İslam coğrafyasının topyekün bir saldırı altında olduğunu da belirten Yıldırım, şunları söyledi: “İslam coğrafyasındaki trajedilerin ana sebebi, emperyalistlerin yüzyıllık 'böl, parçala, yönet' taktiğine mahkum olmamızdır. Bu kan ve gözyaşı sarmalına karşı en büyük panzehirimiz; coğrafi sınırları aşan, insani diplomasi ve yetim sponsorluk sistemleriyle örülmüş köklü bir 'gönül ve dayanışma köprüsü' inşa etmektir."

Dünyanın dört bir yanında yaşanan savaşlar, ambargolar, doğal afetler ve kronikleşen insani krizler karşısında mazlum halkların yanında duran İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı (İHH), küresel sömürü düzenine karşı sivil iradeyi örgütlemeye devam ediyor.

Whatsapp Image 2026 06 16 At 12.31.40

İHH BAŞKANI’NDAN KÜRESEL DAYANIŞMA VE SİVİL DİRENİŞ ÇAĞRISI

Gazze’deki insanlık dışı ablukayı yarmayı hedefleyen uluslararası SUMUD Filosu’ndan, İslam coğrafyasını kemiren "böl, parçala, yönet" stratejilerine kadar pek çok kritik başlıkta hayati hamleler yürüten İHH’nın Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Millî Gazete’ye özel verdiği röportajda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Batılı devletlerin siyonist zulüm karşısındaki derin ve suç ortaklığı barındıran sessizliğine dikkat çeken Yıldırım, coğrafi sınırları aşacak küresel bir dayanışma ve sivil direniş çağrısında bulundu.

“4 MİLYONA YAKIN MUHTACA ULAŞTIK”

Millî Gazete: İHH’nın yardım organizasyonlarının merkezlerinden birini oluşturan Kurban Bayramı’na ilişkin faaliyetlerinden bahseder misiniz? En yoğun faaliyet gösterdiğiniz bölge neresi?

İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım: Bağışçılarımızın destekleriyle, Kurban Bayramlarında bizlere emanet edilen kurban vekaletlerini dünya genelinde 60’tan fazla ülkede faaliyet yürüterek milyonlarca ihtiyaç sahibine ulaştırıyoruz. Bu yıl yapmış olduğumuz çalışmalarda 94 bin 467 hisse kurban kesimi yaparak 3,8 milyonu aşkın yardıma muhtaç kişiye ulaştık. Ayrıca 26 ülkede 32 bin 322 yetim ve ihtiyaç sahibi çocuğa bayramlık elbiseler hediye ettik.

“ÇALIŞMALARIMIZI KRİZ BÖLGELERİNDE YOĞUNLAŞTIRIYORUZ”

Çalışmalarımızı ağırlıklı olarak insani krizlerin, savaşların ve doğal afetlerin yaşandığı; Filistin, Suriye, Mali ve Sudan gibi gidilmesi zor bölgelerde yoğunlaştırıyoruz. Bu bölgelerdeki insanlara bir nebze de olsa umut olabilmek adına, emanet edilen bağışları en uç noktalara kadar taşıyoruz. Kurban sevincini sadece yetişkinlerle sınırlı tutmayarak, binlerce çocuğumuza da bayramlık hediyeler sunuyor ve bayramın bereketini mazlum coğrafyalardaki her haneye ulaştırmaya gayret ediyoruz.

Whatsapp Image 2026 06 16 At 12.38.26

“HER BİR BAĞIŞ ÖNEM ARZ ETMEKTEDİR”

Fakat şu gerçeği de göz ardı etmememiz gerekir; sahadan aldığımız veriler ve tanıklık ettiğimiz manzaralar, mevcut yardımların bu devasa ihtiyacın yanında yetersiz kaldığını açıkça göstermektedir. Bugün mazlum coğrafyalardaki ihtiyaç seviyesi her zamankinden daha kritik bir eşiktedir. Savaşların, ambargoların ve kıtlığın pençesindeki bu bölgeler için gelecek her bir bağış, sıradan bir dayanışmanın ötesinde, krizlerin hafifletilmesi adına elzem bir önem arz etmektedir.

“ABD VE AB SİYONİST KATLİAMA ORTAK OLMAKTADIR”

Millî Gazete: Dünyanın en büyük açık hava hapishanesi Gazze’de yaşanan trajediye yönelik uygulanan insanlık dışı ambargoyu kırmak için organize edilen SUMUD filosuna ilişkin İHH ne gibi katkılar sunuyor ve bu filonun neresindesiniz?

