Giriş

El Kaide türü yapıları tek, homojen bir yapı olarak

görmekten ziyade inşa edilen/olunan bir marka olarak görmek, arka planda,

gerçek samimi örgüt mensuplarından farklı istihbaratlara kadar uzanabilen,

farklı alt grupların var olduğunu kabullenmek gerekmektedir.

Son zamanlarda IŞİD hareketinin Suriye-Irak hattında art

arda yaptığı hamlelerle, kısa zamanda Kürt bölgesi ile Şii bölgesi arasında

geniş bir bölgede alan hâkimiyeti kurarak devlet ve halifelik kurduğunu ilan

etmesi, Irak ordusunun çatışmadan IŞİD kuvvetlerinin önünü boşaltması, hem

silahlarını hem de bankadaki 450 milyon doları almadan bölgeyi terk etmesi,

Türkiye nin Musul Konsolosluğunu işgal edip konsolosluktakileri rehin alması,

vahşet görüntülerinin servis edilmesi, kafalarda soruların oluşmasına sebebiyet

vermektedir.

O nedenle IŞİD kimdir Tek bir yapımıdır Yoksa

markalaştırılmak istenen yeni bir yapı mıdır Sorularının cevapları önemli

olmaktadır.

IŞİD in yol boyu ilişki kurduğu ya da ittifak yaptığı

bölgesel ya da küresel güçlerin kimler olduğunu ortaya çıkarabilmek için, bir

taraftan Kaostan Düzene politikasının mahiyetini; diğer taraftan, Irak-Suriye

hattında çatışan projelerin (Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), Büyük İsrail Projesi

(BİP), 2. Sevr Projesi, Büyük Ortadoğu nun Hıristiyanlaştırılması ( Dinler

Arası Diyalog ) Projesi, NATO nun Evrenselleşmesi Ve İslam Coğrafyasına

Yerleşmesi Projesi , Serbest Piyasa - Özelleştirme projesi , Etnik-Mezhepsel

Fay Hatları oluşturma Projesi- Kaos Projesi (Vekalet Savaşları), Sıcak Denizlere

İnme- Eski Müttefikleri Kazanma Projesi, Düşmanla/Rakiple Güvenlik Alanının

Dışında Hesaplaşma Projesi, İslam ın İslam la Savaştırılması Projesi,

Türkiye-İran-Irak-Suriye Savaşı Projesi, Yeni Osmanlı Projesi-Bölgesel Güç Olma

Projesi, Türkiye ile birlikte Büyük Ortadoğu yu Değiştirme Projesi-Türkiye nin

Patronluğu (Şimdilik rafa kaldırılmıştır.), Şia Savunma Hattı Projesi, Şia

Eksenini Parçalama, Yayılmasını Engelleme ve Sünni Bir Eksen Meydana Getirme

Projesi, İran ı Küresel sistemi Entegrasyon Projesi, İran da Kadife Devrim

Şartlarını Hazırlama Projesi, Çok Kutuplu Ortadoğu Projesi (Ayrı Dengeli Güç

Odakları Oluşturma) birbiri ile etkileşimlerini göz önüne almak gerekmektedir.

Burada, dünya hâkimiyeti için Kaos üzerinden Yeni

Düzen kurmak isteyenler ve çıkaranlar konusu, ele alınıp incelenecektir. 

Dünya Hâkimiyeti: Tek Dünya Devleti, Tek Dünya Hükümeti,

Tek Dünya Güvenlik Örgütü , Tek Dünya Dini Ve Tek Merkezi Dünya Ekonomisi           

Dünya hâkimiyeti için ABD, İngiltere, Vatikan,

Uluslararası Sermaye, Siyonizm ve Çin bazen birlikte bazen birbirine karşı

mücadele etmektedir. Şu anda ABD de Amerikan Milliyetçileri (WASP çılar) ile

Necon-Siyonist İttifakı arasında çok ciddi bir kavga vardır ve bu, dünyanın her

tarafına yansımaktadır. Onun için Küresel Satranç tahtasında çok değişken bir

zeminin var olduğunu göz önüne almamız gerekmektedir. Kimin elinin kimin

cebinde olduğunun belli olmadığı, son derece karmaşık, karanlık ilişkiler

zincirinin ortaya çıktığı, dost ve düşman tanımlamalarının anlık olarak

değişebildiği/değişebileceği göz ardı edilmemelidir. Bir konuda dost/müttefik

olanlar, bir başka konuda birbirine düşman olabilmekte/müttefik olmamaktadır.

