Nefeslerimiz sayılı olduğu gibi sözlerimiz de sayılıdır.

Ağızdan çıkan bir sözü geriye almak, namludan çıkan mermiyi geri döndürmek gibidir. Bir nefeslik ömrümüzü geri getirmek de mümkün değildir.

Onun için malımızı da israf etmeyelim ama illa bir şey israf edeceksek malımızı israf edelim. Çünkü geri kazanma şansımız olabilir. Sakın nefesimizi ve sayılı sözlerimizi israf etmeyelim.

Son bir hafta içinde ağzınızdan kimlerin adı daha çok çıktı?  Yerli ve yabancı, siyaset adamı, artist, şarkıcı, ilim adamı… Gibi en çok kimleri anarak kelime israfı yaptınız.

Kimin adı, Allah’ın adından daha fazla dilinizin üstünde tepe tepe gezindi?

Patavatsız Trump’un adı mı, yoksa düşerken dengeli düşme görüntüsü veren Putin’in adı mı? Kimin adı olursa olsun hatalarıyla beraberdirler. Hâlbuki bize örnek ve önder olsunlar için Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’inde peygamberlerin adını ve bize örnek olacak davranışlarını haber vermiş.

Şu son bir hafta içinde bu peygamberlerden herhangi birinin hayatını okuyup sohbet konusu yaptık mı?

Yusuf süresinde çocuğunu kaybeden Yakubaleyhisselamın gamından, kederinden, esefinden haber verir Rabbimiz.

Kaybolan çocuk, ileride Peygamber olarak görevlendirilecek Yusuf aleyhisselamdır. Kaybeden ise Yakubaleyhisselamdır. Yani o bir peygamberdir.

Oğlunun kaybı için gözyaşı döküyor.

Çocuğu kaybolan bütün anne ve babaların öncüsü, tesellicisidirYakubaleyhisselam ve üzüntüsünü şöyle ifade ediyor:

“Yakup onlardan yüz çevirdi ve: “Ey Yusuf’a olan hüznüm” dedi ve tasadan gözleri ağardı. O kederini içine atıyordu.” (Yusuf süresi ayet 12/84)

Kederinden gözleri kör olur ama sevdiği yavrusunun kederinden, onun üzüntüsünü taşımaktan, gam yükü altında olmaktan da sanki yardım ister gibidir. Ve kendi derdiyle söyleşmektedir. Hani Niyazi Mısri’inin:

“Derman arardım derdime

Derdim bana derman imiş” dediği gibi.

Lokman hekimin bile çare bulamayacağı derdine yine o hasret tasası, derdi, gamı ilaç gibi geliveriyor.

Allah’ın büyük günahları işlemekten koruduğu, bize örnek olduğunu haber verdiği peygamberlerimizi dilimizden, gündemimizden, yazılarımızdan, sohbetlerimizden çıkarırsak, aydınlığın gittiği yere karanlığın hücum ettiği gibi, bin türlü dalaverelerle sivrilip çıkan, birçok yanlışı doğruymuş gibi yapan insanlarla çenemizi yorarken sayılı söz hazinelerimizi de bir hiç uğruna heba ederiz. Nemrut gibi, dünya insanını köle olarak kullananların adı dillerde diken gibi dolaşırken, çoğunluk bu zalimlerin adını andıklarından demokrasi mantığına göre yaptıklarının haklı olabileceğini söyleseler de tek başına İbrahim aelyhisselam galip geldiğini Kur’an’dan okuyuverin.

İbrahim aleyhisselamı ateşe atarken halkın yüzde yüze yakını ateşe odun attıkları gibi onun yanışını seyretmeye gelmişlerdi ama Rabbim ateşi gülistana çevirir.

Ziya paşa:

“Eyler keremin âteşigülzâr Halil’e

Mağlûb olur peşşeyenemrud-ı mübâhi”

Allah’ın keremiyle ateş gülistan olur.

“Halk benim yanımda” diyerek öğünen Nemrut, bir sinekle yere vurulur.

Dilimizden ve gönlümüzden, örnek ve önderlerimizi kaybetmemek için Kur’an-ı Kerim’de onları arayalım ve sohbetlerimizde dilimizin tadı, yolumuzun kılavuzu olsunlar.