Şefkat, merhamet ve hayâ, kelimeleri insanoğlunun olmazsa

olmaz özellikleri arasındadır. Hilafet tahtının üçüncü yıldızı Hz. Osman

(r.a) ın ismi anıldığında, şefkat, merhamet ve hayâ kelimelerini hatırlarız.

Hilafetinin son günlerinde yayılan fitne ile gelen şehadeti ise insanlık

tarihinin kara sayfalarından biridir.

       Resulullah

(s.a.s) a peygamberlik görevi verildiğinde 30 lu yaşlarında olan Osman (r.a)

ilk iman edenlerdendi.  Mekke nin zengin

tüccarlarından biriydi. O nun iman ettiğini duyan amcası Hakem b. Ebil-Âs,

kendisini hapsederek, eski dinine dönmezse serbest bırakmayacağını söyledi.

Yeğeninin ebediyyen dininden dönmeyeceğini söylemesi üzerine amcası O nu

serbest bıraktı. Büyük sıkıntılar yaşayan Hz. Osman (r.a), Efendimiz (s.av.) in

kızı Rukayye validemizle evlendi. (Bazı kaynaklarda bu evliliğin Efendimiz

(s.a.v.) in peygamberlikle görevlendirilmesinden önce olduğu kaydedilir.)

Habeşistan a hicret eden MÜSLÜMANLARDAN

Mekkeli müşriklerin işkencelerinin yoğunlaştığı dönemde

Habeşistan a hicret edenlerin arasında Hz. Osman (r.a.) da bulunmaktaydı. Bir

müddet sonra Mekke ye döndü ancak tekrar hicret etmek zorunda bırakıldı. Tekrar

Habeşistan a gitmek zorunda kaldı. Daha sonra Mekke ye geri döndü. Resulullah

(s.a.s), Medine ye hicret etmekle emrolunduğunda, Hz. Osman (r.a.) diğer

Müslümanlarla birlikte Medine ye hicret etti. Orada bir yahudinin mülkiyetinde

olan Rume Kuyusu nu 20 bin dirheme satın alarak Müslümanların istifadesine

sundu.

Servetini İslam Ordusu için harcadı

Hz. Osman (r.a.) Medine dönemi boyunca sürekli Resulullah

(s.a.s) ile birlikte olmaya gayret gösterdi. Ashabın en zenginlerinden biri

olması, onun İslâm a ve Müslümanlara herkesten çok maddi yardımda bulunmasını

sağladı. Bilhassa kâfirler üzerine sefere çıkan orduların techiz edilmesinde

aşırı derecede cömert davrandığı görülmektedir. Tarihçiler onun Ceyş ul-Usra

diye adlandırılan Tebük Seferi ne çıkacak ordunun üçte birini tek başına techiz

etti. Asker sayısının 30 bin kişi olduğu göz önüne alınırsa bu meblağın

büyüklüğü rahatça anlaşılır. O nun bu davranışından çok memnun olan Resulullah

(s.a.s); Ey Allah ım! Ben Osman dan razıyım. Sen de razı ol diyerek duada bulundu.

Hz. Osman (r.a.) Bedir Savaşı hariç, müşriklerle ve İslâm düşmanlarıyla yapılan

bütün savaşlara katıldı. Hz. Osman (r.a.) Veda Haccı esnasında da Resulullah

(s.a.s) in yanındaydı. Resulullah (s.a.s) Müslümanları ilgilendiren bir çok

meselede Osman (r.a) ın görüşüne müracaat etti.

Hz. Ebu Bekir in en önemli yardımcısı

Hz. Ebû Bekir (r.a) halife seçilince Osman (r.a) ona

bey at etti. Ebû Bekir (r.a) halifeliği boyunca ümmetin işlerini idarede onunla

istişarede bulundu. Ebû Bekir (r.a) ın vefatından önce yazdırdığı Hz. Ömer in

Halife atanmasına dair belgeyi Osman (r.a) kaleme aldı. Osman (r.a), yanında

Ömer (r.a) ve Useyd İbn Saîd el-Kurazî olduğu halde dışarı çıkıp oradakilere

Bu kağıtta adı yazılan kimseye bey at ediyor musunuz diye sordu. Onlar da evet

diyerek bunu kabul ettiler.

Hudeybiye de, Peygamber efendimiz (s.a.v.) in elçisi

Hicretin altıncı yılında Hudeybiye de Resulullah ın

elçisi olarak Mekkeli müşriklere gönderildi. Resulullah (s.a.s), Hz. Osman

(r.a) a şöyle dedi: Git ve Kureyş e haber ver ki, biz buraya hiç kimse ile

savaşmaya gelmedik. Sadece şu Beyt i ziyaret ve onun haremliğine saygı

göstermek için geldik ve getirdiğimiz kurbanlık develeri kesip döneceğiz. Hz.

