O korkunç gerçek şudur; 1939 Erzincan Depremi’nden sonra uzmanlar, ‘Yeni Erzincan eski yerine kurulmamalı, tehlike var!’ şeklinde rapor vermelerine karşılık, şehir eski yerine kuruluyor ve ilerleyen yıllarda şehir tekrar tekrar yıkılıyor! Ayrıntılara bakalım mı; 

* Erzincan için dehşetin yılı olan 1939’un ardından belli sebepler gösterilerek yeniden aynı yere inşa edilen şehir ile ilgili belgelere ulaşıldı.

* Cumhuriyet tarihinin en büyük depremi olarak 1939 yılında kayıtlara geçen Erzincan depreminin ardından o zamanki reisicumhur olan İsmet İnönü ve 14 kişilik heyetin imzasıyla yeni Erzincan’ın belirli sebepler gösterilerek yeniden riskli görülen fay hattı üzerine inşa edildiği ortaya çıktı. 

* Dünya tarihinin en büyük depremleri arasında sayılan 1939 Erzincan depremi, 26 Aralık’ı 27 Aralık’a bağlayan gece saat 01.57’de başladı. 

* 7,9 büyüklüğündeki 1939 Erzincan depremi 52 saniye sürdü. 

* Deprem neticesinde 116 bin 720 bina yıkıldı. 

* Dünyanın büyük depremleri arasında sayılan bu deprem, Türkiye’nin en ciddi deprem felaketlerinden birisi olarak tarihe geçti. Can kayıplarının fazla olmasının bir nedeni de zorlu kış şartlarından dolayı yardımların güç şartlar altında ulaşmasıydı. Depremde kayda geçirilen verilere göre 32 bin 962 kişi yaşamını yitirirken 100 bine yakın kişi de yaralandı.

* Yaşanan depremin ardından yeni Erzincan’ın kurulacağı yerle ilgili tartışmalar yaşandı. Erzincan’ın yeniden riskli görülen fay hattı üzerine inşa edilmemesi gerektiği belgede şu ifadelerle yer aldı: “Üniversite jeoloji asistanı ile M.T.A. Enstitüsü jeoloğu ve yine üniversite jeoloji ordinaryüs profesöründen müteşekkil heyet tarafından Erzincan zelzele mıntıkasında yapılan ve nafia vekilliğinin 11 Mayıs 1940 tarih ve 5935/ 4555 sayılı tezkeresiyle tevdi olunan jeolojik tetkikatı havi raporda; zelzelenin vuku bulduğu yerlerde tektonik zelzele hattı mevcut bulunduğu ve bu itibarla şehrin tekrar aynı yerde tesisinde jeolojik mahzurlar görüldüğü cihetle yeni şehir için zelzele bakımından daha emniyetli ve zelzele hatlarından uzak ve zemin daha sağlam bir yer aranarak: 1- Zelzele hattının tamamen haricinde, 2- Zemini sağlam tabakalardan müteşekkil, 3- Kâfi miktarda içme suyu mevcut, 4- Her türlü feyezan tehlikesinden masun olması gibi sebeplerden dolayısıyla, Kemah Boğazı ile Hah arasındaki sahanın yeni bir şehir kurulması için en muvafık bir mahal olduğu gösterilmiştir.”

Rapor kısaca diyor ki, yıkılan şehrin zemini uygun değil; şehri yeniden buraya kuracak olursanız tekrar yıkılır! Başka bir alana şehri kurmalı! 

Ama ne oldu? Bu rapora rağmen Erzincan, yıkıldığı yere inşa edildi. Sonuç da maalesef ortada! Erzincan tekrar yıkıldı, tekrar yıkıldı!

***

İlginçtir! Peki, bu hata yapılırken hangi gerekçeler gösterildi? Bunu da hemen aşağıda ifade edelim…

------------------

ŞU GEREKÇELERE BAKAR MISINIZ?