Yıldırım: İşgalci Siyonist düşünce 18 yılı aşkın bir süredir Filistin’e yönelik insanlık dışı bir abluka uygulamakta ve maalesef ki dünya devletleri bu durum karşısında sessiz kalmakta. Bugün ABD ve Avrupa Birliği dediğimiz yapı, İsrail’den korkmakta ve bu yapılan katliamlara ortak olmaktadır.

Ortaya çıkan Epstein dosyaları bize gösteriyor ki başta Trump olmak üzere bu devletlerin liderleri İsrail’e göbekten bağlı çünkü birçoğunun bu kirli dosyalarda adı var. Bu sisteme karşı çıkarlarsa koltuklarından olmaktan korkuyorlar.

“GAZZE’DE ÇOCUKLAR GÜLÜNCEYE DEK MÜCADELE EDECEĞİZ”

Dünyanın ve bölgemizin İsrail’den ve siyonizmden kurtulması gerekiyor. Bugün Batılı devletlerin içerisinde olduğu suskunluk ihaneti, sivil yapılanmaları bir şeyler yapmaya zorlamaktadır. Bizler İHH olarak Türkiye’de bu sivil yapılanmaya destek veriyor ve bu sivil yapılanmanın bir bileşeniyiz. Bütün dünya şunu bilmeli: Filistin özgür oluncaya, Gazze’de çocuklar gülünceye dek mücadelemiz devam edecek.

“İSLAM COĞRAFYASI YÜZYILI AŞKIN SÜREDİR HEDEFTE”

Millî Gazete: Size göre son dönemlerde İslam coğrafyasında yaşanan trajediler, kan ve gözyaşının sebepleri ve çözüm önerileriniz nelerdir ve bu trajediler karşısında siz vakıf olarak ne gibi faaliyetlerde bulunuyorsunuz?

Yıldırım: İslam coğrafyasında yaşanan bu büyük trajedilerin başlıca sebeplerinden biri, bir bütün olamamak ve parçalara bölünmektir. Bugün kendi içerisinde parçalara bölünen bu coğrafyalar, maalesef yüzyılı aşkın bir süredir emperyalist güçlerin doğrudan ya da dolaylı sömürgesi altında can çekişmektedir.

O kadar da karmaşık olmayan ama bizim de pençesinden kurtulamadığımız "böl, parçala ve yönet" taktiği, maalesef ki biz bir bütün olamadığımız için mazlum kardeşlerimize kan ve gözyaşı olarak geri dönüyor. Bugün savaşların çoğunluğuna baktığımızda, bunların bizim coğrafyalarımızda gerçekleştiğini giriyoruz.

“İHH OLARAK İSLAM COĞRAFYASINDA BİRLEŞTİRİCİ BİR ROL ÜSTLENİYORUZ”

Bu kronik parçalanmışlığa karşı bizim en büyük çözüm önerimiz ve panzehirimiz; coğrafi sınırları aşan bir 'gönül ve dayanışma köprüsü' inşa etmektir. İHH İnsani Yardım Vakfı olarak bu trajediler karşısında sadece reaktif yardım politikaları izlemiyor, proaktif adımlar atıyoruz. İslam coğrafyasındaki kardeşliğin harcını yeniden karmak adına; insani diplomasiyi en aktif şekilde kullanıyor, kriz bölgelerinde taraflar arasında arabuluculuk rolleri üstleniyoruz.

“GELECEĞE YÖNELİK KALICI ÇÖZÜMLER İNŞA EDİYORUZ”

Emperyalist güçlerin 'böl, parçala' stratejisine karşı, yetim sponsorluk sistemlerimizde nesilleri koruyor, inşa ettiğimiz kalıcı eserlerle (okullar, camiler, su kuyuları) toplumların kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayarak kalıcı bir hafıza ve birliktelik oluşturuyoruz. Çözüm; her ne pahasına olursa olsun adaleti savunmak ve mazlum coğrafyaların kendi dinamikleriyle yeniden ayağa kalkmasını sağlamaktır.

“AFETLERE KARŞI HAZIRLIKLIYIZ TECRÜBELİYİZ”

Millî Gazete: Bir deprem bölgesi olan ülkemizde belirli aralıklarla doğal afetler yaşanıyor. Bu afetler sonrası en büyük ihtiyaç hayatta kalanlara el uzatmak olsa da özellikle afetler sonrası için gereken müdahale ekiplerine de büyük ihtiyaç duyuluyor. Siz İHH olarak afetler sonrası ne gibi faaliyetlerde bulunuyorsunuz?