Dünya hâkimiyet mücadelesi veren güçlerin (Siyonizm, ABD,

Vatikan, Küresel Sermaye, Çin) ana hedefleri, dünyanın kendi kontrollerinde,

tek bir merkezden yönetilmesidir. Tek bir dünya devleti , tek bir dünya

hükümeti ve tek bir dünya güvenlik örgütü , Tek bir dünya dini ve tek

merkezi Dünya ekonomisi oluşturma gayretindeler (1). Böyle bir sonuca

ulaşabilmek için asırlardan beri yapılan bir çalışma, yaygınlaştırılan bir

örgütlenme ve geliştirilen bir stratejinin varlığı bilinmektedir. Dünyada olup

biten birçok olayın arkasında, her renge bürünen böyle bir yapılanma (Siyonizm)

vardır:

Bu komplocular, bukalemunlar gibi; Marksist, Sosyalist,

Komünist, Siyonist, Mason ve Enternasyonalist benzeri değişik isimler altında

saklanırlar. Londra, Berlin, Roma ve New York gibi yerlerde yaşarlar. Birleşmiş

Milletleri, Wall Street i ve Washington DC yi idare ederler. Silah sanayine

maddi kaynak sağlarlar Üyelik nesilden nesile, İngiltere ve Avrupa nın soylu

ailelerinden, uluslararası finans piyasalarını yöneten saraylardan ve Dünya

Yahudiliği ile Roma Katolikliği hiyerarşisinden geçerler . (2)

27. 1. 1965 yılında Latin Kilisesi Cizvit Tarikatı Papazı

Peder Pedro Arrupe, kilisenin kurultayında, bu örgütlenmenin izlediği tehlikeli

stratejiye dikkat çekerek şunları söylemiştir:

Bu Tanrısız cemiyet (komplo şebekesi) cemiyetin üst

kademelerinde fevkalade etkili bir şekilde işlerini yürütmektedir. Bu cemiyet,

elinde olan ilmi, sosyal ve ekonomik araçların hepsini kullanmaktadır. Bu

cemiyet, ince dokunmuş bir strateji takip etmektedir. Bu cemiyet, uluslararası

teşkilatlar, finans çevreleri üzerinde ve kitle iletişim sahasında (basın,

sinema, radyo ve televizyon) neredeyse tam bir hâkimiyete sahipler. (3) 

Dünya Hâkimiyeti ve Kaostan Düzene

Bu yapılanışın stratejisinin temel özelliği, Kaos

Teorisine dayanmış olmasıdır. Bu teoride, her şey çatışmaya dayandırılmaktadır.

İnsanların can, mal, namus güvenliği olmayacak tarzda meydana getirilecek bir

çatışma ortamı, istenen kargaşayı sağlayacaktır. Komşuların, kabilelerin,

aşiretlerin, etnik yapıların ve farklı inanç gruplarının birbirine düşman

olduğu, çatıştığı, kimsenin önünü, çevresini, geleceğini göremediği ve

iradesinin felç edilip direncinin kırıldığı ve çaresizlik içerisinde kıvrandığı

bir kaos ortamı, bu şeytanı mekanizmanın ana ilkesidir. Buna `Ordo Ab

Chao (`Kaostan Kaynaklanan Düzen ) adını vermektedirler:

Başka bir deyişle, kaos kasıtlı olarak yaratılıyor, bu

suretle düzen ve kontrol sağlanabiliyordu. Kaosun korkunç yüzüyle karşılaşan

halk, bir kurtarıcıya-Parlak zırhlı Şövalye- kaosu sona erdirmesi ve yeniden

düzen sağlaması için, sadece yetki vermekten çok daha fazlasını yapmaya istekli

oluyordu. Devrimci Kaosun ardından İlluminatı nın planını uygulayabilmek için

fırsat doğmuş oluyordu (4)     

Irak ta Maliki nin IŞİD in ilerlemesi karşısında ABD den

askeri müdahale yapmasını istemesine bu açıdan bakılmalıdır.