Karşı rapora rağmen, Erzincan’ın, yönetimin hatalı kararıyla yıkılan yere kurulma gerekçesinde ilginç ifadeler var. Deniliyor ki;

* Kurulacak yer, yüzde 50 - 70 derecesinde hasara maruz ikinci mıntıkanın hemen civarında…

* Bu mevkie kurulacak şehrin eski şehirden ve eski şehirde kurulmuş olan büyük demir yol teşkilat istasyonundan uzak olacak olması…

* Erzincan Ovası’nın müntehasında ve köy kesafeti nispeten az bir mıntıkada bulunması…

* Şimali şarkı (kuzeydoğu) rüzgârlarına maruz olması…

* Hazır içme suyunun bulunmayışı…

* Cenubi garbi (güneybatı) tarafı dağlarla mahdut olup ancak şimali şarki (kuzeydoğu) istikametinde inkişaf edilebileceği ve burada ayrıca yeni bir şehir ayrıca kuruluncaya kadar eski şehir civarında yerleşmiş veya yerleşecek olan halkın bilahare yeni şehre nakillerinde müşkülat ve hatta imkânsızlıklarla karşılaşılması…

* Şehrin ikiye bölünmesi muhtemel olduğu cihetle bu mıntıka dahilinde birinci sınıf bir idare ve askeri merkez kurulmasının çok müşkül şartlar ve büyük masraflarla kabil olacağı ve bu müşküllerin böyle bir merkezin inkişafına da mâni teşkil edeceği…

* Ve buna mukabil esasen büyük teşkilat istasyonunun, askeri kışlaların, hastanenin mevcudiyeti…

* Eski şehre civar mıntıkada muayyen bir halk kütlesinin kendiliğinden yerleşmekte olması…

* Rüzgâr ve güneş bakımından daha müsait bir variyette görülmesi…

* İçme suyunun kolaylıkla temini…

***

Bu gerekçeler insan hayatından daha önemli olabilir mi?

Yukarıdaki gerekçeler gösterilerek Erzincan, yıkılan yere yakın bir konuma kuruldu. Ama ne oldu? Tekrar yıkıldı! Oysa, Erzincan tepelik, dağlık alanlara kurulsaydı, Erzincan Ovası da tarım için ayrılsaydı daha isabetli olmaz mıydı?

----------

BUNLARI NİÇİN YAZDIM?

Şunun için… En son yazacağım cümleyi en başta yazayım;

Depremde yıkılan şehirlerimiz, zemin etüdü yapılmadan eski yerlerine inşa edilmemeli! Bu konuda kılı kırk yarmalı, sağlam yerleşim yerleri tespit edilmeli ve şehirler bu sağlam alanlara kurulmalıdır.

Ovalara, dere yataklarına, zemini sağlam olmayan alanlara şehirler kurulmamalı! Erzincan’da yapılan hata, yıkılan bu şehirlerimizde tekrar edilmemeli! Tarih tekerrür etmemeli. Hiç ibret alınsaydı tekerrür eder miydi? İbret alalım diye hatırlatıyorum bütün bunları!

***

Türkiye, büyük bir deprem felaketi yaşadı.

Bu deprem felaketinde on binlerce insanımız enkaz altında kalarak vefat etti.

On binlerce bina yıkıldı.

Hatalar yenilenmesin! İktidar yetkilileri bugünlerde kulağa hoş gelen cümleler kullanıyorlar ama sonradan iş fiiliyata geçtiği zaman bakıyorsunuz bambaşka bir fotoğraf ortaya çıkıyor. Böyle olmamalı!

***

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun şu cümlelerine dikkat çekmek istiyorum:

* “Yapılacak yeni inşaatlar için zemin etütleri, mikro-bölgeleme çalışmaları titizlikle yapıldı mı ki; yüz binlerce konut için daha şimdiden ihaleler konuşulmaya başlandı? Hatta temeller atılıyor. Aynı yanlış anlayışla, aynı çarpık zihniyetle atılacak her bir yanlış adım önümüzdeki günlerde çok daha büyük problemlere neden olacaktır.”