Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (C.C.)’a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.

Rabbimiz Allah; Âdem ile beraber, kıyamete kadar gelecek olan insanları bir yarışa sokmuş, “cennete doğru yarış yapınız” emriyle de hak yolda müsabakalar düzenlememiz gerektiğine işaret etmiştir. Cehalet karanlığının, Irkçı Emperyalizm fesadının, AB, ABD ve İsrail zulmünün, faizci kapitalist düzenin, materyalist eğitimin; insanı hakkı ve adaleti üstün tutan “Adil Nizam” yolundan alıkoyduğu bu dünyada, nerede ve kimlerle beraber olacağımızı, ne için ve nasıl çalışacağımızı örneklemek üzere Allah biz kullarına peygamberlerini göndermiştir. Nuh (A.S.) “sapkın kavmine” tam 950 sene yılmadan, bıkmadan İslam’ı anlatmıştır. Bu uzun soluklu tebliğ bize neyi anlatır? Bizler, “din ve düzen” olarak İslam’ın yaşanmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Böyle bir dünyada samimi Müslümanların, Milli Görüşçülerin görevi, hakkı, yani “İslamsız saadet olmaz” hakikatini tebliğ etmektir. Bu çetin ve sürekli yapılması gereken tebliğ görevini yürütenlerin, başlarına gelen her türlü musibete Nuh gibi sabretmeleri gerekir.

NUH’U GÖNDEREN

Allah Rahmandır, Rahimdir ve hak yoldan sapan kullarını uyarsın diye peygamberler görevlendirmiştir. Rabbimiz buyuruyor: “Kendilerine acıklı bir azap gelmeden önce, “kavmini uyar” diye Nuh’u kavmine Peygamber olarak gönderdik. Nuh dedi ki: Ey kavmim, ben size apaçık bir uyarıcıyım. Allah’a ibadet edin, ondan sakının ve bana itaat edin ki, günahlarınızın bir kısmını affetsin ve belirli bir zamana kadar ertelesin. Şüphesiz Allah’ın belirlediği zaman gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz.” Bütün peygamberler birer uyarıcıdır. Bir bela ve musibet gelmeden, önce insanları uyarmak için gönderilmişlerdir. Peygamberimiz son peygamberdir, kıyamete kadar gelecek olan bütün insanları uyarıyor. Ne olur, o çetin azap gelmeden önce aklınızı başınıza alınız, sizi yaratan Allah’ı tanıyınız. O’nun emirlerine göre evleniniz, helal ticaret yapınız, adil siyaset yapınız, insanlar arası ilişkilerinizi, devletlerarası ilişkilerinizi Kur’an ile düzeltiniz. Bütün bu uyarılar “faizci kapitalist düzenin” peşine takılmayalım diyedir. Hz. Nuh kavmine hakkı tebliğ ettiğinde, kavminin kodamanları sana uyarsak; “bütün kazanımlarımız” boşa gider diye karşı çıktılar. Rantiyeden beslenen bu kodamanlar bu gün de vardır. Bunlar, kasasına ve iktidar gücüne sırtını dayayarak toplumu haktan batıla döndürmeye çalışan kimselerdir. Allah, peygamberleri bu kodamanlar ile mücadele etsin diye göndermiştir. Bu peygamberler, insanlığın tamamının saadet bulması için kendilerini feda etmişlerdir. Hz. Nuh: “Rabbim, ben kavmimi gece gündüz davet ettim. Benim davetim ancak kaçmalarını artırdı. Senin onları affetmen için, ne zaman onları davet ettimse, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına bürüdüler, batıl yolda yürümeye ısrar ettiler ve büyüklendikçe büyüktendiler. Sonra onları açıktan davet ettim. Sonra ben hem açıktan ilan ettim, hem de gizliden gizliye söyledim” diyor. Onlar ise bu çağrıya direndiler, Hz. Nuh’a olmadık eziyetleri yaptılar, düşmanlıkta sınır tanımadılar, haramlar düzeninde yaşamaya devam ettiler. Kısaca Hz. Nuh, tebliğ ve uyarının her çeşidini yatığı halde, onlar buna düşmanlıkla karşılık verdiler.