Kaos, zıtların çatışmasına dayandırılmıştır: `Tez, Anti

Tez, Çatışma ve Sentez dörtgeninde meydana getirilen bir kaos, dün işçi ve

işveren çatışması üzerine kurulu iken; bugün dinler, mezhepler ve etnik yapılar

üzerine oturtulmuştur. Büyük Ortadoğu coğrafyasında yaygınlaştırılmaya

çalışılan etnik ve mezhepsel çatışmaların kökeninde, Kaostan Düzene Geçiş

yaklaşımı yatmaktadır. Kaosun müsebbibi olarak din, mezhep ve milliyetler

gösterilerek bütün din, mezhep ve milliyetlerin kaldırılması istenmektedir:

Müstebit kralımızın tanınması, anayasanın ortadan

kaldırılmasından evvel de olabilir. Bu tanıma anı gelince, idarecilerinin bizim

tertip ettiğimiz düzensizlik ve becerisizliklerden tamamen bıkmış olan halk

gürültü ile bağıracaklar ki, `onları yok edin ve bize bütün dünya üzerinde bizi

birleştirecek ve anlaşmazlık sebeplerini- hudutlar, milliyetler, dinler, devlet

borçları ortadan kaldıracak, bize idarecilerimizin ve mümessillerimizin

idareleri altında bulamadığımız sulh ve sükûnu verecek bir kral verin

Fakat siz mükemmelen ve çok iyi bilirsiniz ki bütün

milletler tarafından böyle isteklerin ifade edilmesi imkanını hâsıl etmek için;

her memlekette halkın hükümetleri ile münasebetlerinde tamamen beşeriyeti

tüketecek derecede çekişmeler, kin, mücadele, haset ile hatta işkence

kullanarak, şiddetli açlık ile hastalık aşılayarak ve yokluk ile karışıklıklar

meydana getirmek zaruridir. Şöyle ki Yahudi olmayanlar paraca ve her konuda

bizim tam hâkimiyetimiz içinde sığınak bulmaktan başka kendilerine açık bir yol

olmadığını görsünler. Fakat eğer biz dünya milletlerine nefes alacak bir mahal

bırakırsak özlediğimiz an belki de hiç gelmeyecektir. (5)

Kaos yaklaşımının en önemli boyutu, son derece zıt

fikirlerin ve bilgilerin kamuoyuna servis edilip karar vermesine mani olmak,

kafa karışıklığı meydana getirip gerçekleri görmesini, arkada kurulan

tezgâhları fark etmesini engellemektir:

Kamuoyunu avucumuzun içine almak gayesiyle her taraftan

birbirlerine zıt fikirleri netice çıkamayacak şekilde karşı karşıya getirerek,

bu karışıklık içinde Yahudi olmayanların başlarının dönmesi ve her çeşit siyası

mevzularda hiçbir fikir sahibi olmamanın en iyi hal olduğu kanaatine varmaları

için, yeterli bir zaman boyunca çalışarak onları şaşkın hale getirmeliyiz.

Halkın siyası konuları anlamaması gerekmektedir. Çünkü o mevzular yalnız halkı

idare edenler tarafından anlaşılır. İşte bu birinci sırdır. (6)

ABD/İngiltere/Siyonizm/İsrail, küresel imparatorluk için

hedef aldığı ülkeleri, alt etnik ve mezhebi gruplara bölüp yeni uluslar oluşturmayı

bir strateji olarak benimsemiştir. Geçmişte İngiltere nin öncülüğünde

yapılanlar, bugün ABD nin öncülüğünde yapılmak istenmektedir. Arkada Siyonizm

vardır. Geçmişte Afganistan ın geleceğinde Amerikan Politikası Koordinatörlüğü

görevini üstlenen Richard Haass, `Karışıklık adlı kitabında yeni bir ulus

inşa etmeyi , işgal edilecek bölgelerde hâkimiyet kurabilmek için şart olarak

görmektedir:

