Çocukluğumuzda öğrendiğimiz “Edille-i Şeriyye”nin dört olduğu, onların da kitap, yani Kur’an-ı Kerim, sünnet, icma ve kıyas olduğu en önemli bilgilerimizdendir.
Ailemizden ve hocalarımızdan Allah razı olsun, çok güzel şeyler ezberletmişler.
Kur’an ve sünnetle bizim yapacaklarımız ve yapmayacaklarımız bize bildirilmiş.
Fıkıh kitaplarımız da, Kur’an ve sünneti okuyup anlama gücüne sahip olmayanlara özet olarak halka öğretmek için yazılan kitaplarımızdır.
Önümüzde Kurban Bayramı yaklaşmakta.
Değerli hocalarımız, kurbanı kimlerin keseceğini, kurbanlıkların yaş ve sağlık durumlarını halkımıza fıkıh ve ilmihal kitaplarından naklederek halkımızı aydınlatacaklar.
Fıkıh ve ilmihal kitaplarımızda deve, sığır, koyun ve keçiden kurban olacağını, devenin en az beş yaşını doldurması gerektiğini, sığırın iki yaşı doldurması gerektiğini, koyun ve keçinin bir yaşını doldurması gerektiğini, ancak kuzu altı aylık olduğu halde annesi gibi boylu poslu ise onun da kurban olacağını yazar.
Hadis-i şeriflerden elde edilen bu bilgi, fıkıh ve ilmihal kitaplarımızda topluca bize bildirilir.
Kur’an ayetlerinde verilen emir, yasak ve nasihatlerin genellikle hikmeti bildirilmez.
Biz, ayetlerden edindiğimiz bilgiye göre yaratılan hiçbir şey anlamsız, boş bir şey olmadığına inanırız.
Yine emredilen ve yasaklanan her şey bizim iki dünyamız için faydalı olduğuna inanırız.
Mesela deve, sığır, koyun ve keçiden kurban olması için belirttiğimiz yaşa uyması gerektiğini bilir, kabul eder ve uygularız.
Ama günümüz hayvancılığı açısından bakıldığında Sevgili Peygamberimizin bu verdiği bilgiler, hayvancılık ekonomisinde en üst seviyede bir uygulama olduğunu öğreniyoruz.
Konya’da ilahiyat okurken evimizin yakınında Konya’nın en büyük tavuk çiftliği vardı.
O kadar çok tavuğu ve kamyonlarca yumurtayı ilk defa görmüştüm.
Çiftliğin sahibinden öğrendiğim bilgiler, 1975 yılının bilgileridir. O günden bu güne çok daha verimli gelişmeler mutlaka olmuştur.
Çiftlik sahibi, “Nisan ayında yumurtlamaya başlayan civcivleri Kasım ayında keser, satar ve bitiririz” dedi.
Ben de, “Bizim beş on kadar tavuğumuz olurdu ve birkaç sene yaşarlardı” dediğimde, “Sizinkiler de bir gün yumurtlar bir yumurtlamazdı değil mi” deyiverdi.
“Kasım ayından sonra verim düşer ve yem parasını bile karşılamaz hale gelir” demişti.
Sevgili Peygamberimiz, kurbanlık hayvanların yaşını belirlerken koyun ve keçinin bir yaşını doldurunca o çabuk büyüme dönemini bitirmiş olacağına dikkatimizi çekmiştir.
Hatta kuzuların keçilerden daha çabuk büyüdüğüne dikkat çeken hüküm, yani koyunun altı aylığı annesi gibi görünmüşse kurban olacağı söylenirken, sığırın iki yaşını doldurduktan sonra vücuduna alacağı et, yiyeceği yemi karşılamaz halde olduğuna da dikkatimizi çekmiş oluyor.
Bir yaşından küçük oğlakların kurban olmayacağını söylemek ve bir yaşına gelmesini sağlamakla sığırda iki yaş ve koyunda da bir yaş veya altı aylığa dikkat sayesinde yüz binlerce ton etin artışını sağlamakla ekonomiye de katkı olmuş olur.
İslam’ın emir ve yasaklarını tartışmayalım.
Tartışanlar, günahlarını artırmanın dışında hiçbir şey elde edemezler.
Hikmetini anlamadan uygulanan emir ve yasakların faydasını bu dünyada görürüz.
Kurban olayında görüldüğü gibi.
Biz, namaz için abdestimizi alırız ve ibadetimizi yaparız ama bu abdestimiz bizim temizliğimizi/hijyenimizi da sağlar.
Bütün emir ve yasaklar için geçerlidir. Ama biz, faydası ve hikmetini kavradıktan sonra emre uyanlardan değiliz.
Biz, sevdiğimiz Rabbimizin emrini her şeyin üstünde tutmak ve sevgisine layık olmak için emir ve yasaklarına uyarız.
Not: Bütün makalelerimde ve konuşmalarımda “Biz” dediğimde, dünyadaki bütün Müslümanları kastederek söylüyorum.