İnsanlığın dramı kişiliğiyle ilgilidir. Kişilik değişim

ve dönüşümü son otuz yılda toplumumuzda belirgin bir hâl aldı. Bu büyük bir

dağılma getirdi. İnsanların savruluşları insanı hayrete düşürecek

boyutlarda.  Kimi zaman insanı insan bu

mudur, böyle mi olmadır soruları akla gelmiyor değil.

İnsanların üzerindeki baskılar, gerilimler bireylerin

tutumunu belirleyen asıl nedenlerden bazıları. Bunu salt baskıyla tanımlamak

yeterli değil. İnsanımızın kendi kültüründen, geleneklerinden, dinî inanıştan

uzaklaşma, küresel abanmanın insanlar üzerindeki etkilerini de göz önünde

bulundurmak gerekiyor. Bunlar da yeterli neden mi değil. Daha başkaları da var.

Konfor, eşya tutkusu, para kazanma hırsını da bunlara eklemek gerekiyor.

Şöhret, tanınma, bilinmeyi de anmalıyız. Bütün bu olumsuzlukların üzerinden

gelmek elbette insan için çok zor.

Bu olumsuz davranışlar insanların kişilik bozulmalarını

etkiliyor. Dahası kişilik edinme, karakter sahibi olmak gibi sorunlar

beliriyor.

Son otuz yılda bu çok daha belirgin hâle geldi. Bugün 68

kuşağı diye bilinenlerin değişim ve dönüşümleri en somutu bu örneğin. Sosyalist

genç aydınlar aşırı baskılar karşısında, iş sorunları yüzünden bir yere

kendilerini atma duygusunu geliştirdi. Karşı bulundukları sermaye veya daha

açık ifadeyle burjuva içinde yer almaları zamanla onların bir parçası

olmalarına neden oldu. Her darbe sonrasında toplumun veya kesimlerin üzerinden

geçen silindirler kişilik değişimlerinde çok etkili oldu. Bu aşırı baskı,

insanlara işkence yapılması, ekonomik darboğazlar insanların karar vermelerine

neden oldu. Holdingler, uçlarda yer alanları içlerine alarak kişileri

törpülediler. Makam, varlıklı olma, maaş gibi durumlar onları bir yere doğru

itti.

Batı düşüncesinden üzerimize giydirilen kavramlar altında

kişilik edinme de insanların kaygan bir düzlemde olmalarını etkiledi.

Müslüman olma bilinci insanları sınırlayan, denetim

altına alan bir ruha sahip. Bir Müslüman aşırılıklardan kaçar, kaçmak zorunda.

İtidallilik, kararlılık, söz sahibi olmak, sözünde durmak kişiliğin önemli

belirtileri. Tabii söz konusu değişimler insanın sağlam bir yerde durmasının

önünde önemli engeller. Bir Müslüman olduğu gibi görünmek zorunda. İki yüzlülük

yani riya en olumsuz kişiliktir İslâm düşüncesinde. Bu da insana kararlılık

getirir.

Tüketim insanın en önemli sorularından biri. Bu, insanı

israfa götürür. İsraf ise doymazlığın bir süreci.

Modernizm, günün hayat koşulları Müslümanları da aşırı

etkiliyor.

Siyasa ile başlayan süreç, insanların kaypaklaşmasını

hızlandırdı. Vagon değiştirme bir üslup oldu. Entelektüellerin, yazarların

gazete ve bürokraside yer almaları da değişimde önemli nedenlerden biri.

Müslümanların değişimi süreci hem hızlandırdı, hem de yaygınlaştırdı. Kurallar,

gelenekler tamamen göz ardı oldu.

Kültür hayatımıza egemen olan sol düşünce devlet

kurumları desteğiyle oldukça baskındı. Bu apayrı bir iktidar gücüydü. Sağ

iktidarlar da onları besleyen unsurlardı. Zaten dışarıdan gelen kavramlarla

oluşan yapılar zamanla bütünleştiler. Sağ ile solun, burjuva ile sosyalistlerin

buluşması bir rastlantı olmasa gerek. En uçtakilerin bir araya gelmesinin

nedeni de budur.

Özellikle şairlerin şiir festivallerine katılımları,

iktidar gücünün etkisi bu kesimi de etkiledi. Bir yanıyla iktidarı elinde

bulunduran sol şiir çevresi bu dönemde de etkisini sürdürüyor. İslâmî düşünce

geleneğindeki şairlerin onlarla bir arada olmaları, aynı düzlemde bulunmaları

biraz da hesabi. Müslümanların kendilerini hâlâ muhalefet gibi görmeleri sol

sanat iktidar gücünü elinde bulundurmalarıdır. Bu anlamdaki yaklaşımlar zihni

çözülmelere neden.

Siyasa yapanların özellikle savruluşları kitleleri çok

daha etkiliyor.

Bütün bunlar bir araya getirildiğinde insanların değişim

geçirmesi kaçınılmazlaşıyor. Müslümanların burjuvalaşması, modernimizin etkisi

çözülmenin ve değişimin nedeni. Müslümanların kişilik bulması yeniden özlerine,

kültürlerine, geleneklerine ve asıl ruha dönüşleriyle olasıdır.