Benden büyük iki abim var. İkisi de konfeksiyonda
çalışıyorlar. Benim için ek mesai yaptılar, ihtiyaçlarından kıstılar, yeter ki
kardeşimiz okusun dediler. Geçen yıl Sakarya Üniversitesi İşletme den mezun
oldum. Ama birçok yere başvurduğum halde iş bulamadım. Sokak sokak dolaştım,
bütün gece internet başında kalıp iş aradım, tanıdığım herkese haber gönderdim
ama olmadı. Dört yıl boyunca kurduğum hayallerin hepsi suya düştü, meğer hayat
benim hayal ettiğim kadar kolay değilmiş. Bazen keşke diyorum bunca yıl vakit
harcayacağıma abimler gibi çocukluğumdan itibaren konfeksiyonda çalışmış
olsaydım. Ama okumayı seviyordum ve okudum. Fakat işsiz kaldım (Adem Y)
İnternet bankası internet sitesi ülkemizdeki genç
işsizlik oranının dünya ortalamalarının üzerinde olduğunu yazdı. Bir parça
ekmeğin bir kuru soğanın olsun yeter ki huzurun yerinde olsun sözü artık
geçerliliğini kaybediyor. Kuru ekmek, ağız tadı ve sıcak aile ortamı belli bir
yaşın üstündeki kesim için yeterli gelse de, genç kuşağın ihtiyaçlarına cevap
vermiyor. İhtiyaçlarını karşılayamayan gençler ise kendilerini yetersiz ve
başarısız hissediyorlar.
Son yapılan araştırmalar, üniversiteyi bitirdikten sonra
işsiz kalan gençlerde ruhsal sorunların, suça eğilimin ve sosyal uyum
sorunlarının arttığını gösteriyor. Gazetelerin üçüncü sayfalarına göz
attığınızda şiddete ya da suça bulaşan kimselerin çoğunun işinden çıkarılmış ya
da iş bulamamış gençlerden oluştuğunu görürsünüz. İşsiz kalan gençlerin çoğu
bir süre sonra suça eğilim göstermeye başlıyorlar. Yapılan araştırmalarda işsiz
kalan gençlerin, kendilerini değersiz gördükleri ve bu çocuklarda depresyon,
kaygı bozukluğu gibi sorunların ortaya çıktığı görülmüştür. Yaşamlarını zor
şartlar altında idame ettirmeye çalışan gençler aile ve çevrenin baskıları ile
yüz yüze geliyorlar. Umutları tükeniyor, bir süre sonra sosyal patlamaya hazır
hale geliyorlar. Üniversite sonrası işe atılan gençlerin ise, güven duyguları
yükseliyor, çalışma hayatı bu çocukları zihinsel ve fiziksel olarak zinde
tutuyor.
İşsizlik sorunu öncelikli olarak ele alınması gereken bir
sorundur. Mutlu ve huzurlu fertlerden oluşan bir toplumun inşası maddi ve
manevi yükselme ile mümkün olabilir. Aksi takdirde geleceğe umutla bakma
şansımız kalmaz.