Osman (r.a), Mekke ye gidip, müşriklere bu hususları bildirdi. Ancak onlar; Bu

asla olmaz. Mekke ye giremezsiniz karşılığını verdiler. Onların red cevabı

İslâm kârargahına Osman (r.a) ın öldürüldüğü şeklinde ulaştı. Onun dönüşünün

gecikmesi bu haberi destekler nitelikteydi. Bunun üzerine Resulullah (s.a.s),

yanındaki bütün Müslümanları, ölmek pahasına müşriklerle çarpışmak üzere,

bey ata çağırdı. Bey atu r-Rıdvan adıyla tarihe geçen bu bey atlaşma

müşriklerin korkuya kapılmasına sebep olduğu için anlaşma yolunu tercih

ettiler.

KÜNYESİ

Osman b. Affân b. Ebil-As b. Ümeyye b. Abdi ş-Şems b.

Abdi Menaf el-Kureşî el-Emevî; Raşid Halifelerin üçüncüsü. Ümeyyeoğulları

ailesine mensup olup, nesebi beşinci ceddi olan Abdi Menaf ta Resulullah

(s.a.s) ile birleşmektedir. Fil olayından altı sene sonra Mekke de doğmuştur.

Annesi, Erva binti Küreyz b. Rebia b. Habib b. Abdi Şems tir. Büyükannesi ise

Resulullah (s.a.s) ın halası Abdülmuttalib in kızı Beyda dır. Künyesi, Ebû

Abdullah tır. Ona, Ebu Amr ve Ebu Leyla da denilirdi.

Baban sağ olsaydı bu yaptığına razı olmazdı

       Hazreti

Osman (r.a.) 12 sene hilâfet makamında kaldı. Bunun ilk 6 senesi huzur ve güven

içerisinde geçerken hiç kimse yönetimin uygulamalarından şikayetçi olmadı.

Eyaletlerdeki bir takım valiler, sorumsuz davranışlar sergilemeye başlayarak,

fitne ortamının oluşmasına zemin hazırladılar. Osman (r.a) haksızlıkları

gidermek ve filizlenmeye başlayan fitnenin yatıştırılması için yoğun bir

gayretin içine girdi. O, gelen şikayetleri dikkatle inceliyor, başta Hz. Ali

(r.a) olmak üzere ashabın ileri gelenleri ile istişarelerde bulunuyordu.

Mısırlı bir grup Medine ye gelip Hz. Osman (r.a.) a baskı

yaptılar. Hz. Ali (r.a.) nin gayretleriyle Mısırlılar ikna edilirken, vali

Abdullah Bin Ebi Serh azledilerek yerine Muhammed Bin Ebubekir in tayini

gerçekleştirildi. Tayin edilen yeni vali Mısır a doğru yola çıktı. Medine

tarafından Mısır a doğru doludizgin giden bir köle gördüler. Hemen onu durdurup

sorguladılar. Kölenin üzerini arayan Mısırlılar, bir mektup buldular. Mektupta

Mısır a vali olarak atanan Muhammed Bin Ebubekir in ve yanındakilerin

öldürülmeleri yazıyordu. Ayrıca mektup Hz. Osman (r.a.) ın mührünü taşıyordu.

Muhammed Bin Ebubekir yanındakilerle beraber tekrar Medine ye döndü. Hz. Ali

(r.a.) onlardan bir grupla birlikte Hz. Osman (r.a.) ın yanına gitti. Hz. Osman

(r.a.) böyle bir mektuptan haberinin olmadığını söyledi. Ancak isyancılar buna

inanmadı. Bunun üzerine Hz. Ali (r.a.) isyancıları ikna etmeye çalışarak,

halifenin söylediklerinin yalan olmadığı söyledi. Ancak isyancılar böyle bir

mektuptan haberinin olmamasının bile halifelikle bağdaşmayacağını ve halifeliği

bırakması gerektiğini söylediler. 

Asilerin halifeyi öldürmek istediklerini öğrenen Hz. Ali

(r.a.), böyle bir şeye meydan vermemek için oğulları Hasan (r.a.) ve Hüseyin

(r.a.) i, Hz. Osman (r.a.) ın kapısında beklemeye gönderdi. Kimseyi içeri

almamaları konusunda da uyarıldılar. Abdullah İbn Zübeyr de onlara katıldı.

Ayrıca bazı sahabiler de çocuklarını oraya gönderdiler. Durum çok nazik bir hal

alıyordu. Hz. Osman (r.a.) ne asilerin haksız taleplerini kabul ediyor, ne de

Medine ve diğer bölgelerden gelen, asileri savaşarak Medine den çıkarma

tekliflerine olumlu cevap veriyordu. Peygamber Şehri nde kan dökmekten ve

fitneyi ilk başlatan kimse olmaktan çekindiği için böyle davranıyordu.

Evi kuşatılan Hz. Osman (r.a.) bir ara uyudu. Rüyasında,

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) i gördü. Alemlerin Efendisi (s.a.v.) kendisine

hitaben, Hepimiz oruçluyuz, iftara seni bekliyoruz. Cuma günü bizimle beraber

olacaksın. buyurdu. Uyanan Hz. Osman (r.a.) ev halkına rüyasını anlattı.