Güç politik değişiklik olayı ise, fazla bir zekâ

gerektirmeden ve biraz da iyi şansla işe yarayabilir. Aksi halde tek başına güç

kullanımı politik değişikler için yeterli değildir. Bu şekilde bir değişiklik

için en etkili yol, değişik şekillerde karışıklık yaratmaktır. `Ulus inşa

etmek bu yollardan biridir. İlk önce tüm karşı çıkanları yok edeceksin ve daha

sonra başka bir topluluk yaratma işiyle meşgul olacaksın. (7)

Bu politika, Irak işgaliyle birlikte uygulamaya sokulmuş,

Kuzeyde Kürtler, Ortada Sünniler ve Güneyde Şiiler şeklinde süren bir

propaganda ile Irak öncelikle kafalarda bolünmüş; şimdi de IŞİD operasyonu ile

gerçek hayatta fiilen bölünme noktasına getirilmiştir.

2003 yılında RAND Corperation tarafından hazırlanan

`Sivil Demokratik İslam: Ortaklar, Kaynaklar ve Stratejiler adlı raporda,

`Türk İslamı , `Alman İslamı , `Arap İslamı , `Mısır İslamı , `Köktendinciler ,

`Gelenekçiler , `Modernist Müslümanlar ve `IIımlı İslam gibi

kavramlaştırmalara gidilmesi, Büyük Ortadoğu coğrafyasında yeni ulus inşasının

yanı sıra yeni dinler, yeni mezhepler inşa edilmek istendiğini göstermektedir.

(8)

Raporda öngörülen Stratejinin Temel Noktaları, Modernist

bir Liderlik Anlayışı Yarat , Fundamentalistlere Karşı Saldırgan Ol ,

Demokratik Batı Modernizminin Değerlerini Yücelt , Eğitime ve Gençlere

Odaklan başlıklarında ortaya konulmaktadır. Stratejinin başarılı olabilmesi

için aşağıdaki özel aktivitelerin yapılması öngörülmektedir: 

Öncelikle modernistleri ve ılımlı laikleri destekle:

Çalışmalarını yayımlat ve dağıt. Düşüncelerini İslam

eğitim müfredatına sok. Onlar için bir konu platformu oluştur. Dini konulardaki

yorumlarının geniş tabakalarca bilinmesini sağla, web siteleri, yayınevleri,

okulları, kurumları ve pek çok yayın aracı olan gelenekçi ve fundamentalistlere

karşı onlara yardım et. Modernizmi genç nesle alternatif kültür olarak

tanımla. İslam öncesi tarih ve kültür hakkında medyada yayınlar yaptır. Laik,

sivil ve kültürel kurum ve programları destekle.  

Fundamentalistlere karşı gelenekçileri destekle:

Gelenekçilerin fundamentalist vahşetine karşı yaptıkları

eleştirileri yayınla , fundamentalist ve gelenekçiler arasındaki

anlaşmazlıkları körükle. Gelenekçiler ve fundamantalistler arasındaki olası

ittifakları boz. Reformcu gelenekçiler ve modernistler arasında olabilecek

işbirliğini destekle, gelenekçi kurumlarda modernist simaların sayısını artır.

Gelenekçiler arasındaki farklı gruplar arasında ayırımcılık yap. Modernizme

yakın olan grupları destekle. Hanefi mezhebinin dini konulardaki fikirlerini

populer hale getirerek gerici Vahhabi kurallarını zayıflat. Sufizmi güçlendir. 

Fundamentalistlere karşı mücadele et:

İslam yorumu konusundaki tezatlarını ortaya çıkar. Kanun

dışı grup ve aktiviteler arasındaki ilişkileri su yüzüne çıkar. Vahşet içeren

olayların sonuçlarını herkese göster. Bu mesajlar için özellikle gençleri,

dindar gelenekçileri, Müslüman azınlıkları ve kadınları hedef seç.

Fundamentalistlerin yapmış olduğu şiddet içeren terör faaliyetlerine sempati

duyulmasını engelle, bu insanları kahraman olarak değil birer korkak olarak

göster. Gazetecileri bu grupların yolsuzlukları ve ahlaksızlıklarını

araştırmaları konusunda cesaretlendir.  

