Koronavirüs…
Dünyayı kasıp kavurmaya devam ediyor.
İzolasyona mümkün olduğunda uymaya çaba gösteriyor, evlerimizden çalışmaya devam ediyoruz.
İhmale gelmeyen, görünmez bir virüsten bahsediyoruz; yüksek ateş, öksürük ve nefes darlığı (vb.) gibi belirtiler olduğu takdirde en yakın bir sağlık kuruluşuna başvurmak şart.
60 yaş yukarısını daha fazla etkiliyor. Ama her yaş grubunu kapsayan, bu açıdan bakıldığında da gerekli tüm tedbirlerin alınmasını gerekli kılan bir süreç, bu.
Koronavirüsün tedavisinde muayene, test, tedavi kadar önemli olan bir faktör de kuşkusuz ‘psikolojik’ faktör…
***
Bütün bunları biraz daha anlamak ve aralamak için Beyin Cerrahı, Op. Dr. Mustafa Karalar’la konuştum, sohbet ettim. Anlattıklarını sizlerle de paylaşmak istiyorum;
* “Covid-19, basit bir protein sarmalından oluşan, fakat tüm dünyayı etkileyen komplike bir virüs.”
* “Bütün insanlara selam vererek, ben geldim diyerek, dünya turuna devam ediyor.”
* “Ben de sizler gibi dünyalıyım diyor. Bugüne kadar evreni, yalnızca sizin malınızmış gibi tarumar ettiniz, bizleri hesaba katmadınız, sesimizi duymadınız, bizleri görmezden geldiniz, bakın biz de varız, diyor.”
* “Bu konuda Covid-19 kararlı, tüm dünyayı seyahat rehberine kaydetmiş belli ki…”
* “Er ya da geç herkes bundan nasibini alacak,
bundan kurtuluş yok!”
* “Covid-19 açısından durum bu. Gelelim bizim durumumuza. Hepimizin her türlü hastalığın üstesinden gelecek kabiliyet ve güçte bağışıklık sistemimiz mevcut.”
* “Korku, endişe, vesvese, sıkıntı, üzüntü ve kaygı bu bağışıklık sistemimizi, bu savunma hücrelerimizi zayıflatan yegane sebeplerdir.”
* “İnsanı ölüm değil, ölüm korkusu öldürür.”
* “Gerekli tedbirleri almamız ve de vücudumuzun bağışıklık sisteminin zarar görmesine neden olan (iç karartıcı, endişe verici, kaygı dolu) televizyon yayınlarından ve sosyal medya ortamından uzak durmamız gerekir.”
* “Asıl tedbir, bedenimizi karantinaya alırken ruhumuzu da kirli bilgilerden ve negatif enerji ortamından izole etmektir. Sağlıklı günler diliyorum…”
BABA EVİNE DÖNDÜ, AMA NASIL!..
Birkaç yıl önceydi…
Millî Gazete’nin her ay okurlarına ‘Bir olmak bize iyi gelecek’ sloganı ile sunduğu Maaile Dergisi kapağına ‘baba’ları taşıdı.
Ailede babanın rolü nedir, nasıl olmalıdır, bugün nasıldır sorularını etraflıca cevaplayan bir dosya.
Maaile, kapak anonsunu (Mart 2018) “BABA EVE DÖN!” olarak belirledi.
Koronavirüs dolayısıyla maaile evdeyiz...
Evet, Maaile’nin de kapağına taşıdığı gibi -farklı ve düşündürücü bir gerekçe ile de olsa- ‘baba’ evine döndü!
Ama bir bakalım mı, Maaile o sayısında (17. sayı) neden ‘Baba eve dön’ çağrısı yaptı?
* Maaile yazarlarından Fatma Yılmaz, babanın neden eve dönmesi gerektiğini şu cümlelerle anlatıyordu: “Erkek ve kadın birbirlerini tamamlayıcıdır. Çocuğun eğitiminde bir taraf eksik kaldığında sağlıksız çocuklar ve sağlıksız toplum ortaya çıkmaktadır. Fakat günümüzde çoğu baba zorlu yaşam koşulları sebebi ile fiziksel olarak uzun süre çocuğun yanında bulunamamaktadır…”
* Maaile Dergisi’nde uzun süredir ‘Kavramlar’ şablonunu hazırlayan Betül Tatar Tüzünol, dünyaya gelişimizin özünü temsil eden, ‘cehennemden korunup cenneti kazanmak vazifesi’nin babaya emanet edildiğinin altını çiziyordu; “Sanılanın aksine çocukların eğitimi anneye değil, babaya verilmiş bir vazifedir. Annenin şefkat ve merhametiyle muamele ederek kalbi duyguları yerleştireceği çocuk kalbine, iradeyi ve disiplini vermek babanın görevidir…”
* Meryem Nida, ailede annenin samimiyet, babanın şahsiyetin sembolü olduğunu güçlü vurgularla kaleme alıyordu.
* Sümeyye Tokalı, ailede akşam yemeği ve sofra kültürüne dikkat çekiyordu; “Sofra ailenin gün içinde bir araya geldiği nadir zamanlardandır. Özellikle akşam yemeği, babanın ve evde çalışan diğer üyelerinin eve geldiği, çocukların okuldan döndüğü, annenin ise ev işlerini bitirip akşamki sofra için uğraştığı zamanlardır.”
* Kader Siviloğlu Gezer, ‘Ailede anne şefkatin kollarıysa, baba güvenin kollarıdır’ diyordu; “Gözünden yaş aktığında usulca silen eldir baba eli… Akşam eve gelmeni dört gözle bekleyenlerin var. Eve sıcak ekmekle gelip, “Selâmünaleyküm” deyip de içeri girmeni, ne kadar yorgun olsan da bize belli etmeyişine ve muhabbetine ihtiyacımız var.”
* Mürşide Serap Demir ise babanın eve niçin dönmesi gerektiğini şu cümlelerle paylaşıyordu: “Kadınlar ve erkekler ancak birbirlerinin yardımcıları olduklarında saadet dolu yuvalar mümkün olacaktır.”
BU SEBEPLE “BABA EVE DÖN!” DİYORUZ
Maaile Editörü Elif Örs’e göre, gölgesinde soluklandığımız bir çınardı, baba. Şu satırlar, Elif Hanım’a ait;
* “Baba, ailesine ve çocuklarına dair söz söyleyemeyecek konuma itilmiştir. “En son babalar duyar” denilerek yaşanan gayri insani durum legalleştirilmeye çalışılmıştır. İş ile ev arasında gelip giden, bazı bazı futbola takılan, bazen mahallenin kahvesinde pinekleyen, faturalardan başını alıp etrafına bakamayan aciz bir ev reisi profili oluşturulmuştur.”
* “Babanın tek sözünün geçtiği noktanın televizyon kumandası olmadığını hatırlatmanın vakti gelmiştir. Evdeki babaya artık “birliği” sağlamaktaki görevi iade edilmelidir. Ümmetin birliğinin, ailede birliği sağlandığı zaman gerçekleşeceğini anlamalıyız. Bu sebeple “Baba eve dön!” diyoruz.”
Acı gerçekleri çok çarpıcı bu satırlarla ifade ediyordu, Elif Hanım.
***
Şu soruyu sorduğunuzu duyar gibiyim; babanın eve dönmesi için illaki bir felaketin mi gelmesi gerekiyor?
Oysa uyarılar, telkinler, tebliğler o kadar açık ki…