Koca Ragıp Paşa sadrazamlığı sırasında bir akşam konağında dostlarına, “Hiç rüşvet almadığınıza dair yemin eder misiniz Diye sormuş. Hazirun yemin billâh ederek, “Almadık tabii” demişler. Davette Haşmed adında Paşa’nın hoş sohbet bir ahbabı da varmış. Sadrazam ona dönmüş, “Rumeli’de hayli önemli görevlerde bulundun, sessiz durup yemin etmediğine bakılırsa hayli rüşvet almışa benziyorsun” diye serzenişte bulunmuş. Paşa’nın dostunun cevabı İmparatorluğun son dönemlerinde içinde bulunduğu ahvali yansıtıyor cinstendir. Haşmed bu soruya; “Efendi hazretleri, Müslüman arkadaşlara bakıyorum, şayet onlara bir şey olmazsa ben de yemin edeceğim” demiş.

Bu ince alay sezgisi bulunan cevaba bakıldığında insanın aynası insandır sözünün ne kadar önemli ve toplumu etkilediği görülür. Bir kere yapılan küçük de olsa bir günahın nelere malolacağı aşikârdır.

Günah bir bakıma başka kötülükleri de davet eder. İçkinin bütün kötülüklerin anası olduğu gibi günah da bütün kötülüklerin temelidir; hamisidir. Bir kere işlenilen günahtan bir şey olmaz düşüncesi insanların hayatını çıkmazlara sokar ve sokmaktadır da. Günahların temelinde elbette ayıp kavramının önemsenmeyişi, hatalardan, yanlışlardan ibret alınmaması, dönülmemesi ve bu davranışların alışkanlık haline getirilerek tekerrür etmesi yatmaktadır. Bütün bu halleri de adeta teşvik eden, benimseten, sirkülasyona çeviren durumlarda yukarıda verilen örnek de olduğundan farksız değildir. Birileri kendilerine tip ve karakter olarak seçtiklerini örnek almakta ve arkasından gitmektedir. Bu olumsuz hal geniş kesime sirayet etmektedir.

Bütün iyi ve kötü alışkanlıklarda, yeniliklerin gelişmesinde de önemli bir etkiye sahip olan gençliğin payı büyüktür. Gençliği de etkileyen ve yön veren ise arkasından gittikleri, takip ettikleri şahıslardır, tiplerdir. Gençliğin bir kısmı (bu kısmın miktarını varın siz düşünün) genellikle şarkıcıları, oyuncuları, futbolcuları kendilerine model olarak almaktadır. Onların hayranı olmaktadırlar. Nam salmış bu (sözde) yıldızlar gençlerin asla vazgeçilmezleri arasındadır. Bu bakımdan diyelim ki bir oyuncunun ne yaptığı onlar için çok önemlidir. Onlar eğer bir ayıp işliyorsa, günahı günah olarak görmüyorsa gençler de o kişileri taklit ettiklerinden aynı hastalığa düşüyorlar.

Heyecan da atalette onlarla var.

Onlar olmadan asla hiçbir şey yok!

Zaman gençleri böylesi içinden çıkılmaz bir duruma sokmaktadır ne çare ki.

O sözünü ettiğimiz şöhretlere gelince…

Belki onların da o noktaya gelince başları dönüyordur. Kendilerini alışık olmadıkları bambaşka bir âlemde buluyorlar.

Hayat o kadar renkli geliyor olmalıdır ki ne yapacaklarını bilemiyorlar. Hâlbuki gençler onları bambaşka görüyor. Kendilerinde olmadıkları şeyleri onlarda görüyorlar.

Kuşkusuz doğrudur; kendilerinde olmayan yanlara özenmek bir gence ne katar ki, o gençleri nereye götürür ki

İşte bütün mesele de budur ve bu durumda biraz da ütopiktir.

Ütopik olduğu kadar da boş hülyalarla avunmadır.

Diyelim ki o oyuncular sanatın zirvesine çıkmaktalar. Şöhreti yakalamışlar. Dizden diziye koşturuyorlar. Filmlerde, tiyatrolarda rol üzerine rol yapıyorlar. Başkalarının hayatını oynuyorlar. Başkalarının hayatlarını oynarken özel hayatlarını da paparazziler kanalıyla hayranlarının beğenilerine sunuyorlar, dedikodularını yaptırıyorlar. Hem kendilerine yazık ediyorlar hem de topluma.

Eğer bir kişi sanatçı ise bunda gerçekçi olmalıdır. Milli ve manevi değerlere, dahası toplumun değer yargılarına, normlarına ters düşmemelidir.

Her kişinin hayatı kendinedir, buna kimse karışamaz.

Filhakika bu da doğrudur.

Herkesin yaşantısı, özgürlüğü vardır. Ancak bu yaşantının, yaşantıların başkalarını etkilemesi, olumsuzluklara sebep olması noktasında bunlara da bir dur denilmesi gerekmez mi

Fakat bu ülkede her şey olur. Çünkü demokrat, laik ve sosyal bir hukuk devletinde yaşıyoruz!

Türkiye bir yanıyla da özgürlükler ülkesidir.

Bakmayın her kesimden farklı tepkilerin geldiğine. Her kesim kendine göre tepkisini koymaktadır. Bütün mesele budur.

Yoksa “Bekâr anne olabilirim. Benim etik anlayışım farklı. Benim anlayışım toplumsal normlar gibi değil. Ayıp günah yok bende. Yaş ilerledikçe iyice kalktı. Her şey olabilir. Beden geçici, madde geçici. Ruhum seninle bütünleşirse, ne ettiği Allah aşkına! Bunu sıkıştırdığın zaman yaratıcı enerji içe dönüyor, alkol bağımlısı, seks bağımlısı oluyorsun. Serbest bırakmadığın için…”der mi veya diyebilir mi bir sanatçı.

Böyle diyor tanınmış bir kadın mülakatçıya (isimleri lazım değil) bir tanınmış sanatçı!...

Bir insan ar namus kavramından yoksun ise dilediğini yapmak ister.

Kendisini takip edenlere karşı medya ve sahne önünden bir sorumluluğu yok mu bu kadının

Kendisine benzer bir hayat içinde olanların da sözünü ettiği gibi alkol ve seks bağımlısı sanatçılar yok mu Esrar, kokain kullandıkları için adliyeye sevk edilen ünlüler acaba başka ülkenin şöhretleri mi Haftada bir sevgili değiştiren sözde bu sanatçılar dünyanın en özgür ülkesinde yaşıyorlar.

Zinanın serbest olduğu bir ülkede ne yaparsan yap! Ayıp da olmaz günah da olmaz(!!!) Haşa!