Ertesi gün Cuma ydı. Hz. Osman (r.a.) oruca niyet etti. Eve gizlice giren

Muhammed bin Ebubekir, Hz. Osman (r.a) a bağırdı: Söyle hangi din

üzerindesin Hz. Osman (r.a.) bu duruma çok üzülerek, Ey kardeşimin oğlu.

Baban sağ olsaydı bu yaptığına razı olmazdı. dedi. Muhammed bin Ebubekir

yaptığı hatayı anlayarak geri çekildi. Arkadaşlarını da geri çevirmek istedi.

Ancak başarılı olamadı. Asilerin biri kılıcını Hz. Osman (r.a.) a vurdu. Diğeri

ise hançerini göğsüne sapladı.

Ahlâksızlığı bir meziyet gibi gösterenlere en güzel cevap

Vahşi Batı nın en büyük hedefi toplumun kalbi olan aile

yapımızdır. Gazete, televizyonlar ve internetle damarlarımıza zerk edilmeye

çalışılan ahlaksızlık zehri kalbimize doğru hızlı bir şekilde ilerliyor. Bunun

panzehiri ise Peygamber Efendimiz (s.a.v.) in sünneti ile ashabının hayatıdır.

Onları örnek alıp, hayatımızı düzenlemek kurtuluşumuza sebep olacaktır.

Utanmazlıkların ve sapkınlıkların bir meziyet gibi sunulduğu günümüzde

Meleklerin bile hayâ ettiği Hz. Osman (r.a.) ın hayatını anlamaya çalışmak

gerekir.  Şehadetinin yıldönümünde

Hilafet tahtının üçüncü yıldızı nı anlatmaya çalıştık.

KRONOLOJİ

1 HAZİRAN  Ayasofya da

ilk Cuma Namazı (1453)

3 HAZİRAN  Messina

Konferansı; Avrupa Ekonomik

            Topluluğu nun

Doğuşu (1955)

5 HAZİRAN  ABD

Savunma Bakanı George C. Marshall ın

            Marshall

Planı nı açıklaması (1947)

            ABD

Başkanı Johnson, ABD yardımı

            silahların

Kıbrıs ta kullanılamıyacağını

            belirten

bir mektup gönderdi. (1964)

6 HAZİRAN Fatih

Sultan Mehmed in Kırım ı Fethi (1475)

7 HAZİRAN  Süleymaniye

Camii nin İbadete açılışı (1557)

8 HAZİRAN  Peygamberimiz

Hz. Muhammed (SAV) in

            irtihali

(632)

            Cahit

Zarifoğlu nun vefatı

9 HAZİRAN  Hz.

Ebubekir (R.A) ın halife oluşu (632)

            İnönü nün,

Johnson a cevabı (1964)

10 HAZİRAN            Sultan

İkinci Bayezit in vefatı (1512)

            1915

Conkbayırı Zaferi (1915)

11 HAZİRAN Hilal-i Ahmer in Kuruluşu (1868)

13 HAZİRAN            Süleymaniye

Camii nin temeli atıldı. (1550)

            Osmanlı-Rus

Savaşı (1887)

14 HAZİRAN Fransızlar ın Cezayir i işgali (1830)

15 HAZİRAN 1997 D-8 İstanbul da kuruldu (1997)

17 HAZİRAN            Hz.

Osman (RA) ın şehit edilmesi (656)

18 HAZİRAN            Viyana da,

Carter İle Brejnev in SALT II

            Anlaşması nı

İmzalamaları (1979)

20 HAZİRAN Kosova Zaferi (1389)

21 HAZİRAN Soyadı Kanunu nun Kabulü (1934)

22 HAZİRAN Erzurumlu İbrahim Hakkı Efendi nin vefatı

            (1780)

            Karabekir

Paşa, İzmir Suikastı Sanığı

            olarak

tutuklandı (1926

            Fazilet

Partisi Kapatıldı (2001)

23 HAZİRAN Hz. Ali (RA) ın halife olması (656)

            Hatay ın

Anavatan a İlhakına ait Antlaşma

            Ankara da

İmzalandı (1939)

24 HAZİRAN Balkan Savaşı başladı (1913)

25 HAZİRAN Kore Savaşı başladı (1950)

26 HAZİRAN Türkiye nin BM Anlaşması nı imzalaması

            (1945)

28 HAZİRAN Avrupalılar dan ilk defa borç aldık (1854)

            Adana da

deprem 144 ölü (1998)

29 HAZİRAN A Milli Futbol Takımı, Dünya Kupası

            Finalleri nde

üçüncü oldu (2002)

30 HAZİRAN 1920 Balıkesir in işgali (1920)

            Cenevre de

Stratejik  silahların

            sınırlandırılması  görüşmelerinin

            başlatılması

(1982)