Yaşadığımız büyük deprem felaketinin ardından muhalefet sözcüleri ortaya çıkan aksaklıkları dile getirdikçe iktidar sözcüleri bu açıklamaları yalanlayarak her şeyin yerli yerinde olduğunu iddia etmeye başladılar.
Ama aradan geçen süre iktidar sözcülerini değil muhalefet sözcülerini haklı çıkardığı gibi deprem bölgesinde inceleme yapan AKP’li milletvekilleri de koordinasyon eksikliği yaşandığını itiraf etmek mecburiyetinde kaldılar.
AKP’li vekiller de gerçeği görmüşler ve bunu rapor haline getirerek genel başkanlarına sunma kararı almışlarsa yapılacak ilk iş koordinasyon meselesine el atmak olsa gerek.
Yani yıkılan evlerin yerine yenilerini yapmaya başlamadan önce depremzedelerin yardımına koşacak AFAD gibi kuruluşların ele alınması ve öncelikle bu konudaki aksaklıkların giderilmesi şart!
Depremzedelere yardım için elbette çok şey yapılıyor ama koordine eksikliği yüzünden yardımlar beklenen yararı sağlayamıyor!
Önce AFAD ele alınmalı!
Ardından Kızılay konusu gündeme gelmeli!
Kızılay gibi bir yardım kuruluşunu şirket haline getirmenin faydalı olup olmadığı tartışılmalı!
Ve de Kızılay eski hüviyetine geri döndürülmelidir.
Çadır üretecek ve çadır satacak çok kişi bulunabileceği gibi ille de böyle bir ihtiyaç varsa Kızılay dışında bir şirket kurularak bu iş organize edilemez mi?
Yani öncelikle karşı karşıya kalınacak bir deprem felaketi sırasında depremzedelere yardım edecek kuruluşların yeni baştan ve sağlıklı bir şekilde yapılandırılması gerek!
Öncelikle bu sorun çözüme kavuşturulmalı, ardından öteki adımlar atılmaya başlanmalıdır.
Bakın yardım işi bile doğru dürüst organize edilemiyor.
Ve yardımlar gelişigüzel dağıtılıyor.
Hal böyle olunca da kimi yerde yardım fazlası yığılırken kimi yerlerde ihtiyaçların karşılanamadığı bir durum yaşanıyor.
İktidar sözcüleri keşke depremin ilk günlerinde muhalefet sözcüleri tarafından yapılan eleştirileri yok sayma yerine kulak vermeyi tercih etmiş olsalardı.
Bugün aynı yakınmaları kendi arkadaşlarından duyuyorlar!
Aklın yolu birdir!
Muhalefet sözcüleri tarafından yapılmış olan eleştirileri alınganlık meselesi yapma yerine bir an önce aksaklıkları giderme yolunda adımlar atılsa ne güzel olur, değil mi?