Tarih 18 Mart 1915. Kürt üyle, Türk üyle, Arap ıyla
Çanakkale deydik. Birinci Dünya Savaşı içinde, tarihin en kanlı bölümü olarak
bilinen Çanakkale savaşları, gençliğin şuurlanması bakımından büyük mana
taşımaktadır. Bugün turistik geziden başka bir mana taşımayan Çanakkale, 18
Mart 1915 tarihinde; İslam medeniyetinin mensupları olarak topyekûn oradaydık.
Atalarımız küffara karşı tek yumruk olup, şehitlik mertebesine erişmek için var
güçleriyle savaşıyorlardı. Çanakkale muharebeleri milletin kendine güvenini
yeniden tesis etmiştir. Bu muharebeler ki, bu aziz millete İstiklal Harbi ni
kazandıran, adına Çanakkale ruhu dediğimiz yüksek ruh halinin oluşturan yerdir.
18 Mart Çanakkale zaferi, bu milletinin her türlü yokluğa rağmen eşsiz
direnişinin, yedi düvele karşı verdiği ölüm-kalım mücadelesinin adıdır. İslam ı
boğmak ve vatandaşlarımıza esaret zinciri vurmak isteyen emperyalist güçlerin
Çanakkale nin soğuk sularına gömüldüğü gündür. Heyhat! Bugün o medeniyetin
torunları, birbirinden kopuk, dünyevi ve ayrışmış vaziyette; uygarlığın
pençesinde can çekişiyor.
MEDENİYET Mİ
UYGARLIK MI
Medeniyet; Medine kelimesinden türemiştir; bir yönüyle
şehirleşmeyi, diğer yönüyle Medine ye ait olmayı içerir. Zıddı bedeviyettir;
bedevilik yani çölde, çadırda yaşamak. Medeniyet; bir topluluğun, hayat tarzı,
bilgi seviyesi, sanat gücü, maddi ve manevi varlığı ile ilgili vasıfların
bütünü demektir. İslami olandır medeni. İslam ın kurallarına, Medine ölçülerine
göre yaşamaktır. İşte Çanakkale de düşmana karşı ölürsem şehit, kalırsam gazi
duygusuyla savaşan o insanlar böyle bir medeniyetin mensubuydu. Yüz bir yıl
sonra gelinen nokta; halkın uyduruk medeniyet için kullandığı uygarlık
denilen kostümü, imajı, dış görünüşü öne çıkaran bir yaklaşımın mensupları
olmamızdan ibaret. Cihat ruhunu kaybettik. Ilımlı İslam projelerine, medyanın
algılarına maruz kaldık. Dizilerin içinde yaşar olduk. Kanımızdan İslam
medeniyetini süzüp aldılar yerine batı uygarlığı denilen dünyevi bir mikrop
koydular.
Medeniyet, Allah ın hayatın merkezinde olduğu Allah a
kulluk eksenli bir hayat tarzı iken; diğeri yani uygarlık eşyanın, maddenin,
şekilciliğin merkezde olduğu iki hayat görüşü ve yaşama biçimi... Medeniyetle
uygarlık arasına sıkıştırılmış, ortada kalmış bir neslin çocuklarıyız.
Bilinmelidir ki; Küfür İslam la, batıl hakla kıyas yapılamaz.
YİTİK NESİL
Bugün Çanakkale ruhunun yeni nesillere aktarılmasında
eğitimcilere büyük görevler düşmektedir. Vatan, bayrak, din, devlet sevgisinin
ve bağımsızlığın ne kadar önemli olduğunun yegâne göstergesi Çanakkale ruhudur.
Gençliğimize, bu milletin aziz evlatlarına, İslam adalet, batı sömürü
medeniyeti olduğu örneklerle anlatılmalıdır. Yaşına bakılmaksızın eli silah
tutan ve 45 kiloyu geçmiş her gencin İslam ın başşehri İstanbul u korumak için
cepheye alındığını anlatılmalıdır. Anlatmak yetmez! Adeta bu duyguları
yaşatılmalıdır.
Yaklaşık 13 yıldır iktidarda olan AKP hükümeti sürekli
Milli Eğitim Bakanı değiştirerek bunu yapması mümkün değildir. Gerçek tarih
yeniden yazılmalıdır. Yazılan yönlendirici tarih, artık son bulmalıdır. ABD ve
batının oluşturduğu İslami terör algısını yıkmak, Çanakkale ruhu taşıyan milli
görüşçüler tarafından olacaktır. Buna mecburuz. Bunu başarmak Avrupa nın akın
akın Müslüman olmaya koşması demektir. Küreselleşen dünyada kalıcı olabilmenin
yolu milli değerlere yaşamak ve yaşatmak olduğunu da unutmamalıyız. Unutursak,
yok oluruz.