AKŞAMÜSTÜ evime ulaşabilmek için hızla yürüyorum. Yollar adeta insan seli. Çocuklarını okuldan alan anneler, işten evine koşan babalar, okul çıkışı bir araya gelen gençler birbirlerinden habersiz yan yana yürüyorlar. Tam caddeyi dönecektim ki, bir grup öğrencinin toplanıp, saç başa kavga eden iki arkadaşı ayırmaya çalıştıklarını gördüm. Kızlardan biri diğerine göre daha iri yapılıydı ve arkadaşının saçından alıp yere savuruyor sonra tekrar kaldırıp kızı duvara doğru fırlatıyordu. Etrafa toplanan arkadaşları onları ayırmaya çalışsalar da muvaffak olamıyor tepkisiz vaziyette bekliyorlardı. Sonra içlerinden biri araya girdi ve büyükçe olanı çekip diğerine yol verdi. Hasmının elinden kurtulup, kaçtığını fark eden genç kız cadde boyunca onu kovalamaya devam etti. İnsanlar iki genç kızı birbirine düşman kılan şeyin ne olduğunu anlamaya çalışıyor, arkalarından öylece bakıyorlardı. Duvara yaslanmış vaziyette bekleyen gence yaklaştım ve “arkadaşlarınız neden kavga ediyorlar” diye sordum. Genç güldü, abla ne olacak aynı kişiyi seviyorlar, kıskançlık diyebilirsiniz… dedi.
O akşam şahit olduğum o fotoğrafı zihnimden hiç atamadım. Bu çocukların bu kadar öfkeli, agresif ve gayri ahlaki tutumlarının hangi ortamlarda ve hangi şartlarda oluştuğunu düşündüm ve çıkmaz bir sokakta kaldım. İlginçtir anne babalar çocuktaki ahlaki yozlaşmayı ders notları kadar dahi önemsemiyorlardı. Çocuklarımız gün boyu ekranlara yansıyan dizilerin saldırılarına maruz kalıyorlar, rol modellerini buradan seçiyorlardı. Ekranlarda sergilenen “Bu tarz benim”, işte benim stilim ve benzer programlara baktığınızda birbirlerini kıyasıya eleştiren, alt etmeye çalışan, tehditler savuran hırçın öfkeli gençlerin olduğunu görürsünüz. Burada çocuklarımıza zengin, şımarık, kendini üstün gören ve karşı tarafla sürekli rekabet eden, doyumsuz, öfkeli, bencil, bütün vaktini peşinde koştuğu erkek ya da kız için harcayan bir genç modeli sunuluyor. Çocuklarımız bu kişilerle özdeşim kuruyor ve onların kokuşmuş hayatlarını birebir modelliyorlar. Bütün bunların sonucun ise doğal olarak birbirlerine karşı düşmanca tavırlar sergileyebiliyorlar. Dizilerde aldatılan kişi ve intikam almak için koşturan bir kadın ya da erkek hep ön planda tutuluyor. Gençlerimiz yaşamlarının en verimli yıllarını bu kokuşmuş görüntülerin esareti altında geçiriyorlar. Üniversite tahsili alıyorlar, sosyal aktivitelere katılıyorlar, anne babanın istediği evlat prototipine uyum sağlayabilmek için her şeyi yapıyorlar. Ama ahlak ve maneviyat noktasında yoksul kalıyorlar.