Türkiye’nin yüzde doksan dokuzu Müslüman olmasına rağmen, Türkiye kurulduğu günden beri dayatmacı laiklik altında inim inim inledi. İslam’a adeta savaş açmışlardı. Namaz kılan subay ve astsubaylar askeriyeden atılmış, başörtülü kızlarımız okullara alınmamıştı. Dindar iş adamları fişlenmiş ve tecrit edilmişlerdi. Başbakan asılmış,12 Eylül darbesi yapılmış o yetmemiş bir de post modern darbe yapılmıştı. Aynı süreç Güney Asya’da bir ülke olan Bangladeş’te yaşanmaktadır. “28 Şubat-12 Eylül karışımı” zor bir süreçten geçiyor. Mevcut yönetim resmen ve acımasızca İslamî gruplara karşı savaş açmış durumda. Uyduruk gerekçe ve suçlamalarla binlerce insan tutuklanıyor, hukuksuzluğu protesto edenler açık alanlarda öldürülüyor. Bangladeş nüfusunun %88-90’lık kesimi Müslüman, resmi dini İslam’dır. Geri kalan kısmı Hindu ve Budist’tir. İslam ülkesi olmasına rağmen neden bu hukuksuzluk yaşanıyor Neden Abdulkadir Molla idam edildi Suçlama nedeni gülünç: Molla’nın suçu 1971′deki bağımsızlık savaşı sırasında  “insanlığa karşı suç” işlemesi. Aslında ortada insanlığa karşı işlenmiş suç filan yok, karara delil teşkil edilen fiil Abdulkadir Molla’nın bağımsızlık savaşı sırasında Pakistan’la işbirliği yapmış olmasıdır. Yargılamayı yapan Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi Müslümanların yargılanması için 2010 yılında Bangladeş hükümeti tarafından kurulmuş. Hem şaibe eksik değil hem hukuki açıdan tartışmalı. Mahkeme bizim İstiklal Mahkemelerini aratacak cinsten. 91 yaşında idamla yargılanan İslam âlimi var. 16 bin tutuklu, 12 idam talebi söz konusu. Bu yetmiyormuş gibi yüzlerce şehit, sokaklarda saldırıya uğrayan ve örtülerine el uzatılan kadınlar, katledilen gençler, binlerce yaralı. Ülke bir iç savaşa doğru gidiyor. Birçok İslam ülkesinde ne akan kan durmakta, ne de gözyaşları.

Mısır’da yapılan darbe Müslümanlara karşı yapılmıştır.

Suriye’de iç savaşın ve kışın vurduğu Suriyeli çocuklar.

Siyonist işgalci İsrail’in Filistin’de yaptıkları ortada

Kenya’da yaşanan alışveriş merkezi baskını

Pakistan, Nijerya ve Irak’ta düzenlenen kanlı saldırılar

Doğu Türkistan, Kırım, Kerkük, Moro, Patanı, Arakan kan ağlıyor, çocuklar ölüyor, kadınlara tecavüz ediliyor. Suriye’deki 100 binden fazla kayıp için karar çıkaramayan Birleşmiş Milletler, söz konusu elmas ve maden zengini ama halkı fakir olan Orta Afrika olunca nedense aslan kesiliverdiler. Batı her zaman İslam dünyasına karşı ikiyüzlü davranmıştır. Bütün Müslüman ülkeleri Türkiye’nin ayağa kalkmasını bekliyor. Türkiye ne yapıyor Yıllarca adam yetiştiremedik. Kanser olan ve iyileşmek umuduyla yaşayan birçok hastaya sahte ilaç vererek umutlarını çalan adamlar yetiştirdik. Başörtüsünü dinin emri değil de, gericilik olduğunu haykıran sanatçı yetiştirdik. Cemaatlerimiz var ama ümmet şuuru yok. Merhum Erbakan hocam ne güzel söyledi, “biz cemaat değiliz, Ümmetiz” diye. Ümmet şuurunu kırmak için, diyalog başlattılar. Ilımlaştırarak, Protestanlaştırdılar. Mücahit yetiştirdiler ama hepsi klavye mücahidi çıktı. Emperyal devletler üşüştükleri İslam ülkelerinin kanını emmeye devam etmektedir. İslam dünyasını kanını emmek için böldüler, cemaatlere ve aşiretlere böldüler. Bunların aralarına nifak sokarak, ümmet şuurunun oluşmasını engellediler.

Sözde İslam Birliği Teşkilatı(İİT) ve İslam konferansı örgütü(İKÖ) kurdular. Papa hayranı bir Genel Sekreterin, İslam ülkelerine faydası olacağını düşünemiyorum. Batı güdümünde kurulan bu teşkilatlar şimdiye kadar hiçbir yaraya merhem olmadı. Batı hâlâ sömürmeye devam etmektedir. Amerikan ajanları, “daha fazla nasıl sömürürüz” diye çalışmalar yapmaktadırlar. “Suçum Allah’tan başkasına kulluk etmemekti.”Bize kulluk et dediler, ben de “Asın” dedim. Diyen Abdulkadir Molla, Batı için tehlikelidir. Çünkü batı, Allah’tan başkasına kul olmayı düşünmeyen bir güçle savaşamazlar. İdam ederek, tehlikeyi bertaraf etmeyi seçtiler. Bütün İslam dünyası milli görüşün şahlanmasını bekliyor. Her türlü hileyi ve her türlü entrikayı Milli Görüş’ün üzerinde denediler ama başarılı olamadılar. Anadolu Gençlik Derneği’nin mücahitlerine şahlanarak geliyorlar.

Ülke olarak biran önce ümmet şuurunun bilincine varmak için çalışmalar yapmalıyız. Güçlü Türkiye kendi içinde birlik ve beraberliği yakalayıp, ümmet şuuruna erdiğinde güçlü olacaktır.