Allah nasip etti, bir umre ziyareti gerçekleştirdik.
İhramdı, tavaftı, saydı ve diğer görevlerdi, onları her
ziyaretçi hemen hemen aynı şekilde yapar. Biz de yapmanın gayreti içinde olduk.
Sosyal bakışla intibaklarımızı yazmak da ayrı bir
görevimizdir. Mekke-i Mükerremede ve Kabe de neler gördük:
Demir kazıklar, beton bloklar ve çelik iskeleler arkasına
hapsolmuş bir Kabe gördük. Vinç ormanı altında Müslüman harmanı vardı.
Estetikten yoksun gökdelenler, katedralleri andıran
kuleler, adeta Kabe-i Şerif in mezar taşı gibi olmuş. Bu gökdelen kuleler
Mekke-i Mükerremenin yeni sembolü yapılmış.
Eskiden yanına yaklaşırken Kabe nin zarif minarelerini
arayan gözler, 100 metre yakınına sokulmadan artık bunları bile göremiyor.
Mekân olarak genişletilen Kabe binaları estetik olarak
sıfırlanmış gözüküyor.
İslam dünyasından Müslüman seli Kabe ye doğru akıyor.
Dikkatli olarak bakınca, Afganistanlı yok, İranlı yok, Iraklı yok, Suriyeli
yok, Libyalı yok, Yemenli yok. Mısırlı az, Filistinli az, Nijeryalı ve diğer
Afrikalı Müslümanların sayısı ise çok az. Gelenlerin de üzerine kan kokusu,
barut kokusu ve can korkusu sinmiş.
Dikkatli ve ferasetli gözler, bomba şimşeklerinin
Mukaddes beldelere doğru gelmekte olduğunu fark ediyor. Yine ferasetli kulaklar
bomba seslerinin ve makineli tüfek tarrakaları ile feryat ve figan seslerinin
yankılarını Mukaddes beldelerden duyabiliyor. Haçlı ve Siyonist tecavüzcüler
Kabe nin etrafındaki çemberi gittikçe daraltıyorlar.
İsrail, ABD, NATO, Avrupa ve onların işbirlikçileri bu
rezil eserleri ile ne kadar övünseler azdır.
Can, mal, ırz, namus, vatan ve mukaddesat endişesi ile
Mukaddes beldelere sel gibi akan Müslümanlar; Siyonist, Haçlı ve onların yerli
işbirlikçilerine lanet içeren beddualar haykırıyorlar. Ürdünlü Fahrettin,
Nijeryalı Sevde, Pakistanlı Cemil, Mısırlı Abdullah, Malezyalı Muhammed,
Sudanlı Abdurrahman, Filistinli Hatice ve diğer ülkelerden gelen
kardeşlerimizle görüşmeler yaptık. İsrail deyince, Amerika deyince, Avrupa
deyince, NATO deyince, işbirlikçi deyince gözleri öfke seli ile doluyor. El
açıp bedduaya duruyorlar. Sıranın ne zaman kendilerine geleceğini
sorguluyorlar. Şu anda katledilenlerin aslında kendilerinden olduğunu
hatırlatıp beraberce ah vah ediyoruz.
Başsız ayaklar gördük. Lidersiz topluluklar gördük.
Darmadağınık Müslümanlar gördük. Yakın gelecekte de başı ile, beyni ile, bileği
ile, yumruğu ile, organize olmuş bir İslam âlemi de maalesef gözükmüyor.
Siz de bizim gibi baş olarak Türkiye yi mi
düşünüyorsunuz Türkiye yi yönetenlerin öyle bir derdi var mı ki Yaptıkları
açıklamalara bakarsanız, mesela 2023 hedefleri derken Avrupa Birliğine tam üye
olmuş bir Türkiye den bahsediyorlar da İslam Birliğini ağızlarına bile
alamıyorlar. Bu durumda Togo veya Uganda nın İslam dünyasının liderliğine talip
olmasının, Türkiye nin talip olmasından daha mantıksız olduğunu söylemek
zordur. Elbette bu mantık ve bu yönetim değişmedikçe.
Bir umre ziyareti. Acı gerçeklerin gözle görülmesi olarak
gerçekleşti.
İslam âleminin ortak dualarına katılma fırsatı bulduk.
Kabe nin eteklerine yapışarak!
ACI GERÇEKLER
Kabe den beddualar yükseliyor,
İslam dünyasını yıkıp yakana.
Ey işbirlikçi, kurtuluşun yoktur,
Adalet sarılır bir gün yakana!