Sevdalı olanlar sevdiklerinin kusurlarını görmezler. İyi ki de görmüyorlar. Kusurları görmeye çabalasalar ne çok şey çıkar ortaya. O zaman da ikrah edercesine nefret ederler. Şu dünya hayatında kusursuzluk Allah’a mahsus. Yaratılan her varlık başta insan, kusurlarıyla da bilinir.
İnsanı ana ekseninden uzaklaştıran, sapmalara sürükleyen türlü nedenler ve bahaneler olur. Gözü ve gönlü o tarafta olursa ancak onların bir karıştırıcısı olur. Çöplerin içinden çıkamaz. Şeytan insana musallat olmayagörsün o zaman kusurdan kusura, yanlıştan yanlışa sürüklenir kapılanlar. Sakınanlar ise kendilerini korumaya alırlar. Bir veli şöyle demişti bir sohbetinde: “Abdestli olun devamlı. O sizin koruyucunuzdur.” Abdest sadece bedensel arınma eylemi değil bir yanıyla da ruhun da arınma ve sakınmasıdır. Abdestliler o hâl üzerindekiler manevî huzur içinde olurlar. İnsan bir kuş gibi hafifler. Kendi kendine ruhsal bir disipline girer.
Gönlünü güzelliklere açanlar güzellikleri görürler, onunla hâllenirler ve hatta huzur bulurlar. Oralarda dedikoduya, fitneye yer yoktur. Güzellikler ve güzel insanlar örnek alınır, onlardan söz edilir.
Birbirleriyle dost olanlar, güzel geçinenler birbirlerinin güzelliklerini gördükçe huzur bulurlar. Birbirlerine birer aynadırlar. Övünçleri, sevinçleri ve sevgileri güzelliklerde karşılık bulur. Dost, kardeş, arkadaş, yoldaş ve hatta sırdaş olurlar. Birbirleriyle dertleşirler. Onların bu yakınlaşmaları dairevi olarak genişler, kendileriyle sınırlı kalmaz.
Dünya hırs tamahı, insanların açıklarını yakalama, boşluklarından yararlanma ve ondan kendilerine pay edinme için bir gayret içinde olanlar kötülüklerde sınır tanımazlar. Fitne kazanını kaynatanların işi ortalığı velveleye vermek, kötülükleri ateşlemek, insanı huzursuz etmek başlıca görevleridir.
Güzellikler beldesinde harama yer yoktur. Adaletsiz olmazlar, merhametli olurlar. Her insanın acısı onların acısıdır, her dertleri kendilerinin derdidir. Bir yere bir ateş düşmüşse o ateşi söndürmek, düzen oluşturmak başlıca görevleridir. Güçleri yettiğince ellerinden geleni yaparlar. Yapmaya güçleri yetmiyorsa çırpınırlar, acı çekerler.
Biricik örnek insanlar peygamberlerdir. Onlar Allah’ın koruması altındadırlar. Onlar da kuldur, insandır, kusurları olmuştur, ama onları gidermişlerdirler. İsmet sahibi olduklarından onlar kusursuz olarak dünya hayatını tamamlamışlardır. İnsanlığın başlıca görevi onların yolunda izinde olma çabası olmalıdır. Onları kendisine örnek almalı.
Her insan kusur ve günah işler, pişmanlık duyar tövbe eder ve Allah’a sığınır. Bir daha yanlışa düşmeme gayretinde olur. Yeniden günah işlese bile O’nun kapısından dönmez. Allah’ın merhamet ve rahmet kapısı sonsuzdur.
Kişinin kendi kusurları kendisi için artar da yeter. Başkasının günahına, hakkına girme insana ağır yük olur. Bunun altından kalkmak çok zordur.
Pişman olunacak bir davranışa neden girilsin neden başkasının hakkına tecavüz edilsin bilincinde olanlar hayatlarında daima özenlidirler. Özenli olurlarsa sakınırlar.
Dünyasını da öte hayatını da cennete çevirecek olan insanın kendisidir. Kişi cennetini de cehennemini de kendisi oluşturur.
Dünyayı karartan, cehenneme dönüştürenlerin olduğunu bilenler bu karanlık ortamdan, oluştan uzak dururlar. Acı ve zorlukları da olsa bundan asla ödün vermezler.
Her milletin bir medeniyeti, tarihi ve kültürü vardır. İnsanın olduğu her ortamda ve zamanda yanlışlıklar elbette vardır. Geçmişi anarken veya geçmişe bakarken kötülükleri, çirkinlikleri değil de güzellikleri öne çıkarır örnek olarak sunarsa geleceğe ilişkin hayatı da ona göre şekillendirir. Bütüne bakmada yarar var. Bütünün güzellikleri ağır basıyorsa insanlık orada huzurlu yaşamış ise bunun güzellik ve iyilik ayrıntıları kıymetlidir.