KADİR OLAN ALLAH’TIR

Hz. Nuh kavmine gerçeği anlatır ve şöyle der: “Rabbinize istiğfar edin. Çünkü O affedicidir. Size gökten bol bol yağmur indirir. Sizi mallar ve oğullarla destekler ve sizin için bahçeler verir, size ırmaklar akıtır. Size ne oluyor ki, vakarın saygının Allah’a değil de, kendinize yapılmasını istiyorsunuz. Hâlbuki Allah, sizi değişik tavırlarda yarattı. Allah’ın gökyüzünü yedi kat nasıl yarattığını görmediniz mi? Gökyüzünde Ay’ı bir nur, Güneş’i bir kandil kıldı. Allah sizi yerden, bitki bitirir gibi bitirdi. Sonra sizi yeryüzüne döndürecek ve sizi kıyamet günü yeniden çıkaracaktır. Allah sizin için yeryüzünü, geniş yollarından gidebilesiniz diye yaygı kıldı.” Hz. Nuh; hidayet bulsunlar diye kavmine Allah’ın nimetlerini saymıştır. Onlar ise bütün bunları kendilerinden bildiler ve gerçeğe sağır kesildiler. Hz. Nuh dedi ki: “Rabbim, onlar bana isyan ettiler. Malı ve çocuğu, onun hüsranını artırdığı kişiye uydular. Büyük büyük tuzaklar kurdular. Büyük toplantılar düzenleyerek topluma: “Sakın ilahlarınız; Vedd, Süva, Yeğus, Yeuk ve Nesr’ı terk etmeyin, bu ilahların koyduğu ilkeler doğrultusunda yürüyün. Sakın ha Nuh’a itaat etmeyin” dediler. Günümüzde de böyle demiyorlar mı? Hz. Nuh sonunda: “Allah’ım, kavmim gerçekten çok sapıttı. Zalimlerin sapıklığını artır. Rabbim, yeryüzünde dolaşan bir tek inkârcı bırakma. Eğer bırakırsan, kullarını sapıtırlar ve ancak günahkâr kâfir doğururlar” demekten kendini tutamadı. Sonuç; büyük bir tufan, Nuh’un kavmi, hatalarından dolayı suda boğuldu, hemen ateşe sokuldular. Allah’tan başka yardımcı bulamadılar. Allah inananları ise kurtardı. Ve Nuh: “Rabbim, beni affet, anne ve babamı, mümin olarak evime gireni, bütün mümin erkekleri ve mümine kadınları affet. Zalimlerin ise helakini artır.” duası ile Rabbimize iltica etmiştir.

ŞAKASI YOK

Milli Görüş, Hz. Nuh’un kendi asrında yaptığını bugün yapmaya çalışan görüştür. Topluma; Batı ahlak ve değerlerinden hayır gelmeyeceğini ifade ederek, “ahlaki ve manevi değerlerimize” sarılmayı telkin etmektedir. Materyalist eğitimi deşifre ederek maneviyatçı eğitimi, faizci kapitalist düzenin bir ezen ve ezilen düzeni olduğunu izah ederek yerine Adil Düzeni önermektedir. AB yerine İslam Birliği’ni savunmaktadır. Irkçı Emperyalizme köle olmayı değil, Allah’a kul olmayı telkin eden Milli Görüş, bütün insanlığın saadet bulması için kötülüklere ve kötülükleri örgütleyenlere karşı mücadele etmektedir. Milli Görüş bu mücadelesini Saadet Partisi ile yürütmektedir. Saadet’e düşmanlık edenler, savunduğu esaslardan rahatsızlık duyanlardır. Faizci Kapitalist Düzen yıkımdır. Adil Düzen ise onarım ve saadettir. Selam hidayete tabi olanlara…