Sözde hak arayışı ile başlayan bir yapılanmanın her geçen gün bizim haklarımızı nasıl da ihlal ettiğine şahit oluyoruz. Bunları ifade ettiğimizde ötekileştirme ve nefret suçu ile itham ediliyoruz. Halbuki yapmış oldukları girişimlerle ta en baştan beri kadını, erkeği, çocuğu tehdit eden kendileri.

Biz kadın hakları, çocuk hakları diye oyalanıp dururken, kadına pozitif ayrımcılık uygulanması gerektiğini söylerken, erkeklerin ne kadar kötü varlıklar olduğuna dair argümanlar üretmeye devam ederken tüm insanlık tehdit ediliyor farkında değiliz.

Hemen her gün daha ne kadar ileri gidebilirler diye hayret içinde okuyoruz haberleri.

“İlk kez bir trans kadın Hollanda güzeli seçildi” başlığı ile gündem olan haber bunlardan biri. Bu haber sadece Hollandalı kadınları ilgilendirmiyor. Sadece Hollanda’yı da ilgilendirmiyor. Tüm insanlığı tehdit eden olaylar silsilesinden sadece biri bu. Kadınlığın ve güzellik algısının yıkılıp tekrar başkalarının isteğine göre inşa edilmesine şahit oluyoruz burada.

Böyle şeyler okumak istemiyor musunuz? Hemen çevirelim sayfayı! Nasılsa spor haberlerinde olmaz böyle şeyler, biraz spor sayfalarına bakalım. O da ne?  “Tokyo Olimpiyatları’nda ilk trans kadın sporcu: Haksız rekabet üstünlüğü mü?”, “Trans yüzücü, kadınlarla yarışıp altın madalya aldı” başlıkları art arda çarpıyor suratımıza. Bizim yok saydığımız, görmek istemediğimiz bu haberler her yere yayılmış durumdalar.

Yüzme yarışmalarında başarılı olamayan bir erkek sporcu, cinsiyet değiştirme işlemleri sonrasında kadınlar kategorisinde yarışmaya ve ödüller almaya başlıyor. Bunun yanlış olduğu, erkek fiziğine sahip birisinin kadınlar kategorisinde yarışmaması gerektiği ile ilgili tepkiler yağıyor. Bahsi geçen şahıs, "Ben de takımdaki herkes gibi bir kadınım" diyerek cevap veriyor kendine gelen tepkilere.

Sıradaki haber ülkemizden. Cinsiyet değiştiren bir erkek, kadınlar tuvaletine giderek fotoğraf çektiriyor ve “Trans kadınlar da kadındır” diyerek paylaşıyor sosyal medyasında. Bu cümlenin neresinden tutsak elimizde kalıyor. Bir erkeğin kadınlar tuvaletine girerek kadınların özel alanını işgal etmesini mi tartışalım yoksa trans birinin kadınlık iddiasını mı?

İstedikleri kadar kavramları eğip büksünler. İstedikleri kadar propaganda yapmaya çalışsınlar. Bilimsel olarak sadece iki cinsiyet vardır. Erkek, erkektir ve kadın da kadındır. Kadın ve trans kadın aynı şey değildir. Kavramsal olarak yaşadığımız bu karmaşada kendilerine ne diyeceğimizi de şaşırır hale geldik.

Peki ya kadınların hiçbir alanda rahat bırakılmaması? Bir erkeğin kadınlar kategorisinde yarışmasını, kadınlar tuvaletine girmesini düşünün. Kadınların, hatta erkeklerin de kabul etmeyeceği bu davranışlara, adına trans denilen bireyler tarafından yapıldığında neden ses edilmiyor? Yıllarca kadın haklarını savunanlar neredeler? Bir kadın olarak haklarının işgal edilmesine neden tepki göstermiyorlar?

Bu yaşadıklarımız hangi ara normalleşti?