Bir şiir ateşle

Bir kelimenin kökeni o kelimenin künhüne dair ipuçları verir. Bu minvalde şiirle şuur kelimesinin kardeş olduğu söylenir. Bu kardeşliğe, şuura götüren şiirlere meftunuz. Şuursuz şiirlerden beriyiz. Mehmet Akif Ersoy, Necip Fazıl Kısakürek, İsmet Özel, Sezai Karakoç, Mehmet Akif İnan, Osman Sarı, Mevlana İdris, Kemal Sayar, Güven Adıgüzel, biraz sonra okuyacağınız mısraları yazan Said Yavuz ilk aklıma gelen, gönül ve zihin dünyamıza şiiriyle şuur nakşedenler. Bir kısmı önden gitti, bir kısmı şiirini sadağından çıkarmaya devam etmekte. Gönlümüz ise hep o esaslı şiiri aramakta:

şairin sırtını sıvazlayan hırka kimindi

küçük evlerde on sekiz bin âlem

kılıçtan önce kâfiri vuran kabzadaki şiir

nerde

Sesini yükselt

Bizden sadece meydanlarda karpuz boyayıp kınamalarla vicdanımızı rahatlatmamızı istiyorlar. Bizden herkes gibi Amerika’ya kızınca Amerikan tıraşı yaptırmamamızı, Hollanda’ya kızınca portakal bıçaklamamızı istiyorlar. Bizden protesto gösterilerinde sloganlarımızda bile etliye sütlüye karışmayıp, suya sabuna dokunmamamızı istiyorlar. Biz ise; Siyonistlere ait olan her ne var ise bu topraklardan silip atmadan rahat durmayacağız.

Bir damla gözyaşı akıt

Gazze’de enkazda ailesini kaybeden ortaokul çağında küçük bir çocuk yıkıntıların arasında kardeşiyle giderken ilkokul çağındaki diğer kardeşini görüyor... Kendisini videoya çeken kişiye kardeşini gösteriyor. Biraz sevinç, biraz korku, biraz endişe ile... Ya Rabbi biz dünya hayatımızda neye seviniyoruz, bu çocuk neye seviniyor? Biz nelere üzülüyoruz, bu çocuklar nelere üzülüyor? Biz bu çocuklarla aynı cennete mi talibiz? Uzayıp giden sorular zihnimi işgal ediyor. Bombalar, katliamlar, ufacık çocukların parçalanmış cesetleri... Hiçbir şey elimizden gelmeden dişimizi ve yumruğumuzu sıkıyoruz.

Bir çocuk yetiştir

Çocuklar var bir de. En güzel sloganları atan, en çok gözleri parıldayan, ümmetin umudu, şair Melek Arslanbenzer’in hasretle söylediği ''bir milyon çocuk doğsun benden/ her yerde savaşsınlar Allah aşkına'' mısrasının karşılığı çocuklar! Siyonistlerin boynuna Hayber’de inen Zülfikar gibi çocuklar. Gazze’ye meftun, Kudüs’e âşık, Siyonistlerden nefret eden, Amerika’ya kin kusan, babasının evine getirdiği poşete bakıp didik didik boykot ürün arayan dedektif çocuklar…

Bir kitap oku

Kudüs’e dair ne okuyalım? Elbette birçok kitap tavsiye edilebilir. Bunu işin erbabı olanlar ziyadesi ile yapıyor. Biz ise onları tavsiye etmekle iktifa ediyoruz. Ayrıca okumayı dert edinenler, bu sorunun tek bir cevabının olmadığının bilincinde olanlardır. Bir konuda derdiniz, yaranız vardır. O yara karşınıza bir kitap çıkarır. Halis Mutlu ağabeyin Kudüs’e Uyanmak, Kudüs’te Uyanmak, Kudüs’te Vurulmak kitapları... O kitap bir insanla tanıştırır sizleri. O insan bir başka kitaba götürür sizleri. Daha sonra o insan yaranızı deşer ve daha güzel bir kitaba düşürür yolunuzu. O insan bir deryadır. Deryada damla olmak bile mutlu eder insanı. Okudukça aksiyonlarımız da bilgiye dayanır. Bu dayanma, direncimizi ve heyecanımızı artırır. Uzun zamandır deryasında damla olmaktan memnun olduğum Taha Kılınç, başta Kudüs olmak üzere İslam coğrafyasına dair muazzam bir çaba ve gayret içinde. Kitaplar, seyahatler, konferanslar, okuma programları... İşini ibadet aşkı ile yapan Taha Kılınç’ın İslam coğrafyasına yeni başlayanlar için yaptığı 33 kitaplık temel okuma listesini de bu vesile ile tavsiye etmiş olalım. Okumak, anlamak, yaşamak ve en önemlisi de başkalarının yaşamasına vesile olmak dileği ile...

Duvara bir slogan yaz

Dayımla, ben çok küçükken ata yadigârı eski bir evin duvarına, düşünce dünyamı altüst eden okkalı bir kelime yazmıştık. “Kelimeleri bazısı tüyden, bazısı demirden…” Çok sonraları büyüdükçe öğrenmiştim bu demirden kelimenin anlamını. Meğerse o kelimenin muhtevasında bir tarih, bir medeniyet, muazzam aksiyon yatıyormuş. “Bir kelime alsan kalbim, tutunsan kitabın sayfalarına…” O aksiyon çok sonraları bir şiirde tevafuk etti. “Giden şanlı akıncı ne gün döner yurduna” Evet, o kelime “akıncı” idi. Metruk bırakılan yüreğimizden, metruk bırakılan evlerden yetişen akıncılarla dudaklarda hep o aynı slogan; “Mekke, İstanbul, şimdi sıra Kudüs’te...”