Laikleri seçici olarak destekle:

Fundamentalizmi ortak düşman olarak göster, laiklerin ABD

karşıtı güçlerle solcu ideolojiler ve milliyetçilik tabanında yapacakları

işbirliğini boz. İslam da din ve devletin ayrı olabileceği fikrini aşıla ve

bunun imanı zedelemeyeceğini belirt. (8)

Dünya Hâkimiyeti ve Yeni Sömürgecilik

İslam coğrafyasındaki bütün ülkelere şer ittifakı

tarafından özelleştirilme yapılmasının dayatılması ve bütün özelleştirmelerde

yabancı ortak şartının istenmesi, yabancıların hisse edinmeleri ile ilgili

limitlerin kaldırılması noktasında baskı yapılması ve halkın yönetimdeki

etkisini kıracak tarzda üst kurullar denilen dokunulamaz mekanizmalar

oluşturulması(9), yeni sömürgecilik anlayışının en temel karakteristiğidir:

Sömürgecilik, doğrudan askeri ve politik gücün

uygulanması olarak algılanır. Aslında bağımlı ülkelerin sosyal ve ekonomik

kurumlarının metropolitan merkezlerin ihtiyaçlarına göre tekrar

şekillendirilmesi gereklidir. Bir kez bu yeniden şekillendirme başarıya

ulaşırsa, ekonomik güçler (uluslar arası fiyatlandırma, pazarlama ve finansal

sistemler), devam etmek ve aslında ana ülke ve sömürü arasındaki

hâkimiyet-sömürülme ilişkisini güçlendirmek için tek başlarına yeterlidirler.

Bu koşullar altında sömürgeye esas olan hiçbir şey değiştirilmeden resmi

politik bağımsızlığı verilecek ve sömürgeye gerçek işgal nedeni olan konularda

ciddi bir biçimde karışılmayacaktır. (7)

Kaos Yaklaşımı, bölge insanını aciz bırakarak teslim

almak ve yeni sömürgecilik anlayışını kabullenmesini sağlamak amacıyla

uygulanmaktadır. Bugün, Afganistan-Pakistan hattında,

Irak-Suriye-Filistin-Lübnan hattında, Yemen-Somalı-Sudan hattında ve

Libya-Mali-Orta Afrika hattında yaşananlar, kaosun şuurlu bir şekilde

yaygınlaştırılmaya çalışılmasından başka bir şey değildir.

Tüm bölge halklarının, özellikle Müslümanların, kendi

bölgelerinde olanlara, bu açıdan bakmaları, çözüm bulabilmek açısından yararlı

olacaktır. Çünkü Şeytanı İttifakın bu bölgede tutunamaması için öncelikle bizim

olaylara bakışımızın berraklaşması, anlık, günlük yaklaşımlardan ve çözümlerden

uzak durmamız gerekmektedir. 

Sonuç: Yorumsuz

Rahmetli Erbakan Hoca bütün bu konularda haklıydı ve bir

kez daha haklı çıktı.

Mekânı, Cennet Olsun.

Kaynaklar

1-Texe Mars, İllüminatı, Entrika Çemberi, Timaş

Yayınları, İstanbul, 2002,S:175.

2- Texe Mars, Age. S: 54.

3- Gary Allen Gizli Dünya Devleti, Milli Gazete, 1996

İstanbul, S: 8

4- Texe Mars, Age. S:100-120.

5- Varsden, V., Siyon Liderlerinin Protokolleri, Kum

Saati Yayınları, İstanbul, S: 53

6- Victor Varsden, Age, S: 36

7- Foster J.B. `Emperyal Amerika ve Savaş , Cosmo

Politik, Sayı:6, Sonbahar 2003, S: 39-45

8- Canoğlu, y., 21. Yüzyıl Haçlı Savaşlarında yeni Bir

Tuzak: Ilımlı İslam Cumhuriyeti, Umran Dergisi, Sayı:117, 2004, S:15-25

9- Canoğlu, Y., `Sürekli Bürokratik Post Modern Darbeler

Dönemi , Umran Dergisi, Sayı:102, S:31-43.