Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) tarafından 23-25 Mayıs tarihinde düzenlenen ve “Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen” temasının işlendiği 22. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi, 40 İslam ülkesi ve 140 katılımcısıyla dünyanın başkenti İstanbul’umuzda tarihe not düşülmüştür. Hilafetin kaldırılmasından sonra İslam dünyası ümmet olma vasfını kaybetmiş ve bu topraklarda kan ve gözyaşı dinmemiştir. İslam dünyasının yeniden toparlanması ve ümmet şuurunu yeniden yakalayabilmesi için ESAM’ın yapmış olduğu bu kongre bu bağlamda önemlidir. Kongre üç gün sürdü ve üç gün boyunca konuşmacıları dinlemeye gayret ettim. Gördüğüm şudur ki, farklı ülkelerden ve farklı mezheplerden de olsa, İslam’ın şemsiyesi altında aynı dil ve aynı duyguyla birbirlerini kucakladılar. Bu sevgiyle ve bu duyguyla yeni bir dünya ve Adil düzenin oluşmasına katkı sağlamak için İstanbul’daydılar.

İstanbul’daydılar! Çünkü İslam coğrafyasında kan, gözyaşı ve vahşet devam ediyor.  İstanbul’un fethinin 560. yıldönümünde, Mazlum milletler sesini, ESAM vasıtasıyla “Siyonizm’e geçit yok” mesajını bütün dünyaya haykırdılar. Milli Görüş Lideri Prof.Dr. Necmettin Erbakan, Siyonizm’i ve küresel emperyalizmi önlemek, tüm mazlum milletlerinin halklarını savunmak maksadıyla 8 İslam ülkesini (Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Nijerya, Endonezya, Malezya, Mısır) bir araya toplayarak, 15 Haziran 1997’de D-8’leri kurdu. 22. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi aynı amaçla toplandı. Batı dünyasının sunmuş olduğu kapitalist sistem insanlığa kan ve gözyaşından başka bir şey getirmemiştir. Batının genlerinde bulunan sömürme ve köleleştirme, yüzyıllar boyu değişime uğrayarak devam etmiştir. Soğuk savaş döneminin sona ermesiyle yenidünya düzeninin yargıcı ve polisi ABD olmuştur. Bu yenidünya düzeni insanlığa saadet getirmemiştir.

Batının rahat ve mutlu yaşayabilmesi İslam Dünyası’nın sahip olduğu yer altı ve yer üstü zenginliklerinin sömürmesine bağlıdır. Batı bu zenginlikleri elde etmek için sahip olduğu teknoloji ve silahla bu ülkeleri işgal etmiş, işgal ettiği ülkeleri terk ederken de kendine itaat edecek sistemler kurmuştur. Cetvelle çizilerek bölünen ve küçük devletlere ayrılan İslam ülkelerinde bilerek mezhep çatışmalarını tetikleyerek, Müslümanları birbirine düşürerek, sömürmeye devam etmiştir. Oysa bu kongre göstermiştir ki, mezhebi dili ne olursa olsun, İslam şemsiyesinin altında insanlar kendi aralarına sokulan nifak tohumlarını bertaraf ettiği sürece bu sömürüye dur diyebilir. Birçok İslam ülkesinde diktatörler olmasına rağmen, İslam partileri başarılı olmuştur.

Bütün dünyada emperyalistler tarafından yayılan islamofobinin geçersizliği, İslam ülkelerinin bir bütün haline hareket etmesiyle gerçekleşecektir. İslam dünyasındaki bu ayrışma olduğu sürece batının hegomanyası devam edecektir. Türkiye’nin liderliğinde kurulacak İslam ortak pazarı ve İslam birliği, Yeni bir dünyanın temellerini kuracak ve  “Adil Düzen”  getirecektir.  Küçük devletçiklere ayrılan İslam dünyası kendi birliğini kurmadığı sürece ne kan duracak ne de gözyaşı dinecektir.  Bir an önce İslam ülkeleri ayağa kalkmalıdır. Bunun için hem kendi ülkelerinde eğitime, birlik ve beraberliğe hem de yetişmiş insan gücüne önem vermelidirler. Hiçbir şey yapamıyorsalar bile en azından, ESAM’ın kongresine katılan ülkelerin İslam partilerini, Türkiye’de İstanbul merkez olmak üzere, İslam birliği derneğini kurmak durumundadırlar. Ümmet “Bizi gelin kurtarın!”diye ağlamayı bırakıp, söylemden icraata geçmek durumundadır. Dovos’ta İsrail Cumhurbaşkanı Şımon Peres’e “one minute” diyeceksin, daha sonra ticaret yapmaya devam edeceksin. Oysa bu “one minute” İslam dünyasındaki kan ve gözyaşının dinmesine faydası olmalıydı. ESAM’ın düzenlediği ve bu kongreye katılan mazlum milletler, “Adil düzenin” temellerini atarak, bütün emperyalist güçlere “one minute” dediler. Başta ABD olmak üzere Siyonistler bu kongreyi yakinen takip ettiler. İnsanlığa saadet ve mutluluk getirmeyen Sosyalizm ve Kapitalizme karşı alternatif bir sistemi ancak İslam getirebilir! Bu ancak Türkiye’nin önderliğinde olacaktır. Dış mihraklar ve içimizdeki işbirlikçileri bunu önlemek için çalışacaklardır. Amerika’nın dış borcunun her geçen gün artması, AB ülkelerinde ki ekonomik krizin devam etmesi, klasik anlamda sömürgeciliğin yeniden başlamasına neden olabilir. Bundan dolayıdır ki, İslam NATO’su mutlaka kurulması gerekmektedir. Çocuklarımızın istekleri yüzünden bir türlü Kapitalizmden kurtulamıyoruz. Onların bize sunduğu imkânları çocuklarımız istediği sürece de kurtulamayacağız. Bu gerçekle hareket ederek, bilim ve teknolojide en ileri seviyeye çıkmak durumundayız. Yaşadığımız bu dünyada tam adalet yoktur! Nisbi adalet vardır. Bazı halkların içecek suyu yokken, bazı halklar obeziteden şikâyet etmektedirler. İslam dünyasının halkı kan ve gözyaşı içindeyken, bazı halklar “eğlencelerimizi nasıl çeşitlendiririz” arayışındadırlar. İslam dünyası çok hızlı bir şekilde mezhep savaşlarından vazgeçmek durumundadır. Mezhep çatışmaları asla İslam dünyasına mutluluk getirmediği gibi, batının ekmeğine yağ sürmektedir. Siyonizm’in ilk işi halifeliği kaldırmak olmuştur. Sömürgeciliğe karşıyız ama kafamız sömürgecilerin istediği doğrultuda çalışmaktadır. Bundan bir an önce vazgeçip fiiliyata geçmeliyiz.