Bir toplumun huzur ve mutluluğu, o toplumu oluşturan fertlerin eğitimli olmasına bağlıdır. Bugün çektiğimiz sıkıntıların temelinde cehalet vardır. İlk emri "Oku" olan bir dinin mensupları, ne zaman bu ilk emri yerine getirecek de diğer görevlerini yapmaya başlayacaklar Problemlerimiz bilgi ile çözülecek, huzur ve mutluluk şuur seviyesine ulaşmış bilgilenme ile elde edilecektir.

İnsanın eğitimi doğumla başlar. Çocuk ve gençlerin yetiştirilmesinde her zaman anne babaların rolü büyüktür. Bu görev birinci derecede onlara düşmektedir. Çünkü Rabbimiz, çocukları anne-babalarına teslim etmiş, onlara bu görevi bir emanet olarak vermiştir. Emanetçi, emanete sahip olmak zorundadır. Hem de, bu emanet anne babalara Rabbimiz tarfından tevdi edilmiş, "Mal ve evlâtların bir imtihan vesilesi olarak verildiği" bildirilmiştir. Rabbimiz şöyle uyarmaktadır: "Ey iman edenler! Kendinizi ve aile fertlerini, tutuşturucusu insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyunuz." (Tahrim, 6)

Çocuk zayıftır ve himayeye muhtaçtır. Onları himaye olan da anne babalardır. Peygamber Efendimizin (sav) bildirdiğine göre, "Çocuğun anne baba üzerinde üç hakkı vardır: 1. Doğduğu zaman güzel bir isim vermesi, 2. Dinini öğretmesi ve güzel ahlâk üzere yetiştirmesi, geleceğe hazırlaması, 3. Evlilik yaşına geldiğinde evlendirilmesi".

Çocuk yetistirmenin yolu insanı tanımaktan geçer. İnsan çok boyutlu bir varlık. Onda maddi ve manevi, ne büyük sırlar, cevherler ve cihazlar var. Sağlıklı bir şekilde çocuk yetiştirebilmek için çocuğa, maddi ve manevi her boyutuyla yaklaşmak gerekir. Hem de yaratılışına uygun özelliklerini dikkate alarak. Misal olarak, insanın bir midesi var. İnsanın karnı yemek içmekle doyar. İnsan helâl ve temiz olan yiyeceklerle beslenecek.

İnsanın bir beyni var. Vücudun yönetim ve bilgi merkezi. Karar mekanizması. Beyin bilgi ile doyurulacak. Dünya ve ahiretimiz için ihtiyaç duyduğumuz bilgilerle.

İnsanın bir kalbi var. Niyet ve istikameti belirleme merkezi. Kalp Allah a yönelirse huzur ve sükun bulur. "Uyanık olun, kalpler ancak Allah ı anmakla huzur ve sükuna kavuşur." (Ra d, 28). Allah Resulü (sav) de şöyle buyurur: "İnsanda öyle bir et parçası vardır ki, o iyi olunca bütün vücut iyi olur. O kötü olunca bütün vücut kötü olur. O et parçası kalpdir." Öyle ise, kalbi de ibadet ve Allah ı anmakla besleyeceğiz. Allah Resulü (sav) şöyle dua ederdi: "Ey kalpleri istediği yöne çeviren Allahım, benim kalbimi dininde sabit kıl."

İnsanda bir göz var. Hırs ve kanaat merkezi. İnsan o kadar hırslıdır ki doymak bilmez. "İnsana iki vadi dolusu altın versen üçüncüsünü de ister." Gözün de müspet yolda beslenmesi şart. Gözün beslenmesi kanaatle olur. Yani, Allah ın kullarına imtihan için yaptığı taksimata razı olmakla. İnsan, layıkı vechile ahiret ve hesaba inanırsa, kanaat etmekten başka çıkış yolu bulamaz.

İnsanda maddi ve manevi daha nice sır, cevher ve cihazlar var ki, tafsilâtı din kitaplarında mevcuttur. Eğitimciler, güzel bir sonuç almak istiyorlarsa, bu özelliklerini dikkate alarak, insana yaklaşmak durumundadırlar.

Insan değerli bir varlıktır. Bir yaratılış harikasıdır. Kâinatın özüdür. Allah ın sanatının en mükemmel tecelli ettiği bir merkezdir. Akıl, irade, hissetme, ünsiyet gibi cevherlerle donatılmıştır. Akıl gibi bir büyük nimet ancak insana özgüdür. İnsanı tanımadan insanın ihtiyaçlarını karşılamak mümkün değildir.

Ey anne babalar, ey eğitimciler! İnsanı iyi tanıyın. Bu konudaki bilgiler herkesten çok size lâzım. Siz bir emanetçisiniz. Dünyanın en mükemmel ve en harika varlığına istikamet vermek gibi kutsal ve çok önemli bir göreviniz var. Bu görev ihmale gelmez. Yanlış uygulamalar, tamiri imkânsız sonuçlar doğurur.

Bir toplumun en küçük kurumu ailedir. Kadın ve erkek her insan İslâm daki aile hayatını çok iyi bilmelidir. Karşılıklı görev ve sorumluluklar iyi öğrenilmelidir. Aile sağlam olursa, toplum da sağlam olur. İdeal toplum, yapısı sağlam ailelerden oluşur.

Insanın dünyada hangi amaçla bulunduğu ve Rabbimizin ona yüklediği görevleri bilmek zorundayız. İnsan yetiştirmek ve çocuk eğitimi ile ilgili kitaplar okumalıyız. Eğitim uzmanlarından destek almalıyız. Bu konuda Millî Gazete "Ailemiz" ve "Hayat" sayfaları insana rehberlik edebilecek kalitede hazırlanmaktadır. Takip edilirse istifade edilecektir.

Eğitim konusu ile görevli kurumların bu işi yapmalarını beklemek yerine, biz hemen işe koyulmalıyız. Çünkü zaman geçiyor ve imtihan her an devam ediyor. Elbette, ilgili kurumları hayırlı bir istikamette çalıştırma gayreti de önemli. Ancak, az da olsa elimizde yapma imkânımız olan şeyler varken, onları yapmak gerekir. Fıkıhta bir kural var: "Bir şeyin tamamına ulaşılamıyorsa, tamamı terk edilmez."