Yıldırım: İHH olarak, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları arasında en geniş arama kurtarma ağına sahip kurumlardan biriyiz. Bu alandaki profesyonel irademiz, 1999 yılında meydana gelen büyük Marmara depremiyle beraber şekillenmeye başlamış ve geçen yıllar içerisinde giderek büyümüştür.

Coğrafyamızın bir deprem kuşağında yer alması sebebiyle maalesef pek çok büyük afetle yüzleşmek durumunda kaldık. Şahitlik ettiğimiz bu zorlu süreçlerde, edindiğimiz acı tecrübeleri kurumsal kapasitemizi geliştirmek için kullandık ve bu yöndeki eğitim faaliyetlerimize kararlılıkla devam ediyoruz.

“KRİZ ANLARINI YÖNETEBİLİYORUZ”

Bugün, profesyonel gönüllülerimizle birlikte binden fazla kişiden oluşan, donanımlı arama kurtarma ekiplerimiz her an göreve hazır vaziyettedir. Afet bölgelerinde sadece arama kurtarma operasyonlarıyla sınırlı kalmayıp, eş zamanlı olarak afet yönetimi ve insani yardım alanında da kapsamlı çalışmalar yürüterek yaşanan acılara bir nebze olsun merhem olmaya gayret ediyoruz. Bu reflekslerimizi canlı tutmak için yıl içerisinde gerek büyük gerekse küçük tatbikatlar yapıyoruz.

“ÇOK DAHA KAPSAMLI İNSANI YARDIM FAALİYETLERİ ORGANİZE EDEBİLİYORUZ”

Millî Gazete: İHH, sadece insani yardım vakfı olarak kurulsa da birçok farklı alanlarda hizmet vermeye başladı. İHH’nın faaliyet gösterdiği alanlardan bahseder misiniz?

Yıldırım: Çalışmalarımız sadece temel ihtiyaç malzemelerinin sevkiyatıyla sınırlı kalmayıp, çok daha stratejik ve geniş bir sahayı kapsamaktadır. Bu köklü yürüyüşün temelini ve tüm faaliyetlerimizin başlangıç noktasını oluşturan kurban organizasyonlarımız, bugün ulaştığımız geniş hizmet ağının da ana kaynağıdır. Kurban ibadetinin getirdiği bereket ve dayanışma ruhuyla attığımız o ilk adımlar, zamanla çok daha kapsamlı insani yardım operasyonlarına zemin hazırlamıştır.

“DİPLOMASİ FAALİYETLERİ DE YÜRÜTÜYORUZ”

Bu faaliyetlerin en başında, kriz bölgelerinde taraflar arasında köprü kurduğumuz ve mağdurların haklarını uluslararası platformlarda savunduğumuz insani diplomasi çalışmaları gelmektedir. İnsani diplomasiyi, sadece yardım ulaştırmak için değil, aynı zamanda krizlerin çözülmesi ve sivil halkın korunması adına en etkin araç olarak kullanıyoruz. Bugünden geriye baktığımızda; temelimiz olan kurban çalışmalarından filizlenen ve bugün geldiğimiz noktada; afet yönetimi, yetim sponsorluk sisteminin kurulması ve kalıcı eserlerin inşası gibi profesyonel alanlarda yürüttüğümüz çalışmaların tamamı bu diplomatik ve insani vizyonun bir parçasıdır.

“MAZLUMLARIN SESİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Özellikle yetim çalışmalarımız, sadece bugünün mağduriyetini gidermekle kalmayıp, kriz coğrafyalarının yarınlarını güvence altına alma gayretimizin bir tezahürüdür. Korunmaya muhtaç her bir yetimin elinden tutmak, o toplumun gelecekteki köklerini sağlamlaştırmak demektir. Gittiğimiz bölgelerde yardımı sadece teslim edip ayrılmıyor; kriz bölgelerinde yürüttüğümüz bu çok yönlü diplomatik ve sosyal çalışmalarla, toplumların yeniden ayağa kalkmasını sağlayacak kalıcı çözümler üretiyoruz. Dünyanın neresinde olursa olsun, bize ihtiyaç duyan her bir mazlumun sesi olmaya ve haklarını her zeminde korumaya kararlıyız.

Kaynak: Haber Merkezi