“Bana hiç soru sorma, ifadelerimden bir anlam çıkarmaya kalkma, akıl verme sadece dinle ve anladığını hissettir” demişti bir arkadaşım. O an bu ifadeler başıma balyoz gibi inmiş ve arkadaşımın üslubunu içten içe eleştirmiştim. Yaşadığı olaylara onun dünyasından baktığımda ise ifadelerinin son derece yerinde olduğuna inanmış ve yardımcı olmaya çalışmıştım. Zira arkadaşım iki yıldır eşinden ayrı yaşıyordu, sorunlarının kaynağını biliyordu ve sırtındaki yükü hafifletip direnç kazanmaya çalışıyordu. O içini bir dosta, bir arkadaşa döküp omuzlarındaki yükten kurtulmak istiyordu.

Dostlarımızla bir araya geldiğimizde sorunlarımızı, sırlarımızı, söylemek isteyip de yuttuklarımızı paylaşırız ve sadece anlaşılmayı bekler, şefkatle beslenmiş bir kalbin yakınlığına ihtiyaç duyarız. Eleştiri bombardımanına tutulmaktan kaçınırız, akıl verilmesinden hoşlanmayız, muhatabımızın bizi sabırla dinlemesini ve anladığını hissettirmesini arzu ederiz. Peki, bu ne ifade eder? Sorunlarınızı ve sırtınızdaki yükü güvendiğiniz kişilerle paylaşabilir ve anlaşıldığınızı hissettiğinizde kendinizi daha iyi hissedersiniz. Zira kişiye anlaşıldığını hissettirmek aynı zamanda yanındayım, destekçinim ve sorunlarının üstesinden gelebileceğine inanıyorum mesajı vermektir ki bu mesajı doğru okuyan kişinin moral ve motivasyonu artar.

Bir arkadaşınızla sorunlarınızı paylaşmaya karar verdiğinizde ne hissedersiniz? Ya da böyle bir şeye niçin ihtiyaç duyarsınız? İhtiyaç duyarsınız zira dünya acı ile neşeyi aynı kapta barındırıyor ve acınızı hafifletmek için desteğini umduğunuz kişinin sizi sabırla dinlemesini ve onaylamasını istersiniz. Fakat muhatabınız önyargılıdır ve hemen akıl vermeye ve nasihat etmeye başlar… Yüzünüzdeki burukluğu fark ettiğinde ise bunu sizin iyiliğiniz için yaptığını iddia eder. Oysa akla hiç de ihtiyacınız yoktur, sırtınızdaki yükün hangi sebepten kaynaklandığını ve kurtulabilmek için neler yapmanız gerektiğini zaten bilmektesinizdir ancak bunu duygularınıza öğretmeniz zaman alacaktır. Bu süreçte ihtiyacınız olan şey sadece anlaşılabilmektir, bunun ötesine geçmek yükünüzü hafifletmez aksine daha da ağırlaştırır.

Suriyeli bir genç kız ülkemize mülteci olarak geldiğinde dışlanmışlık hissi yaşadığını ve çalıştığı konfeksiyon atölyesinde sıkıntılarını Türk arkadaşıyla paylaştığını ve onun hiç yorum yapmadan kendisini dinlediğini anlatmıştı. Genç kız, arkadaşının, gözlerinden boşanan yaşları silmesi için peçete uzattığını ifade etmiş ve onun bu davranışını ve samimiyetini unutmam mümkün değil demişti.

Farid Farjad, “Sevmek sıra dışı ya da kahramanca şeyler yapmak değildir, sıradan şeyleri hassasiyetle yapmaktır” der ve kolay olan şeyi insanların kendi yorumları ile zorlaştırdıklarına vurgu yapar. Eğer bir arkadaşınız yüreğine konan acıyı sizinle paylaşmaya karar vermişse bu size güvendiğini gösterir dolayısıyla onun arkasında ya da önünde yer almayın yanında durun ve ihtiyaç hâsıl olduğunda bir baston uzatın.