ÖNÜMÜZDEKİ haftayı “Erbakan Haftası” olarak idrak edeceğiz, inşallah. Bu vesileyle, Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın, 1969 yılında verdiği İslam ve İlim konulu konferanstan bazı satır başlarını buraya almak istiyorum; Buyursunlar…
* Müslümanlar olarak dünyanın gelmiş geçmiş en büyük düşünce sistemine sahip bulunuyoruz. Fakat bu büyük düşünce sisteminin ve Müslümanların -mücadele suretiyle sevapları ve şerefleri artsın diye- karşılarında daima bâtıl fikirler ola gelmiştir. Bu bâtıl fikirler, bir Müslüman diyarı içerisinde bizleri, kendi dinimizi, kendi Müslümanlık hakikatlerimizi öğrenemeyecek hale getirmişlerdir.
* Efendim, ortada bir Müslümanlık var. Müslümanlık bilhassa ahirete, manevi ilimlere, ahlâka ve diğer ilimlere ait birçok esaslar getirmiş, biz bunları öğrenmişiz, fakat zannediyoruz ki, Müslümanlık dışında başka hakikatler de vardır. Neymiş bu hakikatler Efendim bakınız eloğlu çalışıyor. Amerikalı Avrupalı ne büyük mamureler meydana getiriyor; aya ve yıldızlara gidiyor. Bu insanların çalışmaları, Kur’an-ı Kerim’e istinat eden ilimler münasebetiyle midir, değil midir Bunu iddia edecek vaziyette değiliz, diye düşünüyor ve diyoruz ki: Bunlar böyle güneşin tutulmasını saniyesi saniyesine hesapladıklarına göre, aya şu dakikada gideceğim, deyip o dakikada gittiklerine göre, onların da istinat ettikleri bir hakikat kaynağı var diyoruz. Ve böylece Müslümanlık dışında sanki başka bir hakikat kaynağı olabilirmiş gibi Avrupalıların düşünce sistemine bir pay ayırmağa kalkıyoruz.
* Bizim karşılaşmış olduğumuz herhangi bir Batıl ilim adamı bir hesap yapıp da bize bir marifet gösterdiği zaman bilelim ki, bu marifetin altında ve arkasında yatan asıl insanoğlunun fikri yapısı, düşüncesi, onun yapmış olduğu hesapların hepsini sıksak yere üç tane damla düşer: Biri “Tesir, aks-i tesire eşittir” prensibi. İkincisi “madde yoktan var olmaz, vardan yok olmaz” prensibidir. Üçüncüsü de “Enerji yoktan var olmaz, vardan yok olmaz” prensibidir. Bu üç prensibe istinaden bu hesaplar yapılır.
* Müslüman kardeşlerimiz, yarım batı ilimlerini okumuş insanlarla karşılaştıkları zaman bunların istihfaflarıyla karşılaşıyor. Bu insanlar Müslümanları küçük görmeye kalkışıyorlar.
* Şu Batılı adam, ne biliyorsa getirsin hepsini üst üste yığsın karşımıza. “Ben şunu biliyorum” desin. Bunların hepsini üst üste koyalım; bunun bir boyu var, şu kadar. İşte onun bildiğinin hepsi bu kadardır. Hepimiz iyi biliriz; insanların bütün bilgisini toplasak Cenabı Hakk’ın sonsuz ilmi muvacehesinde denizdeki bir noktayı dahi tutmaz.
ERBAKAN HOCA NE YAPARDI
1) İlim erbabına çok önem verirdi. Kendisi de bir ilim adamı olarak, hemen her konuda ilim adamlarının görüşlerine itibar eder, onlara en iyi şekilde muamele ederdi.
2) Kendisi gibi düşünmeyenlerden de mümkün olduğu mertebece istifade ederdi, “Fikirlerin çatışmasından doğrular ortaya çıkar.” düsturundan hareket ederdi.
3) Erbakan Hoca’yla çok yakın çalışan kurmaylardan dinledim; Erbakan, yazı hayatında bir kere bile lehte yazmayan gazeteci-yazarlarla da zaman zaman bir araya gelir, görüş alış verişinde bulunurdu.
4) Milletin ve ülkenin yararına olan adımları atmada “siyaseten muhalifliği” hep arka planda tutmaya gayret gösterirdi. Çok önemli hizmetlerin ifa edildiği 1980 öncesi Demirel, Ecevit ve Türkeş’le olan koalisyonlar, 1980 sonrasında ise MÇP ve IDP seçim ittifakı ile DYP ile koalisyon bunun örnekleridir. Bilindiği gibi her bir birliktelikte millet ve ülke için maddi-manevi çok ehemmiyetli adımlar atılmıştır.
