faiz birden kalkmaz ki diyorlar.
Evet, akıl hastaları, faiz bir gecede kalkar; ben devlet olarak faizi almıyorum ve vermiyorum, sadece para değerini koruyorum derseniz, ertesi gün artık kimse faizle para almaz ve bu iş sona erer.
Tek sorun kalır; Türkiye nin dışarıya taahhüt ettiği dış borçlar ve faizleri ne olacaktır
Bu da çok kolay bir şekilde kalkar.
Dolar borcu YTL borcuna çevrilecektir.
Para borcu mal borcuna çevrilecektir.
Dış borç iç borca çevrilecektir.
Borç iştirake çevrilecektir.
Bu saydıklarımızın hiçbirini kabul etmeyen olursa; alın ana paranızı dersiniz. Efendim, hayır almıyoruz, biz ille de faiz istiyoruz! diyebilirler. Onun çözümü de askerimizin süngüsünün ucudur...
İyi bilin ve hiç şüpheniz olmasın ki, dünya delilere bırakılacak kadar değersiz değildir.
Ama deliler, aklı başında olmayanlar, aklını kullanmayanlar faizle sömürülmekte, işsiz ve aç olarak çırpınmaktadırlar. Faizi kaldırdığınız gün işsizlik sorunu biter. Çünkü orada artık sermaye sorunu diye bir sorun kalmaz; çalışana "faizsiz kredi" verirseniz artık işsiz kimse kalmaz.
Vesselâm