1995’te Cumhurbaşkanı Demirel 32. Gün isimli programda AB terörle mücadele konusunda önerilerine şöyle cevap verecekti: “Siz diyor! Azınlık hakları tanıyın bunlara (Kürtlere), şimdi bunları anlatıyoruz ki burada, bunlar bugün ülkenin bütününe sahip! Niçin azınlık hakları İkinci kademe başka istikametlere varır. Özerkliğe varır. Otonomiye varır. Federasyona varır. Sonra Türkiye’nin parçalanmasına varır.”

Batı zaten bunu istiyordu. PKK’ya Çekiç Güç’ün havadan erzak atmasının sebebi neydi Almanya’nın PKK’ya serbest dolaşım hakkı tanıması, karagözüne hasret olduğu için miydi 100 yıl öncesinden olduğu gibi planlar aynıydı. Bir Kürt devleti bölgenin ittifakını önleyecek, Türkiye’yi Asya’dan izole edecek ve ikinci İsrail’i petrol coğrafyası üzerine inşa edecekti. Bu süreç Özal ile başladı AKP ile hız kazandı. Nasıl mı

•  Yıl 1991, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik şartı kabul edildi. 1988 yılında Özal’ın imzaladığı sözleşme üç yıl sonra 1991’de Yıldırım Akbulut hükümeti zamanında yürürlüğe girecekti. Bu anlaşmayla Türkiye anayasasında yer alan üniter devlet yapısı inkâr edilmiş oluyordu. Bugün BDP ve PKK’nın dillendirdiği tüm talepler bu şarta bağlı olarak önümüze gelmiştir. Ahmet Türk; “Kürtler, hakları olan statüye kavuşacaktır” diye bağırırken bu şarta dayanmaktaydı. Leyla Zana; “Yakında önderimiz Apo aramızda olacaktır” derken bu şartı hatırlatmaktadır. Selahattin Demirtaş ve Osman Baydemir; “Bölgenin maddi kaynaklarını özgürce kullanma hakkına sahibiz!” diye meydan okurken aynı şarta gönderme yapmaktaydı. (14 Eylül 2014, Milli Gazete, İshak Beyazay).

• 2003 yılında çıkan ikiz yasalar. Bir Allah’ın kulu, “Bu yazar sürekli bunu ifade ediyor! Bir araştırayım, nedir bir bakayım” demiyor. Zor mu “Google” arama motoruna bunu yazıp araştırıp okumak ve anlamak! Yoksa “cellâdınıza mı âşıksınız ” 2000 yılına kadar 34 yıl boyunca ikiz yasaları imzalamaktan kaçınmıştır. 2000 yılında Ecevit-Bahçeli-Yılmaz hükümeti tarafından yasa imzalanmış üç sene sumen altında kalmıştır. Ama üç sene sonra tam da Irak’ın işgali gerçekleşirken 2003 yılında AKP hükümeti ulus devletinin intiharı olan bu yasayı onaylamıştır. Neden

• Kalkınma ajansları: Yıl 2006 Bölgesel Kalkınma Ajansları yasası çıkartıldı. 5449 numaralı bu kanun 25.01.2006 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Bu projeyle mali ve idari birimler hayata geçecekti. Bu tüm ülkeleri kanser gibi kaplayan bir şehir devlet projesiydi. Özerk bölgeler, küresel bankerlerin emrine mi verilecekti

Türkiye 2006’da imzalanan kalkınma ajansları yasasıyla 12 bölgeye ayrıldı. Valiler, belediye başkanları ve özel sektör yetkilileri bu ajanslarla birlikte bölgesel kararlara imza atacaklardı. Her bölge kendi yatırım kararlarını alacaktı. Projeler için Ankara’daki hükümete değil, küresel bankerlere başvuracaklardı. Fonlar merkezi hükümetten bağımsız olarak bölgelere akacaktı. Parayı veren düdüğü çalıyordu. Fonlarla borçlanan yerel yönetimler, parayı aldıkları bankerlere sorumlu olacaklardı. Belediyeler borç batağına saplanacaktı. Yol haritası için Türkiye’den yargıçlar Washington’a, Colorado’ya ve Arizona’ya götürülmüşlerdi. Federal mahkeme sistemleri konusunda bilgilendirilmişlerdi. (14 Eylül 2014, Milli Gazete, İshak Beyazay)

BDP eski Eşbaşkanı Gülten Kışanak, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra ilk demecinde, “Diyabakır’da çıkan petrolden pay istediklerini” söyledi. Kışanak, Al Jazeera Türk’e yaptığı açıklamada, “Kesinlikle pay istiyoruz, yereldeki tüm enerji kaynaklarından, yeraltı, yerüstü zenginliklerinden, ekonomik varlıklardan yerelin pay alması lazım” dedi. Akabinde HDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata bölgede çıkarılan petrolden yerel yönetimlere de pay verilmesiyle ilgili Meclis’e kanun teklifi sundu. Amacı gerçekten belediyelere kaynak sağlamak mı Özerkliğin alt yapısını hazırlamak mıydı Batı’nın istediği bütün adımları AB’ye girme adına bir bir yerine getirdik. Bizi biz yapan değerleri terk ettik. Ilımlı hale, yumuşak lokma haline geldik/getirildik.

Bütün alt yapı 12 yılda hazırlanmıştı, barış süresince palazlanan PKK, kaos eylemlerine girmeye başladı. İstediği özerklik için yapması gereken, kaostan başka bir şey değildi. 6 Eylül’de sokakları terörize etmesi ve hunharca insan öldürmesi kaos planının bir parçasından başka bir şey değildir. Öldürdüğü kendi ırkından, dindar Kürt kardeşidir. Aslında yaşanan Marksizm ideolojinin İslam dininin çatışmasıydı. Beyinleri iğdiş edilmiş vahşilerden başka kim bir insanın üzerinden arabayla geçer. Kendi ırkına hunharca bunu yapacak insanın ideolojisi nasıl bir ideolojisidir. Irak’ta kurulacak olan Kürt devletinin İslami olmayacağı, Kobani olaylarıyla belli olmuştur. Büyük şeytan nasıl istiyorsa o şekilde Ortadoğu şekil alıyordu. Yıllardır ülkeleri ekonomik tetikçi marifetiyle sömüren, kendi çıkarları için darbe yapacak kadar gözü dönmüş Siyonist şirketler, daha fazla sömürme adına acımasızca insan öldürebilmektedirler. Büyük şeytan önüne koyulan her şeyi yiyen domuz gibi, Ortadoğu’nun ve Afrika’nın yeraltı ve yerüstü kaynaklarını tüketmektedir. Büyük şeytanın çokuluslu şirketleri daha fazla ilaç satmak için mikrop üretmekte, planlı eskitmeyle kullandığımız elektroniklerin ömürlerini kısaltmaktadırlar. Dedelerimizin “evladiyelik” dediği kavram artık hayallerimizde kaldı. DOYMAK BİLMEYEN BU ŞİRKETOKRASİ YÜZÜNDEN DÜNYA ELEKTRONİK ÇÖPLÜĞÜNE DÖNMÜŞTÜR.