İklim krizinin kavurucu etkisini her geçen gün daha sert hissederken, geleceğimizi adeta kendi ellerimizle lavabodan aşağı döküyoruz. Tablo gerçekten ürkütücü; tabağımızda bıraktığımız ufak bir porsiyon yemek veya dolapta unutulup bozulan bir meyve, aslında yavaş yavaş kuruyan su kaynaklarımıza vurulmuş ağır bir darbe. "Daha fazla tüket" çılgınlığının bedelini, doğa bize çok acı bir faturayla ödetiyor.

Fatura 43,3 Milyar Dolar

Su Politikaları Derneği (SPD) tarafından hazırlanan "Çöpe Giden Sularımız" raporu, masadaki tehlikenin boyutlarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. SPD Başkanı Dursun Yıldız ile İkinci Başkan Dr. Hasan Hüseyin Doğan’ın imzasını taşıyan çalışmada, israf edilen su miktarının tarımsal sulamada kullanılan suyun dörtte birine denk geldiğine dikkat çekildi.

Kişi başı yıllık gıda israfının 102 kilograma kadar dayandığı Türkiye'de, bu savurganlığın ekonomik bilançosu ise dudak uçuklatıyor. Çöpe giden milli servetin 43,3 milyar dolara ulaştığı ifade edildi.

İki Mega Kentin Suyu Çöpte

Raporun en çarpıcı bölümlerinden biri de ekmek israfına ayrıldı. Ülke genelinde her gün yaklaşık 12 milyon, yılda ise 4 milyar 380 milyon adet ekmeğin çöpe atıldığı aktarıldı.

İşin vahim tarafı, sadece bu ekmeklerle birlikte 1,5 milyar metreküpe yakın "sanal su" kaybediliyor. Bu korkunç rakamın İstanbul ve Ankara’nın bir tam yıllık su tüketimine eşit olduğu vurgulandı.

Bir Fincan Kahvenin Gizli Maliyeti

Gündelik hayatta hiç düşünmeden tükettiğimiz ürünlerin "su ayak izi" de ezber bozacak cinsten. Rapordaki verilere göre, 1 kilogram sığır eti üretmek için tam 15 bin 500 litre su harcanıyor. Karton bardakta ayaküstü içilen tek bir fincan kahve için 208 litre, bir çift deri ayakkabı için ise 8 bin litre suyun sisteme veda ettiği kaydedildi.

Pilav ve makarnanın sadece yüzde 10'luk bir kısmının dökülmesi bile, başkent Ankara'nın bir yıllık içme suyunun yarısından fazlasını yok ediyor.

Kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1300 metreküpe gerilemesiyle Türkiye artık resmen "su azlığı" çeken ülkeler liginde. Tehlike çanlarının sağır edici bir boyuta ulaştığı şu günlerde, 2030 yılına kadar 15 ayrı havzada patlak verecek su krizine karşı gözler şimdi kamunun atacağı acil adımlarda ve değişmesi mecburi olan tüketim alışkanlıklarımızda.

Kaynak: Haber Merkezi