Ekonomiyi yönlendirenler, yaptıkları açıklamalar ile sokaktaki vatandaşlara umut pompalamaya devam ediyorlar.
Aldıkları önlemler ile ülke ekonomisinin çok iyi bir yola girdiğini ileri sürüyorlar.
Ve “hedeflerimiz gerçekleşirse” diye başlayan umut dolu iddialı cümleler kuruyorlar.
Hedefleri gerçekleşirse ne olacakmış?
Bizimle rekabet edebilecek herhangi bir ülke kalmayacakmış!
Yani alınan önlemler ile ülke ekonomisi dünyanın başa güreşen ülkeleri arasındaki yerini alacakmış!
İyimser olmak elbette güzeldir.
Ama iyimser oluyoruz derken de haddi aşmamak gerektir.
Haddi aşarsanız bu defa hayal âleminde seyahat etmeye başlarsınız!
Tıpkı meşhur Nasreddin Hoca fıkrasında olduğu gibi!
Ekonomiyi yönlendirenlerden bu lafları duyunca Nasreddin Hocamızı bir kez daha rahmetle andık.
“Ekonomiyi yönlendirenler yol boyuna çalı dikmeye başlamışlar” diye düşündük!
Bu çalılar büyüyecek!
Yoldan koyun sürüleri geçerken yünleri çalılara takılacak!
Çalılara takılan yünler toplanıp eğrilecek!
Ve bu yünler pazarda satılarak servetlere servet katılacak!
Ekonomiyi yönlendirenlerin anlattıkları bizlere ancak bu kadar inandırıcı geldi!
Adamların hayal dünyası çok geniş!
Neler hayal ediyorlar neler!
Böylesine hayal âlemine dalınca da kendileri ile rekabet edecek kimsenin olmayacağını düşlüyorlar.
Sonra da “hedeflerimiz gerçekleşirse” diye söze başlıyorlar.
Nasıl olsa umut fakirin ekmeği demişler.
Sokaktaki vatandaşlara ne kadar umut pompalarlarsa o kadar mutlu oluyorlar.
İşin garibi hâlâ bu tür masallara inanacak insanlar bulmakta hiç güçlük çekmiyorlar!
Ülkenin dünyada başa güreşen ülkelerinden biri haline gelmek üzere olduğuna inanan hayli kişi var!
Biri bir hikâye uyduruyor.
Ötekilere gerçekmiş gibi aktarıyor.
Onlar buna inanınca hikâyeyi uyduran da inanıyor.
Geçmişte de benzer hikâyeler dinlemiştik.
Ülke öyle bir sıçrayacak ki diye başlayan hikâyelerde dünyanın öteki ülkelerinin apışıp kalacağı iddia ediliyordu.
Aradan yıllar geçti!
Ne sıçrayan ülke var ne de apışıp kalan ülkeler var.