BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c) a hamd

ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve

sahabelerine olsun.

Müslümanız ve dünya hayatımızla ilgili olarak her konuya

mutlaka İslam ca bakmak zorundayız. Kadın ve kadının her alanda çalışma

konusuna da İslam ca yaklaşmalıyız. Kadın ve erkek her şeyden önce insandır ve Allah a kulluk için

yaratılmıştır. NİSA 1: Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da

eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden

sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah tan ve

akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde

gözetleyicidir. Allah ın emir ve yasaklarına uymada, ilahi hükümlere riayet

etmede kadın ile erkek arasında bir ayırım söz konusu değildir. Bazı sosyal

konularda kadın ile erkek arasında birinin diğerine üstün kılındığı haller ise,

özel durumlar ve görevler ile ilgilidir. Erkek kadın, kadın da erkek olmayı

isteyemez. Kadın, güreşte, halterde, koşuda, güzellikte, oyunculukta,

mankenlikte, akılda, şiirde, mimaride, kariyer yapmada dünya birincisi olayım

dememelidir. Allah ın kendisine verdiği annelik ve çocuklarını İslam ile

terbiye etmek gibi özelliklerini işletmelidir. Allah ın yarattığı insanlar

arasındaki farklılık insanlık için rahmettir. Kadının iyiliklerinin karşılığı

ile kötülüklerinin cezası da kendisine verilecektir. Kadının kazandığı sevap

kendinedir. Erkeğin kazandığı sevap da kendinedir. Allah katında, kullukta

değerleri aynıdır. İmanları, ihlasları ve amelleri oranında Allah a

yaklaşırlar. NİSA 32: Allah ın sizi, birbirinizden üstün kıldığı (kadınlık,

erkeklik, darlık, varlık, fakirlik, şöhret ve zenginlik gibi) şeyleri hasretle

arzu etmeyin. Erkeklerin de kazandıklarından nasipleri var, kadınların da

kazandıklarından nasipleri var. Allah tan lütfunu isteyin; şüphesiz Allah her

şeyi bilmektedir. NİSA 124: Erkek olsun, kadın olsun, her kim de mümin olarak

iyi işler yaparsa, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa

uğratılmazlar. Kadını eş ve anne olmaktan koparıp, erkeğin iş ortağı,

sekreteri, imaj elemanı, ticari araç, tezgâhtar, hayat ve iş kadını haline

dönüştürmek, batıcılığın içimize soktuğu bir fitnedir ve kadına yapılmış en

büyük kötülüktür. Irkçı Emperyalizmin toplumları ifsat etmek için merkeze

koyduğu en önemli araçların başında KADIN gelmektedir.

Kadının çalışma hayatına sokulması

Modern çağda kadınla ilgili ortaya çıkan meselelerden

birisi de kadının çalışmasıdır. Kadın-erkek eşitliğini sağlama adına, kadına

hizmet sektöründe ve kamusal alanda çalışma imkânları sunulmuştur. Erkeklerin çalıştığı

birçok meslekte kadınlar da çalışmaya başlamış ve çalışan kitlenin önemli bir

kesimini kadınlar oluşturmuştur. Batıdaki bu gelişmelere mukabil İslâm

dünyasında da, batılılaşmanın bir gereği olarak kadınların çalışmasıyla ilgili

önemli değişiklikler olmuştur. Kadının fiziki ve psikolojik yapısı göz ardı

edilerek yürütülen süreç, kadının kadınlığını tehdit eder boyutlara ulaşmıştır.

Diğer yandan kadının aileden ayrılmasıyla birlikte aile düzeninde önemli

aksamalar ortaya çıkmış ve çocuklar gereken ilgi ve terbiyeyi almaktan mahrum

bırakılmıştır. Kadının dış dünyadaki hayat şartlarının bu ölçüde değişmesi,

onun hayata, aileye ve kocasına bakışını da önemli ölçüde etkilemiştir. Kadın

konusunda yaşanan bu değişiklikler, İslam toplumlarında bir takım yozlaşmaların,

manevi çöküşlerin de tetikleyicisi olmuştur. Aileye, boşanma oranlarına,

yetişen gençliğe, akrabalık bağlarına, eşlerin birbiriyle geçimine ve benzeri

konulara baktığımızda ortada önemli bir toplumsal krizin olduğu görülür.

Günümüzde kadının istihdam edildiği çalışma alanları ile İslam ın kadına

yüklediği sorumluluklar mukayese edildiğinde, büyük bir çelişki ve bela ile

karşı karşıya olduğumuz görülecektir. Eskiden başı açık kadınlara yaptırılan

Milli Piyango çekilişleri şimdilerde başı kapalı kadınlara yaptırılıyor.

Özellikle ifade etmek gerekir ki kadın, İslâm da hiçbir zaman çalışmak zorunda

bırakılmamıştır, çünkü onun nafakası doğumundan vefat edeceği ana kadar hep

yakınları tarafından karşılanır. Yeni doğan bir kız çocuğunun evleninceye kadar

maddi bütün ihtiyaçlarını imkânı ölçüsünde babası karşılamak zorundadır.

Evlendiği takdirde onun ve çocuklarının nafakasını karşılamak kocasının

vazifesi ve sorumluluğu altındadır. TALAK 7: İmkânı geniş olan, nafakayı

imkânlarına göre versin; rızkı daralmış bulunan da Allah ın kendisine verdiği

kadarından nafaka ödesin. Allah hiç kimseyi verdiği imkândan fazlasıyla yükümlü

kılmaz. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır. İslam ın kadın

ve erkekler için koyduğu özel ve genel esaslar herkesin hayrınadır. Bu esaslara

uymak saadettir.

Çünkü İslam bizim MİLLİ GÖRÜŞÜMÜZDÜR vesselam.