Hayat ne de çabuk geçiyor öyle değil mi Başınızı avuçlarınızın arasına alıp bakıyor ve her şeyin yerinde durduğunu sanıyorsunuz. Fakat bu doğru değil. Gözleriniz sizi yanıltıyor. İnsan, doğa ve hayat sürekli devir daim ediyor. Dünden bugüne kalan bir şey yok. Her şey değişiyor. Hayat, bu değişimin tam ortasından akıp gidiyor.   Yollar farklı noktalardan gelip aynı havzada birleşiyor. Anlayacağınız değişmeyen tek şey, gitmekte olduğumuz yol. Bütün canlıların yolu tek noktada birleşiyor. Ve her canlı yolun sonunda toprakla kucaklaşıyor.

Yaşamını iyi şartlarda sürdürmek her insanın hayali! Ama kimse yolun hangi noktasında nelerle karşılaşacağını bilemiyor.

GÖK KUBBENİN ALTINDA

İnsanların sadece yaşamları, kültürleri ve hedefleri değil acılarına neden olan olaylar da farklı:  Kimileri mermiler altında yaşam mücadelesi veriyor, Geceyi ateş çemberi altında geçiren bebekler de var. Kimileri yoksul ve mazbut hayatlarına kir bulaştırmamak için karınlarına ve ayaklarına taş bağlıyorlar. Namerde boyun eğmemek için ağır bedeller ödeyenler de var. Kimileri yalakalıkla elde ettikleri imkânların sarhoşluğuna kapılıyor Kimileri, acı ihanet, iftira ve haksızlığa maruz kaldıkları halde duyuramıyorlar seslerini İnsanlık kaybediyor geçerliliğini, yalnızca dalkavuklara açılıyor kapılar.

Yaşamına kir bulaştırmak istemeyenler ise ağır bir yükü tek başına taşımaya çalışıyorlar.  Ayaklarının altındaki kirli suları bal şerbeti sanıp içenler, ürettikleri karanlığın içinde kaybolup gidiyorlar. Hedefsiz, şaşkın hercai yolcusu gençler var bir de. Onlar da büyüklerinin izini takip edip, kaybediyorlar şanslarını.  Yol bitmiyor, yolcu tükenmiyor fakat eteğini kirden koruyabilenler bir elin parmakları kadar. O yüzden bu yol hazin bir yol…