Peygamber Efendimiz bir Hadisi Şeriflerinde, Cennetin güzel kokusu 500 yıllık mesafeden hissedilir buyuruyor. Bu hadiste hem güzel koku hem de rüzgâr kelimeleri zikredilmektedir. Ayrıca Kur an- Kerim de Enfal Suresinin 46. ayetinde, Allaha itaat edin, Resulullah a itaat edin. Birbirinizle inatlaşmayın, dağılmayın. Eğer birbirinizle kaynaşmazsanız, birbirinizle kavgalı olursanız rüzgârınız gider, gücünüz kalmaz buyuruluyor. Yani düşmanlarınız sizden korkmaz ve sizi ayağı altına almak ister. Fakat birlik olursanız Allah lütfeder ve düşmana galebe çalarsınız. Mesela Bedir Harbi nde, sadece 2 tane atlı askerimiz vardı. Diğer 311 kişinin atı yoktu. Hatta bazısının ayağında ayakkabısı bile yok. Silahı oku yoktu ama taşla sopayla bin kişilik tam teçhizatlı kâfir ordusunu yendi. Sahabe Efendilerimiz birlik oldular. Çünkü birbirlerini candan seviyorlardı. Onlar kardeşliklerini muhafaza ettiler. Allah-u Teâlâ da onlara zaferi nasip etti.  İşte bizde bugün huzur istiyorsak, Allah ın yardımını bekliyorsak birlik olmalıyız. Hiçbir Müslüman kardeşimize sırtımızı dönmeyelim Hz. Peygamberi ve ashabını örnek alalım.   İşte o zaman muzafferiyet hak olacaktır. Eğer biz bütün Müslümanlar olarak vücudun azaları gibi bir arada olursak kurtuluşa erenlerden oluruz. Kardeşliğimizi muhafaza etmemiz için sabredeceğiz. Mümin kardeşimize karşı sabırlı olacağız. Unutmayalım: Allah Zülcelal Hazretleri sabredenlerle beraberdir.   

İYİLİK BAŞA KAKILIRSA YOK OLUR

Zikredilen Hadiste, Cennetin güzel kokusu 500 yıllık mesafeden hissedilir buyruluyordu. Hadisin devamında ise yaptığı iyiliği başa kakanların, bu kokuyu duyamayacakları ifade ediliyor. Bakara Suresi nin 164. ayetinde ise Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: Yaptığınız iyiliği başa kakarak hayrınızı iptal etmeyin! Bir insanın ihtiyacını gidermek cehennem ateşine siperdir. Müslüman kardeşinin ihtiyacını giderenin sıkıntısını, Allah ın gidereceğini bildiren çok sayıda Hadis mevcuttur. Tamam, birisinin işini görüyorsunuz, gamını kederini gideriyorsunuz. Bir sıkıntısını çözüyorsunuz. Fakat sonra bak ben senin filan işini yaptım dediğiniz an da o amel yok oluyor. Bu tehlikeye düşmeyin. Emeklerinizi zayi etmeyin. Sonra cennetin kokusunu bile alamazsınız.

ATANIZIN HAKKINI GÖZETİN

Peygamber Efendimiz kabirleri düzenli olarak ziyaret ediyordu. Bize de sık sık ziyaret etmemiz tavsiye ediliyor. Çünkü kabir insana ölümü hatırlatır, dünya aşkını azaltır. Kabristana giren adam bende bir gün öleceğim der ve kendine çekidüzen verir. Efendimiz bir gün kabirleri ziyaret ederken, Cennet-ül Baki Mezarlığı nda bir gencin kabirde yandığını görünce bu kabir kimin diye sormuş. Yaşlı bir kadının oğlu olduğunu söylemişler. Hz. Peygamber kadının kabre getirilmesini istemiş. İhtiyar kadın kabre gelince Resulullah, oğluna hakkını helal etmesini istemiş. Kadın ise ben ona hakkımı helal etmem. Onun için her şeyi yaptım ben. Ama o hiçbir şeyi beğenmezdi. Yemeğin tuzuna kızardı. Kıyafetini beğenmezdi. Beni hep üzerdi. Kalbim çok kırık. Onu affetmeyeceğim demesine rağmen, rıza-i ilahi ile oğlunun kabirde yandığını görünce dayanamayıp hakkını helal etmiştir. Bu vakıa hadislerde geçmektedir. Yani kesinlikle hikâye değildir. İşte ananın babanın hakkı ve kabir ziyareti bu kadar ciddi bir meseledir. Allah bizleri haddi aşanlardan eylemesin. Âmin.