5) Ülkenin ve milletin huzur ve sükûnunu hep ön planda tutardı. İktidar partisi Refah Partisi’nin haksızca kapatılması karşısında partilileri “sükunete” davet etmiş, bu olayın “bir nokta kadar küçük” olduğunu ifade ederek, büyük olayların çıkmasını bekleyen ve arzulayan “karanlık güçlerin” heveslerini kursaklarında bırakmıştı.
ERBAKAN HOCAMI UNUTMA VE UNUTTURMA!
ERBAKAN hocamızı anlaya bilmek için;
1-Asrı saadetten ,Tanzimat fermanına kadar İSLAM’IN sosyal hayata yön veren: Anlayış, algılayış ve uygulanışını, vakıf medeniyetini ve vâkf’ın sosyal ilişkiler üzerindeki etkisini,
2-Tanzimat tan başlayarak 3 mart 1924 ve sonrası çıkartılan kanunlarla halifeliğin ilgası, Şeriyye ve evkaf bakanlığının kaldırılması, medreselerin kapatılması, tevhidi tedrisatla eğitimin birleştirilmesi, Arap harflerinin kaldırılıp Latin harflerine geçişi, Osmanlı hanedanının yurt dışına sürgün edilmesi, kısaca laiklik adı altında dinin sosyal hayattan kovuluşu ile son bulan batı medeniyetine geçiş ,kim ve kimlerin projesiydi
3-3 mart 1924 ten sonra batı tipi hayat tarzının, zorla, zulümle, baskıyla ve cebren halka dayatılması, ümmete akıl almaz işkenceler, kimlere ne kazandırdı Ne kaybettirdi Bunlar bilinmeden Erbakan hocamın mücadelesi gerektiği gibi anlaşılmaz.
4-1944’te, İstanbul Teknik Üniversitesindeki 40 mücahidin destansı mücadelesinden başlayarak, hocamızın vefatına kadar, ümmetin, özüne, tarihine, kimliğine, ruh köküne, dönüş mücadelesinin siyasal ve sosyal tarihini, İslam’ın toplum üzerindeki etkisini, toplumun dönüştürülmesini çok iyi araştırmadan anlaşılmaz.
***
* Erbakan hocam ağır sanayi ile hatırlanan, Gümüş Motoru yapan makine mühendisidir,
* Erbakan hocam “toplu iğne dahi yapamazsınız” diyene inat, ilk yerli otomobili yapandır.
* Erbakan hocam imamları kadroya alan, 3000 Kur’an Kursu açan, Kur’an-ı Kerim aşığıdır.
* Erbakan hocam eş-el mobil sistemiyle, kapitalizme işçiyi ezdirmeyen işçi aşığıdır. Faizi kutsayanlara karşı faizsiz ekonomiyi savunan, yolsuzluk ve rüşveti önlemek için havuz sistemini geliştiren, faizci kapitalist düzene karşı adil düzeni savunan Ekonomist’tir.
* Erbakan hocam Çekiç Güç’ü bir anda kovacak kadar stratejikti. “Bana ne Amerika’dan” diyecek kadar bir devrimci, D-8’leri kuracak kadar bir ümmetçidir. Allah yolunda, söylemesi gerekeni tam söyleyen, söylememesi gerektiğinde susan, yapması gerekeni tam yapan mücahittir.
* Erbakan hocam Kuranı Kerim’i 21 asır Müslümanlarının idrakine Milli Görüş olarak formüle edendir. Müslümanlara ümmet şuurunu aşılayan bir Müceddit’tir.
* Erbakan hocam “Allah ve ahlaktan bahsetmek yasak” diyenlere karşı, “Önce ahlak ve maneviyat” diyerek besmele ile başlayan, “Ben bütün bunları sadece Allah rızası için yaptım” diyerek bitiren bir takva ehlidir.
***
Mesele unutmamak ve unutturmamaktır. Selam ve dua ile… (CUMA ŞAHİN-AGD ADANA TEŞKİLAT BAŞKANI)
OKUR-YAŞAR BİR GENÇLİK
Örnek bir uygulamadan söz etmek istiyorum.
Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Kırıkkale Şube Başkanı Dr. Yusuf BAYRAKTAR tarafından Çelebi Ortaokulu kütüphanesine MGV Yayınları’ndan çok sayıda kitap hediye edildi.
Konuyla ilgili olarak Çelebi Kaymakamı Ayhan ABATAY, yapmış olduğu açıklamada yapılan desteğin hem ilçe halkı için hem de okulda eğitim görmekte olan öğrenciler için faydalı olacağını dile getirdi.
“Okur-yazar” değil de “okur-yaşar” bir gençliğin yaşam tarzı haline gelmesinin gelecek nesiller için son derece önemli olduğunu ifade eden Abatay, desteklerinden dolayı AGD Kırıkkale Şubesi’ne teşekkürlerini ifade etti.
***
Bu hizmeti içtenlikle alkışlıyorum… Darısı diğer AGD Şubelerinin başına…
NOT: Bugün, 26 Şubat 2016, Cuma 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!